Dört Dörtlük Bir Modern Fabl: Zootopia

Son zamanlarda yurt içinde ve dışında gerçekleşen olaylar, beni beynimin dipsiz kuyularında uzun yolculuklara çıkartıyor. Tarih, felsefe, politika, teoloji, antropoloji… Bunları aynı potada eriterek düşünmeye çalışıyorum “İnsanlık nereye gidiyor?” diye. Kısıtlı bilgi birikimim insan aklımla birleşince bir yerde tıkanıyorum. Böyle zamanlarda değişik bir bakış açısı, bir nebze olsun ferahlatıyor zihnimi; …

DEVAMI →

Hayal Dünyasının Başrolü: Gişe Memuru

Makine gibi tıkır tıkır işleyen bir adamın, kendi rutininin içine yaydığı kasvet ve tabii ki tüm yaşadıklarına rağmen sağlıklı kalabilme çabası. Gişe Memuru (2010); başrolüne yerleştirdiği Kenan (Serkan Ercan) vesilesiyle, toplumdaki rolü belli olan ve bu rolün dışına çıkmak için çaba göstermeyen insanların monoton hayatlarına özgün bakış açısıyla bir eleştiri …

DEVAMI →

Bir Sahne: Nadide Anlar

Takdir vakti gelir; ölüm, Nadide’den eşini alır. Nadide ve hayatı, bir evde baş başa kalır. Ve kalanlara Nadide’nin, elindeki bu hayatla ne yapacağı sorulur:         -Sizce Nadide bundan sonra ne yapsın?         –Bir koltukta kocasın. Yasımı tutsun. Öyle, bir köşede yaşlanıp gitsin. Ara sıra …

DEVAMI →

Bir Hayalperest Öykü: La science des rêves

Yazıyı okurken filmin soundtrackini arka plana atmanızı öneririm. Film bittikten sonra yüzünüzde beliren tebessümü geri getiriyor olacak.  The Velvet Underground’ın After Hours’ını küçük bir değişiklikle duymak bile tekrar dinlemek için iyi bir neden. Türkçeye Rüya Bilmecesi ismiyle çevrilmiş, bu sene 10. yaşını kutlayacak olan La science des rêves, Fransız yönetmen …

DEVAMI →

İnsanlığın En Büyük Utancı: Shame

Kaybedilen kişi size ne kadar yakınsa o kadar hayatınızı etkilediğini hiç fark ettiniz mi? Bir arkadaşınızın dedesi ölse yine üzülürsünüz ama bu üzüntü birkaç dakikayı geçmez. Ya kendi dedeniz ölse? Bir hafta mı, yoksa daha uzun mu? Ya babanız, anneniz, kardeşiniz, can arkadaşınız, eşiniz, çocuğunuz? İnsanı diğer canlılardan ayıran en …

DEVAMI →

Seyrin Başı Süluk, Sonu Vusul: Takva

“Ey iman edenler! Adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (Maide 5/8) İslam; inancın merkeze alındığı bir yaşamda, her canlının eşit fıtratta var olduğunu söyler bizlere. İşte …

DEVAMI →

Bir Sahne: Uçup Giden Fanteziler

Gerçekler ve hayaller…Hemen herkesin içinde bulunduğu büyük ikilem. Üstelik gün geçtikçe içinden çıkılması daha da zorlaşıyor. Dijital hayatın şiddeti giderek artan imaj bombardımanı altında, her tarafımız hayallerle çevrili. Diziler, filmler, kitaplar, şarkılar, dergiler, billboardlar, internet siteleri, mobil uygulamalar… Hepsi bize kendi hayallerini satmaya çalışıyor. Oysaki hepsinin karşısında birbirinden son derece …

DEVAMI →

Sokurov’un Louvre’u Palmira’yı Nasıl Kurtardı?

Russian Ark (2003) filminin hâlâ etkisinde olan ve filmi en iyileri arasına koyan biri olarak, Sokurov’un Francofonia (2015) filmini 27. Uluslararası Ankara Film Festivali’nde izleme şansı bulduğum için ayrı bir mutluluk yaşadım. Tek planda çektiği Russian Ark‘la yapılamayana cesaret ederek çıtayı bambaşka bir noktaya alıp götüren Sokurov, Ermitaj Müzesi’nde bizi …

DEVAMI →

Bir Sahne: XX. Yüzyılda Bir Lilith, Malèna

Derler ki öncesinde, zamanın da berisinde, hırçın dalgalar gibi savrulan saçlarından eflatun akan bir kadın gömülmüş karanlığa. Öylesine yokmuş ki adı, ancak zamanın dile gelmesinden sonra, çok sonra içinde daha fazla tutamayıp bir âdemin kulağına tam üç kez fısıldamış karanlık, sakladığı bu sırrı: Lilith, Lilith, Lilith. Kimselerin bilmemesi gerekiyormuş oysa …

DEVAMI →

Kabul Mü Ettik, Vaz Mı Geçtik, Yok Mu Olduk?: Kor

  “Akıl fikir işleri yapan mühim bir şahsiyet” olan Ahmet’ten, mühim işler yapamasa da fikirleriyle var olmaya çalışan bir karaktere, Cemal’e geçiş; Kor’un (2016), Bulantı’ya (2015) göre en büyük artısı. Kaçak işçi olarak Romanya’ya giden kocasının ardından oğluyla birlikte şehirde yalnız kalan Emine (Aslıhan Gürbüz), eski patronu Ziya (Taner Birsel) …

DEVAMI →