Yönetmen Saverio Costanzo’nun Aç Kalpler (Hungry Hearts – 2014) filmi ile 34. İstanbul Film Festivali’nin Aile Bağları bölümünde karşılaşıyoruz. Marco Franzoso’nun “Il BambinoIndaco” (İndigo Çocuk) isimli romanından uyarlanan film, 109 dakika boyunca adeta türler arası bir geçiş sergiliyor. İlk dakikalarında, New York’ta yaşayan iki genç arasındaki aşk hikâyesini anlatacağını düşündürse deilerleyen dakikalarda annelik güdüsüne odaklanan bir psikolojik gerilim filmi olarak devam edip sonlara doğru bir polisiye filmine dönüşüyor.

hungry-hearts-adam-driver-alba-rohrwacher

Filmin, iki kapı arasındaki daracık bir mekânda geçmesine rağmen hareketli ve eğlenceli açılış sahnesi ile Mina (Alba Rohrwacher) ve Jude’un (Adam Driver) tanışmalarına tanık oluyoruz. İkilinin çocukluklarına, iş hayatlarına ve karakterlerine dair bilgileri aktaran ve Boyhood’u (2014) anımsatan zaman geçişleriyle birbirine bağlanmış kısa sahnelerden sonra ise filmin temposu giderek ağırlaşmaya başlıyor.

Bir falcının indigo çocuk* doğuracağını söylemesinin ardından modern tıptan uzaklaşmayı ve sadece sezgilerine güvenmeyi seçen Mina, işinden ayrılışıyla birlikte tüm ilgisini bebeğini dünyanın mikroplarından ve kötülüklerinden korumaya odaklıyor. Bebek, annesinin seçimi nedeniyle hiç dışarı çıkmadan ve sadece vegan yiyeceklerle yetiştirildiği için gelişimi diğer bebeklere göre yavaş kalıyor ve bu noktadan itibaren Jude biraz da çaresizlikle duruma müdahale etmeye çalışıyor. Filmin sonlarına doğru zaman zaman balık gözü lens kullanılarak çekilen sahnelerde ilişkilerin ve dengelerin değişimi vurgulanırken hikâye de tekrar yön değiştiriyor ve bir kaçış planına tanık olmaya başlıyoruz.

hungry-hearts-adam-driver

Okyanus kenarında, artık dalgalardan kaçmaktan vazgeçerek biten hikâyesiyle Aç Kalpler, izleyenlere iyi ve kötü, doğru ve yanlış, hatta suç ve ceza arasında gelgitler yaşatırken sonrasında ne olacağını bilemediğimiz olaylarıyla hayatın muğlak yanını vurguluyor. Filmin bu özelliği, karakterlerin duygu durumlarıyla paralel giden kurgusu ve oyuncuların başarılı performansları ile birleşince, genele göre zayıf kalan finaline rağmen ortaya inandırıcı ve özgün bir çalışma çıktığını söyleyebiliriz.

*İndigo çocuk, 1980-1990 yılları arasında doğan, yaşıtlarına göre daha yaratıcı ve empati gücü yüksek, hatta paranormal yetenekleri olabileceği söylenen çocuklara verilen isimdir.

Tuğçe Mamati

Tuğçe Mamati

21 grama kaç yaşam sığar? 1989 yılında İstanbul’da doğdu. Haydarpaşa Lisesi ve Maltepe Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Mimari Tasarım alanında yüksek lisansa başladı. Mimarlık ve tasarım merakının yanında analog fotoğrafçılık ile uğraşmakta. Miyazaki hayranı. Aylak adımlarla kentte dolaşmayı sever. Uzun zamandır ilgisini çeken bilim kurgu ve sahne tasarımı konularını mimarlık ile aynı tezde buluşturma hayalleri var.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

34. İstanbul Film Festivali İzlenimleri - Pride: Bu ‘LGSM’ Bir Harika Dostum

Sonraki yazı

A Most Wanted Man (2014)