Born Into Brothels : Calcutta’s Red Light Kids (2004)

Hindistan’ın Kalkuta şehrindeki hayat kadınlarının yaşamını fotoğraflamak üzere yolculuğa başlayan belgesel fotoğrafçısı Zana Briski, zamanla bu kadınların çocuklarıyla arkadaş olur ve onlara fotoğraf dersleri vermeye başlar. Yoksul bir hayat süren ve onları bekleyen gelecekten oldukça ümitsiz olan bu çocuklar için ellerindeki kameralar dünyalarına yeni bir soluk getirir. Birer birer hepsinin …

DEVAMI →

Enlighten Up! (2008)

Belgesel yapımcısı Kate Churchill yedi yıldır yoga yapmaktadır. Ancak merak ettiği, fiziksel etkilerinden çok, yoganın içsel yolculuğudur. Bunu kendisinde keşfetmek yerine, yogaya yeni başlayan birisinin aşama aşama ilerleyişini ve değişimini izlemek ister. Altı aydır işsiz olan gazeteci Nick Rosen’ın yogaya olan merakı, önyargılarından üstün gelir ve Kate’in isteğini kabul eder. …

DEVAMI →

Benim Çocuğum (2013)

Benim Çocuğum, yalnızca Türkiye sinemasının kara deliklerinden birisi olan LGBTT bireylerinin beyazperdede temsil edilmesi ayıbını bir nebze örtmekle kalmıyor aynı zamanda ötekileştirilmiş, dezavantajlı bireylerin ailelerinin toplumsal yaşamda bu durumla nasıl başa çıktıklarını ele alarak, bakir bir alana odaklanarak yenilikçi bir tavır da sergiliyor. Can Candan’ın özverili bir kadroyla hazırladığı bu …

DEVAMI →

If a Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front (2011)

FBI’ın Amerika’nın en tehlikeli örgütlerinden biri saydığı çevreci oluşum Earth Liberation Front (Yeryüzüne Özgürlük Cephesi)’ta yer alan Daniel McGowan’ın, oluşumun gerçekleştirdiği sabotajlardan birinin sorumlusu olarak yargılanması sürecini takip eden belgesel, aynı zamanda oluşumun temellerinin atıldığı döneme de ışık tutuyor. Amerikan hükümetinin ülkenin ormanlarını yok edecek çalışmalara imza atması üzerine başlayan …

DEVAMI →

Searching for Sugar Man (2012)

”Her devrim bir şarkıya ihtiyaç duyar.” demiş Rodriguez. Bunu şu şekilde değiştirebiliriz: Her film, yarattığı kendi dünyasından izleyenlere bir ya da birçok şey kazandırabilir. İşte tam olarak bu ‘Searching for Sugar Man’. Aynı zamanda, duyduğumuz ama o an hatırlayamadığımız şarkıların içindeki gizemin hikayesinin ta kendisidir bu film. 1970’lerde iki albüm …

DEVAMI →

Someplace Else (2008)

Hiç yaşantınızın bomboş olduğu izlenimine kapıldınız mı? Oldukça materyalist dünyanızın sıradanlığından kurtulmak yerine bir istatistik olarak kalmayı mı yeğlersiniz? Düşünmeniz gereken her şeyi düşünür, yapmanız gereken her şeyi yapar mısınız? Gündelik gerçeklerle örülü belgesel-film Someplace Else’in her köşesinde ‘yalan’ aşk, ‘yalan’ iş ve ‘yalan’ tamamlanmışlık duygusunun izlerine rastlayacak, artık size …

DEVAMI →

Triumph Des Willens (1935)

Diktatörlüklerin şanındandır, ihtişam, şatafat, görkem. Abideler, köprüler, nutuklar, büyük laflar. Rus Devrimi ardından örgütlü ve denetimli sinemanın propaganda gücünün anlaşılması ve Eisenstein ile Alesandrov’un ‘Oktaybr’ı çekmesinin yedi yıl sonrasında Leni Riefenstahl ısmarlama belgeseli ‘Triumph des Willens’ ile sinemanın nasıl iktidarı besleme kaynaklarından birine çevrileceğini göstermiştir. 1934 yılında Nuremberg’de gerçekleştirilen Nazi …

DEVAMI →

Snuff: A Documentary About Killing on Camera (2008)

Snuff, kabaca eğlence ve gelir elde etme amacıyla birinin ya da birilerinin kamera önünde gerçekten, yani herhangi bir görsel efekte başvurmaksızın öldürüldüğü film türüne verilen isimdir. Gerçekte snuff filmler olup olmadığı her zaman bir tartışma konusu olmuşken, Snuff: A Documentary About Killing On Camera’da bu tartışmaya sinema sektöründen, polis teşkilatından …

DEVAMI →

When the Road Bends: Tales of a Gypsy Caravan (2006)

Film Romanya, Makedonya, İspanya ve Hindistan’da yaşayan ünlü Roman müzik gruplarının 6 haftalık Kuzey Amerika turunu takip ediyor. Birçoğu Tony Gatlif’in muhteşem filmi Latcho Drom (1993)’dan hatırlanacak olan müzisyenler, bu tur çerçevesinde kendi bölgelerinde yaptıkları Roman müziğini ve bunun beraberinde taşıdıkları Roman kültürünü bir araya getiriyorlar. Bu aynı zamanda göçebe …

DEVAMI →

The Act of Killing (2012)

1965 yılında Endonezya’da yaşanan askeri darbe sonucunda, komünist olduğu gerekçesi ile 1 milyon kişi öldürülür. Katliamı gerçekleştiren paramiliter örgütler, sırtlarını devlete dayamış olmanın da rahatlığı ile olan biteni, gururla ve övünerek anlatabilmektedirler. Katliamlar üzerine ülkede öyle bir sinmişlik, kabullenmişlik ve beyin yıkama hüküm sürmektedir ki halkın yaşananları sorgulaması söz konusu …

DEVAMI →