Bi'Dünya

Ballerina Project: Dans Fotoğrafları Projesi

‘Türkiye’de balerin fotoğrafı çekmek çok zor’

“Biri geldi, elini omzuma koydu ve ‘Ölmekten korkmuyor musun?’ dedi.”

” ‘Günahı çok olan korksun, ben ne yapayım?’ dedim. Bu tepki geldiğinde cami kadrajımda yoktu. Tepkiden sonra camiyi de kadraja soktum.”

Fotoğraf sanatçısı Özgürol Öztürk, Ortaköy sahilindeki bir çekim sırasında başından geçen bir olayı böyle anlatıyor.

Gelen tepkinin nedeni bunun öyle sıradan bir “Ortaköy hatırası” fotoğraf çekimi olmaması. Bu fotoğraflarda başrolde balerinler ve baletler var. Tütüleriyle, taytlarıyla, mayolarıyla… Ve sokakta.

150924164508_ozgurol_ozturk_624x351_ozgurolozturk_nocredit

Ballerina Project, aslında New York çıkışlı bir proje. 15 yıl önce fotoğraf sanatçısı Dane Shitagi tarafından başlatılmış.

Shitagi bir şelale fotoğrafı çektikten sonra, “Burada bir şey eksik” diye düşünmüş. Akşam televizyonda bir bale gösterisi izlemiş. Eksik olan şeyin ne olduğunu anlamış. Bir balerinle birlikte, aynı şelalenin yolunu tutmuş.

Bugün Ballerina Project, dans fotoğrafları kategorisinde dünya genelinde en çok takip edilen çalışmalardan biri. Instagram hesabının 970 binin üzerinde takipçisi var. Yirmiden fazla ülkede, bu projeden esinlenen farklı çalışmalar yürütülüyor.

Ballerina Project Turkey de bunlardan biri.

Özgürol Öztürk, Ballerina Project’le okuduğu bir makale sayesinde tanıştığını söylüyor. Daha önce de balerin ve baletlerle kapsamı ve konsepti farklı olsa da bazı çekimler yaptığı için yazı özellikle dikkatini çekmiş.

Öztürk, “Ne güzel bir fikir. Keşke Shitagi gelip Türkiye’de de çekimler yapsa” diye düşünmüş önce. Sonra dünyanın başka yerlerinde de benzer çalışmaların yapıldığını görmüş. “Shitagi herhalde gelmez, ben çekeyim” demiş. İş başa düşmüş.

150924200533_ozgurol_ozturk_624x351_ozgurolozturk_nocredit

Mart ayından bu yana yürütülen Ballerina Project Turkey çalışmasında şu ana kadar yüzlerce fotoğraf birikmiş durumda.

Mekanlar çeşitli: Kah Galata Kulesi’nin önü, kah Boğaz kıyısı, kah Kadıköy’de bir mendireğin üstü, kah bir üniversite kampüsü, kah Bebek’te bir otobüs durağı…

“Kentin ya da ülkenin sembol olmuş sokakları ya da meydanlarını, baleyle birlikte bir şey söyleyebilecek, bir duygu oluşturabilecek mekanları seçmeye çalışıyorum.” diyor Özgürol Öztürk. Ancak şunu da ekleyerek: “Türkiye gibi bir yerde balerin fotoğrafı çekmek çok zor.”

Bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santral İstanbul kampüsünde çekim yapılıyor. Enerji Müzesi’nin içinde.

150924162908_ozgurol_ozturk_624x351_ozgurolozturk_nocredit

“Burası Türkiye’nin ilk enerji santrali. Kendi estetiği var. Buranın estetiğine baleyi kattığınızda, bütün bu sertlik, bu güç ciddi anlamda kırılıyor.” diyor Öztürk. Enerji Müzesi’nin türbin-jeneratörleri arasında özellikle iki figür parlıyor.

Daha çocukken bale yapmaya başlamış, şimdi 20’li yaşlarının başlarındaki iki balerin, Ezgi Zeynep Gürel ve Simge Uluer mekanın kendilerinde çağrıştırdığı hisleri baleyle yorumluyor.

