Manifesto: Dünyadaki Tüm Sanatçılar, Toplanın!

“It’s not where you take things from, it’s where you take them to.” Godard   Manifesto‘yu anlamak için kelimeleri çok iyi bilmek, anlatabilmek için ise aynı kelimeleri çok iyi kullanabilmek gerekir. Hiçbirimizin nesnel bir şekilde bu yeteneğe tam olarak sahip olduğunu düşünemiyorum. Ama öznel olarak anlamlandırmaya çalışmamız mümkün. İlk önce …

DEVAMI →

Ismael’s Ghosts: Hayaletler Geri Dönmez

Etrafınızdaki herkes ya birer hayalet olsaydı? Hayır, gerçek anlamda değil. Bir var bir yok olsalardı? Gittiklerinde senelerce haberiniz olmasaydı, yavaş yavaş bir delilik hakim olmaz mıydı hayatınıza? Yanınızda olanları sevemeseydiniz, ya uzağınızda olup hayatta olup olmadığını bilmediğiniz insanları sevseydiniz? Ismael de öyle biri olmaktan kaçamıyor işte. 21 yıl önce kaçan …

DEVAMI →

Eski Rafların Arasından: Frankie and Johnny (1991)

Karşımızda tabanında yapay romantiklik bulunmayan aksine içinde biraz acı biraz mizah karışımı, kozmopolit New York’u yansıtan karakterlerin gerçek öyküsünün tesadüfi buluşmasından ortaya çıkan bir romantik film var. Frankie and Johnny in the Clair de Lune adlı tiyatro oyunundan uyarlanan Frankie and Johnny (1991) filmi, geçen yaz aramızdan ayrılan Gary Marshall’ın …

DEVAMI →

Bir Sahne: Beyazperdede Sınırsız İmkânlar; Hitler’i Öldürmek!

Not: Bu yazı Inglourious Bastards filmine dair yüksek miktarda bilgi içermektedir. Tüm sanat dallarını gözümüzde kıymetli hale getiren yegâne unsur şüphesiz ki hayal gücüne ket vurmama ve insanlığı uçsuz bucaksız düşünce dünyaları peşinde sürükleyebilme kabiliyetidir. Bu kabiliyet kimi sanat dallarında daha dipten dibe kendini var ederken kimilerinde ise daha görünür …

DEVAMI →

Rock’n Roll: Guillaume’nin Dönüşümü!

Jeux d’enfants (Cesaretin Var mı Aşka?, 2003) ve Le Dernier Vol (2009) filmlerinden sonra bu kez kendilerini canlandırdıkları bir filmle yeniden bir araya geliyor Guillaume Canet ve Marion Cotillard. Cesaretin Var mı Aşka? ile bir neslin kalbini çalan Gaillaume artık 43 yaşındadır (Bence andropoza girmek için erken bir yaş.) ve …

DEVAMI →

Bir Hikâye Döngüsü: İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar (2003)

Ne vakit bir su çevrelese toprağı, o toprakta can olsa; çalışsa, konuşsa, paylaşsa, dokunsa, dumanı bundan on binlerce yıl önce tütmeye başlamış olan hikâye yeniden göğe yükselir. Tabiatını oluşturan suyun, toprağın, havanın döngüsü gibi tıpkı, insanın hikâyesi de farklı dilde, toprakta, inanışta dönüp dolaşıp aynı kelimeleri bulur. Bu yüzden yaradılış, …

DEVAMI →

Seni Burada Kimse Duyamaz: Berlin Syndrome

Hayatınızın herhangi bir döneminde terk edildiğinizde, geri kalan bütün ömrünüzde de yine terk edilecekmiş korkusuyla yaşarsınız. Her şey sizin için yarım kalacak gibi olur. Bu korkudan kendini kurtarabilmiş istisna kişiler elbette vardır, ama durum genel itibariyle ele alındığında bu yaşanmışlığın ömür boyu hayatınıza sirayet etmesiyle sonuçlanır. Terk edildiğiniz kişi anneniz, …

DEVAMI →

Söz Uçar: Nuriye, Semih, Veli…

“Direnişçileri gerçekten bulmak istiyorsanız, bütün bu kitapları okumanız gerekecek.” Sinema tarihinde çekilen ilk filmler, dönemin teknolojik koşullarının getirdiği bir zorunluluk gereği süreleri itibariyle kısa filmler olarak çekilmiştir. İlk olarak Lumiére kardeşler, Paris’te “Lumiére Fabrikası İşçilerin Çıkışı” adlı kısa filmle birlikte, insanları sinemayla tanıştırdılar. Daha sonra yaşanan teknolojik gelişmeler ışığında kısa …

DEVAMI →

Kaçacak Yer Yok: Kaygı

Günceli yorumlamak, akıp giden zamanı resmetmek ve ondan ders çıkarmak oldukça zordur. Üstelik içinde yaşanılan zaman size huzursuzluk ve öfke veriyorsa, ondan korkup kaçmak yerine ona karşı koymayı denemek büyük bir cesaret ister. Ceylan Özgün Özçelik, ilk uzun metrajı Kaygı (2017) ile hem bu cesareti göstermeyi hem günceli tüm risklerine …

DEVAMI →

Rastlantılar ve Nedensellik Üzerine: La Double Vie De Veronique

“Derler ki bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır birbirine, Çağlar içinde yankı bulan eski bir çağrı ile zincirlidir ötekine” İnsanoğlu seçimlerinden mi ibarettir? Bizi diğer canlılardan ayıran düşünmemiz ve dolayısıyla yaptığımız seçimler midir? Eğer öyleyse yaptığımız ya da yapacağımız seçimlerde rol oynayan faktörler nelerdir? “İrade” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman şöyle …

DEVAMI →