Koyaanisqatsi: Life Out of Balance (1982)

Hopi dilinde “dengesiz ya da dağılan hayat” anlamına gelen Koyaanisqatsi, Godfrey Reggio tarafından yönetilmiş deneysel bir film. Sinematografisinin Ron Fricke’e, hipnotik müziklerinin ise Philip Glass’a ait olduğu film, genel itibariyle yüksek binalar ve bunun tam zıttı doğa manzaralarına ait birbiri ardına dizili ağır çekim ve timelapse içerikli görüntülerden oluşuyor. Hızla …

DEVAMI →

Sing Street (2016)

Dublin’de yaşayan Conor, anne ve babasının boşanmanın eşiğine gelmesi ve ekonomik krizin de kapıya dayanmasıyla okulunu değiştirmek zorunda kalır. Gittiği okulun karşısında her gün bekleyen bir genç kız vardır. Onunla tanışır ve kızın bir model olduğunu öğrenir. Müzikle yakından ilgili, plak koleksiyonu olan abisiyle 80’li yıllarda kliplerin yeni yeni çıktığı …

DEVAMI →

Samsara (2011)

Ülkemizde 12. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilen Samsara (2011), Ron Fricke’nin Baraka’dan (1992) sonra yönetmenliğini yaptığı ikinci uzun metraj film. Fricke, bu filminde yine yapımcı Mark Magidson’la çalıştı ve ikili bir kez daha müzikal ve görsel bir ziyafet ortaya çıkardı. Samsara, “yaşamın sürekli dönen çemberi” anlamına gelen bir Sanskrit …

DEVAMI →

Destiny (1997)

Youssef Chahine, Destiny ile çağını ve sonrasını oldukça fazla etkileyen bir düşünürü mercek altına alıyor. Endülüs medeniyetinin çıkardığı en büyük düşünürlerden biri olan İbn Rüşd ve döneminin siyasi dengeleri konusunda önemli sözler sarf eden Chahine, felsefe-din tartışması üzerinden dinin yobaz çevrelerce nasıl kullanıldığını açık bir şekilde gösteriyor. Kimi zaman müzikal …

DEVAMI →

Crossing the Bridge: The Sound of Istanbul (2005)

Alexander Hacke adındaki müzisyen, kültür karmasının yansıdığı müzik türlerini anlamak ve şehirdeki ahenkli tınlamaları kaydetmek için, hiç Türkçe bilmediği hâlde İstanbul’a gelir. Burada Selim Sesler ile tanışır. Müzik diliyle aralarında bir diyalog gelişmeye başlar. Ardından birçok müzisyen ve şarkıcı onların bu serüvenine katılır ve ortaya İstanbul’un çok sesli korosu çıkar. …

DEVAMI →

Immortal Beloved (1994)

Yönetmenliğini Bernard Rose’un üstlendiği 1994 yapımı film, besteci ve müzik dehası  Ludwig van Beethoven’ın çalkantılı hayatına ve ölümsüz aşkına odaklanır. Beethoven’ın yazdığı gizli mektupların ölümünün ardından ortaya çıkmasıyla, onları bulan sekreteri ve arkadaşı Anton Schindler (Jeroen Krabbé), bestecinin müziğini ve tüm mülkünü Immortal Beloved (Ölümsüz Aşkım) olarak bahsettiği bir kadına bıraktığını …

DEVAMI →

Sweet and Lowdown (1999)

Kendisi de bir caz müzisyeni olan büyük usta Woody Allen; bu filmde Django Reinhardt’tan sonra en büyük caz gitaristi olarak kabul edilen kurmaca karakter Emmett Ray’in hikâyesini anlatır. Hikâye Woody Allen’ın da aralarında bulunduğu otoritelerce anlatılır ve aynı zamanda yorumlanır. Emmett Ray inişli çıkışlı kariyeri boyunca kadınlarla sorunlu birliktelikler yaşar. …

DEVAMI →

Neredesin Firuze (2004)

İMÇ’nin, yani müziğin kalbinin attığı yerin, ölmeye başladığı dönemlerinde tesadüfler eseri bir araya gelen beş adam, bir gün esrarengiz bir kadınla tanışır ve suya düşen hayallerinin gerçekleşeceği umuduna kapılır. Fakat bu umutlar da zamanla boşa gider ve bu beş kaybeden adam eskisinden daha hızlı bir biçimde dibe batmaya devam eder. …

DEVAMI →

The Hole (1998)

Tayvan İkinci Yeni Dalgası’nın en ses getiren yönetmenlerinden Tsai Ming-Liang’ın 1998 yılında Cannes Film Festivali’nde FIPRESCI ödülünün sahibi olan filmi The Hole (1998), oldukça sıra dışı bir hikâyeye sahip. Film, açıklanamayan bir bulaşıcı hastalık ile karşı karşıya kalan Tayvan sokaklarındaki su borusu tamircisinin yanlışlıkla açtığı bir delik vasıtasıyla birbirine bağlanan …

DEVAMI →

The Chronicle of Anna Magdalena Bach (1968)

Magdalena Bach, hatıralarında Sebastian’ı için şu ifadeleri kullanır: “Onunla ilk defa konuşurken duyduğum şiddetli heyecan, başbaşa yaşadığımız uzun yıllara rağmen bugün de tertemiz ve lekesiz duruyor; bu ölümlü dünyada son defa gördüğüm, gözleri kapalı sevgili çehrenin hatırası bile bunu gölgeleyemedi.” Peki, bu duygu yüklü kelimelere bir de Straub ve Huillet …

DEVAMI →