The Salesman (2016)

Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi’ye Yabancı Dilde En İyi Film ödülünü ikinci kez kazandıran film Tahran’da geçmektedir. Arthur Miller’ın “Death of a Salesman” oyununu sahneye koyan Emad ve Rana çifti yıkılmak üzere olan evlerinden apar topar çıkar ve birlikte sahneye çıktıkları bir arkadaşlarının evini kiralarlar. Eve taşındıktan sonra kendilerinden önceki …

DEVAMI →

Two Weeks Notice (1995)

İdealist bir çevre aktivisti bir inşaat şirketinin avukatlığını yapabilir mi? Olmaz olmaz demeyin. Marc Lawrence’nin yönetmenliğini yaptığı romantik komedi türündeki 2002 yapımı Amerikan filminin başrollerinde, romantik komedi denince akla gelen ilk isimler olan Sandra Bullock ve Hugh Grant var. Sandra Bullock’un hayat verdiği Lucy Kelson, Harvard mezunu bir avukattır. Aynı …

DEVAMI →

T2: Trainspotting (2017)

İlk filmde (Trainspotting, 1996) uyuşturucu işinden kazandıkları paralarla arkadaşlarını atlatarak kaçan Mark Renton, ikinci filmde yirmi yıl aradan sonra İskoçya’ya döner. Geçen yirmi yılda hem çok şey değişmiş hem de aslında hiçbir şey değişmemiştir. Renton kaçırdığı paralarla Amsterdam’da kendine yeni bir hayat kurmuş ve evlenmiştir ancak evliliği bitmek üzeredir. Simon …

DEVAMI →

Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children (2016)

Ünlü yönetmen Tim Burton, Ransom Riggs tarafından yazılmış aynı adlı romandan uyarlama olan yine bir fantastik film ile izleyicinin karşısına çıkıyor. Bu kez ekipte güzel gözlü Eva Green yer alıyor. Çocukluğundan itibaren dedesinin fantastik öyküleri ile büyüyen Jake, dedesinin dehşet verici ölümü ile ölümün ardındaki sır perdesini kaldırmak ister. Neler …

DEVAMI →

Rope (1948)

 Rope, psikolojik gerilim filmlerinin efsanevi yönetmeni Alfred Hitchcock’un 1948 yapımı Amerikan kara filmidir. Hikâye, Patrick Hamilton’un 1929 tarihli aynı adlı oyunundan ve aynı zamanda gerçek bir olaydan uyarlamadır. Film, Hitchcock’un ilk renkli filmidir ve gerçek zamanlı olarak ilerleyerek tek bir mekânda geçer. Filmde, Harvard’da okuyan Brandon ve Phillip adlı iki …

DEVAMI →

While You Were Sleeping (1995)

Yönetmenliğini Jon Turteltaub’un yaptığı filmde Lucy karakterine, romantik komedilerin her daim favori ismi Sandra Bullock hayat veriyor. Sandra Bullock’a, ise o güzel sarı saçları ile Bill Pullman eşlik ediyor. Lucy, Chicago’daki bir tren istasyonunda gişecidir, hayatta yapayalnızdır ve çalıştığı tren istasyonundan sabahları işine gitmek için trene binen bir avukata platonik …

DEVAMI →

Manchester by the Sea: Bildik bir trajedi!

Manchester by the Sea, bugüne kadar defalarca kez izlediğimiz, bildik bir trajediyi konu edinmiş kendine. Üstelik bu bildik konuyu anlatırken diğerlerinden farklı hiçbir şey de söylememiş. Yalnız takdir edilesi öyle bir şey yapmış ki, baş karakterin yaşadığı dramı anlatırken izleyicinin duygularını sömürmemiş. Bu filmi Çağan Irmak çekseydi, muhtemelen filmin sonunda …

DEVAMI →

Film Listesi: Benim Sean Penn’im!

Sean Penn’i bundan yıllar önce ilk kez Dead Man Walking (1995) filminde izlemiştim. Filmi izlerken önce, canlandırdığı tecavüzcü katil karakterinden ve de kendisinden nefret etmiş, “Tam role uygun birini seçmişler, pis adam tipe bak!” demiştim. Ardından, karakterin suçsuz olduğuna inanmış ve ona müthiş bir sempati beslemiştim. Filmin sürpriz sonunda ise …

DEVAMI →

Bir Fragman: Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales

Serinin ilk filmi olan Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl, 2003 yılında sinemalarda gösterildiğinde, filmin gişedeki beklenilmeyen başarısından sonra Walt Disney filmi bir seriye dönüştürme kararı almıştı. Johnny Depp’in bir röportajından* edindiğimiz bilgiye bakılırsa, beşinci film olan Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales …

DEVAMI →

A Cry in the Dark (1988)

Yönetmenliğini Fred Schepisi’nin üstlendiği, gerçek bir olaya dayanan filmde Chamberlain Ailesi, biri dokuz haftalık olan üç çocuğuyla birlikte kamp yapmak üzere tatile çıkar. Bir gece anne Lindy Chamberlain, bebeği Azaria’yı çadırlarının içinde henüz uyutmuş ve yanından yeni ayrılmıştır ki bebeğin çığlıkları duyulur. Çadıra gidildiğinde ise minik Azaria artık orada değildir …

DEVAMI →