İkisi de hayli dertli aslında. Biri konservatuarı bitirince ABD’ye gidip dans etmek istediğini söylüyor, diğeri dans etmeyi bırakacağını…

Gürel “Bale ülkemizde bir sanat dalı olarak bile görülmüyor maalesef. Sadece aslında bacak açmaktan ibaret olarak düşünülen bir şey.” diyor.

Uluer de aynı görüşleri dile getiriyor: “Türkiye’de baleye, sanata daha az saygı duyuluyor, daha az değer veriliyor. Balenin iyi reklamı da yapılmıyor. Ballerina Project sayesinde bale belki Türkiye’de daha çok duyurulabilir”.

‘Sanatı görmezden gelemezsiniz’

Enerji santralinin kontrol odasındaki bir panelde “Fazla Tevettür (gerilim) Önleme Cihazı” yazıyor. Belki de bale hayatın hoyratlığına karşı aslında tam da böyle bir yerde duruyor. Özgürol Öztürk’e soruyorum: “Peki ‘Türkiye’de ne meseleler var, sen nelerle uğraşıyorsun?’ gibi tepkiler oluyor mu?” Gülüyor.

“Oluyor, evet.” diyor. “Ama sanatı görmezden gelemezsiniz. Avusturya’da Suriye’den gelen çocuklarla bir oyun sahneye koymuşlar mesela. Savaştan çıkan insanlar bile bir nefes alma fırsatı bulduklarında bunu yapıyorsa, biz de yapabiliriz.”

Öztürk bu projede derdinin zaman ve mekanla da ilgili olduğunu söylüyor:

“Bugün burada bir çekim yaptık, fakat şunu bilmiyoruz: 10 yıl sonra birileri yine burada böyle bir çekim yapabilecek mi? Doğduğun ev duruyor mu? Büyüdüğün sokak? Bizim için güzel olan şeyleri de belgelemeye çalışıyorum bir taraftan.

“Şimdiye kadar İstanbul, İzmir’de çekimler yaptım. Efes Antik Kenti’nde de çekim yapmak istiyorum, Pamukkale’de de, Nemrut’ta da, Diyarbakır’ın Hevsel Bahçeleri’nde de… Eski Foça’ya gidip liman ve sokaklarda çekimler yapacağım. Çünkü Eski Foça eski kalabilecek mi, bilmiyorum.”

‘İnsanlar görünce kendilerini iyi hissetsinler, yeter’

Ballerina Project Turkey, gönüllülük esasına dayalı bir proje. Özgürol Öztürk bir üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışıyor örneğin. Bu projeden hiçbir ticari kaygısı olmadığını söylüyor. Balerin ve baletler de projede gönüllü olarak yer alıyor.

Tasarımcılar çekimler için gönüllü olarak kostüm teklif ediyor. Mekanlar, herkesin gidebileceği, herkesin fotoğraf çekebileceği kamusal alanlar içinden seçiliyor.

Özgürol Öztürk, “Sadece şunu desin insanlar istiyorum,” diyor: “Burada böyle bir şey de olabilir. Bak, burada bale de yapılabilir. Bu mekanlara bir de bu gözle bakalım…”

Beylerbeyi’nde yaptıkları bir çekim sırasında alkışlandıklarını, Taksim’de insanların yanlarına gelip “Ne güzel bir şey yapıyorsunuz” diyerek tebrikler ettiğini anlatıyor.

“Bu projenin başka bir amacı olmak zorunda değil.” diyor son olarak: “İnsanlar görünce kendilerini iyi hissetsinler, yeter.”

*Haber Selin Girit’in BBC Türkçe‘deki yazısından alınmıştır.

Betigül Küçük

Betigül Küçük

1994 yılının 30 Nisan’ında Bergama’da doğdu. 2013 yılında TEVİTÖL mezuniyetinin ardından Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde okumaya başladı. Dünyanın dört bir yanında neler olup bittiğini öğrenmekten aldığı keyfi, öğrendiklerini çevresiyle paylaşarak anlamlandırıyor. Şu sıralar sosyoloji makaleleri okumak ve film izlemek ile uğraşıyor.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Cannes Film Festivali Woody Allen’ın Café Society Filmi İle Açılacak

Sonraki yazı

Hayat Üzerine Bir Ağıt: Ikiru