Gözlerimizi açıyoruz. Gündüz olmamış henüz, içerisi hâlâ karanlık. Odada yalnızız, etrafı seçemiyoruz. Ama orada, kapının yanında kıpırdayan bir şey mi var sanki? (akluofobi- karanlık korkusu) Tekrar yatağın içine kıvrılıp örtüyü başımızın üstüne dek çekiyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Ama uykuya dalmamak için direniyor vücudumuz. Uyku, ölümün bir yansıması değil miydi? (hipnofobi-uyku korkusu) Keşke biri olsaydı yanımızda. Tek başınalık büyüdükçe büyüyor, dayanılmaz bir hâle geliyor. (monofobi- yalnızlık korkusu) Pencereye vuran ay ışığı, rüzgârda sallanan ağaç dallarının uzun gölgelerini odada dolaştırırken artık örtünün altından başımızı uzatmak bile olanaksız. (skiofobi- gölge korkusu) Bu çaresizlik, sıkışmışlık, baskı… Hepsi bir araya gelince baş edemediğimiz bir güçsüzlüğün altında eziliyoruz. (astenofobi- güçsüzlük korkusu) Korkularımız geliyor aklımıza; hepsi bedenimizde birer birer canlanıyor. Kalp atışlarımız, nefes alışlarımız hızlanıyor. Ve tepeden tırnağa tek hissedebildiğimiz, korku oluyor. Korkmaktan korkuyoruz! (fobofobi- korku korkusu)

Duygular, bizi insan yapmanın öncesinde biyolojik temellere indiğimizde hayatta kalmamızı sağlayan en önemli savunma mekanizmalarından biridir. Şefkat duygusuyla bir anne, bebeğine bağlanırken iğrenme duygusu sayesinde bizim için zararlı olabilen, çürük, bozuk besinlerden, yenmemesi gereken nesnelerden uzak durabiliyoruz. Ancak bunun ileri boyutunda psikolojik, obsesif bir rahatsızlık olan fobiler, hayatımızı kolaylaştırmaktansa bizleri daha özel bir durum içine koyuyor. Fakat hareket alanımızı daraltan, yaşam tempomuzu ve düzenimizi doğrudan ve ciddi anlamda etkileyen bu ileri düzeydeki korkuların yalnızca birer psikolojik durum olduğunu, doğru tedavi ve kişisel çabalarla bunları kontrol altına alabileceğimizi unutmamak gerekir. Aksi takdirde kaçan, kovalanır ve tıpkı bu listemizde yer verdiğimiz on filmde anlatıldığı gibi korkularımızın esiri hâline gelmemiz işten bile olmaz!

Bakalım gizemlerle dolu bilinçaltının derinlerinden yansıyan korkularımız, bizlere neler yaptırabiliyor. Eğer sizin de fobofobiniz varsa, korkuların üstüne gitmenin tam vakti!

Rabia Elif Özcan

Rabia Elif Özcan

1995 yılının temmuz ayında, Konya’da doğdu. Bir elinde kalem, bir elinde kitap; okuyarak ve yazarak büyüdü. Ömrüne kelimelerden bir yol çizmek üzere 2014’te Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne başladı. Yürürken, yerken, yaşarken okudu; kelimeleri nefes gibi tüketti, bir bir içindeki mürekkebe doldurdu. Ve gün geldi, bir film şeridinin üzerinde, mürekkep akmaya başladı.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Altın Baklava Film Festivali Başlıyor!

Sonraki yazı

Yol, "Cannes Classics" Bölümünde Gösterilecek