Belle De Jour: Kırmızı Mı? Beyaz Mı?

Kadın olmanın kuralları var mıdır? Bir kadının düşünebileceği ya da isteyebileceği her şey bir yerlerde yazılı mıdır? Masumiyeti, hiçbir zaman kontrol edemeyeceği, yalnızca bastırabileceği bilinçaltıyla mı ölçülmelidir?  Bilinçaltındakiler harekete dökülmezse mi masumdur; yoksa daha fazla yalan söyleyemeyeceği için bunları bastırmaktan vazgeçtiği zaman mı? Bunuel, Belle De Jour‘da (1967) çocukluğunda yaşadıklarının …

DEVAMI →

Bir Sahne: Yaptım Ama Bir Sor, Neden Yaptım?

 Dünyanın en namuslu, en güvenilir adamını nasıl raydan çıkarırsınız? Onun o saflığını yok edip yerine gözü açılmış, kendi deyimiyle namussuz birini nasıl getirirsiniz? Esasen tüm bu soruların cevabını Banker Bilo (1980) içerisinde bulmak mümkün. İlyas Salman ve Şener Şen’in muhteşem uyumuyla taçlanan, Maho’nun Bilo’ya her defasında attığı kazıklarla hâlâ hafızlarda …

DEVAMI →

Kadın Olmanın Rengi: The Color Purple

Haykırdığınızda sesinizin yankılanamayacağı kadar uzağa gidebilirseniz Güney Amerika’nın kırsallarında cennetin simasını bulabilirsiniz. Burası, uzun gövdeleriyle mor, eflatun çiçeklerin serpildiği, gökyüzü ve yeşil toprak arasında yalnızca ılık rüzgârların dolaştığı, süt beyazı bulutların, bereketli ekin başaklarını emzirdiği yerdir. Uçsuz bucaksız kırların tam ortasında, yaşamayı içinize çekerken ne kadar kalabalık olduğunuzun ayrımına ancak …

DEVAMI →

Hollywood’un Havuzlu Anıt Mezarları: Sunset Boulevard (1950)

“Bizim yüzlerimiz vardı, diyaloglara ihtiyacımız yoktu!” Sunset Bouleverd’ın (1950) eski sessiz sinema yıldızı Norma Desmond’un ağzından çıkan bu ünlü replik, Hollywood’un sesli sinemaya geçişiyle birlikte yok olan eski yıldızlarının nafile çığlığıdır. Sessiz Sinemanın Devrilen Heykelleri Hollywood’da 1920’lerin sonunda ilk örnekleriyle, 30’lara gelindiğinde de artık neredeyse tamamen sesli sinemaya geçilmişti. Bu …

DEVAMI →

Bir Sahne- Caché: Seine Nehrine Atılan Özgürlük

Fransa. 17 Ekim 1961. Cezayir Savaşı’nı protesto eden on binler ve o on binlere ateş açan Fransız polisi. Kırmızı günün sonu: Seine nehrine atılmış yüzlerce Cezayirlinin cesedi ve nehirden haftalarca akan katliam kırmızısı. Fransa suskun. Yıllarca, bu utancın fotoğrafı Fransa’nın toplumsal hafızasının bodrumuna hapsedilir. Yıllarca… Gerçekten hapsedilebilir mi peki? Tak …

DEVAMI →

Ahlaki Bir Zihin Savaşı: Tape

Richard Linklater’ın neredeyse yok denecek bir bütçe ile harikalar yaratabileceğini kanıtladığı filmi Tape’in (2001) başrollerinde Ethan Hawke, Uma Thurman ve Robert Sean Leonard yer alıyor. Tek mekânda geçen, karakterlerin hayatlarının yalnızca bir buçuk saatini bizlere sunan, adeta bir el kamerası ve bir güvenlik kamerası ile çekildiğini düşündürten Tape; oyunculukları, konusu, …

DEVAMI →

Değişen Dünya, Değişmeyen Adam: Muhsin Bey

Şehirler ve toplumlar sürekli bir devinim hâlindedir, tıpkı insanlar gibi. İktisadi, kültürel ve politik birtakım süreçler çoğunlukla bu dönüşümün oluşmasında başat faktörler olarak karşımıza çıkar. Bu dönüşümlerin akabinde yeni ahlâk değerlerinin doğması da pek olasıdır. Muhsin Bey (1987) zamansal olarak tam da bu normların değişim aşamasına rast gelmektedir. Bir karakter …

DEVAMI →

Ben Hassan Değilim, Onun İneğiyim: The Cow

“Hakikatle yaşaması imkânsızdı, kederinden ölüverirdi (insan) kendisine dair hakikati bilse.”                                                                                                                    Andrey Platonov, Can Şehirden, modern kent hayatından çok uzakta bir köy. Etrafı uçsuz bucaksız düzlüklerle çevrili köyün, şehirdeki modernizm ve sanayileşmeye karşın yoksul bir hayat sürdüren köylülerinden yalnızca biri olan Mashti Hassan (Ezzatolah Entezami), ölüm ve yaşam, aidiyet …

DEVAMI →

Mad Max – Fury Road: Ateş Seni Çağırıyor!

Punk ruhu ile heavy metalin birleşiminden çıkma bir alt tür olan trash metal tınıları ve yine türün evrilmiş hâli “death metal” topraklarından kirli bir sahnedeyiz adeta. Arabamızla tam gaz kendimizi çöllere vurduğumuz tüm filmin arka planında ise Judas Priest, Megadeth, Slayer kafalarında gezinen riffler (*) ve Slipknot görsel dünyasından bir …

DEVAMI →

Bir Sahne: İhtiyar Bir Hikâye, Shal (2012)

Toprağa yaslanmış uzun, upuzun Kazakistan sırtları. Kara kışın tam ortasına kondurulmuş bembeyaz bir nokta; ama bir başına, ama uzak, ama zor. Toprağa kavuşabilmek için önce soğuk beyazı delmek gerekiyor bu ıssızlıkta. Âdem ile cennet arasında dünya gireli beri öfke, beyaz bir örtüye bürünüp bütün çıplaklığıyla yere uzanıyor. Beyaz, huzurun timsali …

DEVAMI →