Mehmet Ali Nuroğlu ile Rüya ve Türk Sinemasının Tabuları Hakkında Bir Söyleşi

Sizi ODTÜ’de felsefe okumayı bıraktırıp, Hacettepe’de tiyatro okumaya teşvik eden neden neydi? Buna iki ayrı cevap verebilirim: Pratik nedenler ve daha teorik diyebileceğim nedenler var. Pratik olarak, on beş yaşımdan beri hep oyunculukla uğraştım. İlk olarak lisede drama dersleriyle başladı bu hikâye ve sonra hiç bırakmadım. Her zaman da konvansiyonel …

DEVAMI →

Sinematografisini Karnavala Çeviren Yönetmen: Derviş Zaim ile Söyleşi

Rüya (2016) filmini biraz anlatabilir misiniz? Bu yaratım sürecine çıkmanıza ne vesile oldu?  Derviş Zaim:  Rüya, İstanbul’da yaşayan bir kadın mimarın hikâyesini ele alıyor. Kadın bir mimarlık taahhütlük ofisinde çalışmaktadır. Sevdiği işi yapmamaktadır. Aslında performans, enstelaslasyon sanatçısı olmak amacındadır. Şartlar zordur, yapamamaktadır. Günümüzde yaşayan çoğu insan gibi günü kurtarmak için …

DEVAMI →

Erhan Tuncer’le Söyleşi: Ağustos Böcekleri ve Karıncalar

Üçüncü Adam adlı bloğuyla da hatırı sayılır bir takipçi kitlesi oluşturan senarist ve yönetmen Erhan Tuncer’le, Altın Koza Film Festivali’nde gösterilen filmi Ağustos Böcekleri ve Karıncalar (2016) vesilesiyle buluştuk. Konu konuyu açtı, kısa filmlerden Yadigâr Ejder’e, festivallerden Ağustos Böcekleri ve Karıncalar’a uzanan güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Erhan Bey, kurucusu olduğunuz …

DEVAMI →

Baskı Ve İkiyüzlülüğün Yarattığı “Saklı” Alanlar

Filmin yaratım süreci nasıl gelişti? Bir olaydan mı etkilendiniz, yoksa yaptığınız gözlemler sizi bu senaryoyu yazmaya mı itti? Selim Evci: “Saklı”yı  2010’un sonu gibi yazmaya başladım. Bazen sosyal medyada gördüğün bir  haber, bazen tanık olduğun bir olay etkili oluyor. Aslında sadece çevrene bakman yeterli. Tabii yaptığım bu gözlemleri de senaryonun …

DEVAMI →

Irmak Karasu ile Edifice Üzerine Söyleşi

Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım. Bilgi Üniversitesi’nde Sinema TV ve Psikoloji okumuşsunuz. Aslında bilinen 2 kısa filminiz daha var. Okul projeleri olarak mı başladılar? Eski filmlerinizi de bulabiliyor muyuz? Evet, iki arkadaşımla birlikte okul için bir ödev hazırlarken aklımıza dansçılarla çalışma fikri geldi. Ödevi heyecanla yaptık fakat hiç beğenilmedi, epey üzüldüğümüzü …

DEVAMI →

Kısadan Uzuna Doğru Bir Söyleşi : Abdurrahman Öner

2012 yılında çektiği Buhar kısa filmiyle, yerli ve yabancı festivaller başta olmak üzere adından sıkça söz ettiren Abdurrahman Öner ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Buhar filmini farklı kılan unsurlardan ülkemizde kısa film sektörünün durumuna ve yeni uzun metraj projesi Ay Dede’ye kadar birçok konuyu konuştuğumuz bu söyleşiden keyif almanız dileğiyle. …

DEVAMI →

Sinemadan Televizyona Uzanan Bir Bora Tekay Söyleşisi

Mizahı ile izleyenlerde farklı bir tat bırakan Fasulye (2000) ile sinema dünyasına adım atan, sonrasında televizyona yaptığı işlerle adından söz ettiren Bora Tekay ile oldukça eğlenceli bir söyleşi gerçekleştirdik. Erdal Beşikçioğlu ile yapmayı planladığı yeni projesinden, televizyon sektörüne kadar birçok şeyi konuştuğumuz bu söyleşiden biz oldukça keyif aldık. Sizin de …

DEVAMI →

Bu Istırap İhtiyarlamaz: Ufuk Erden ile O’nsuz Filmi Üzerine Söyleşi

Yas; kimi zaman çığlık, kimi zamansa sessiz bir ağıt. Victor Hugo’nun, “Çocuğunu kaybeden bir anne için her gün ilk gündür; bu ıstırap ihtiyarlamaz.” sözünden hareketle, Türkiye’nin yedi bölgesinden, evladını kaybetmiş yedi direnen annenin hayatına sessiz bir tanıklık O’nsuz (2015). Tüm engellemelere, sansüre ve bulunamayan desteğe rağmen sesini duyurmaya çalışan filmin …

DEVAMI →

Tolga Karaçelik’le Metaforik bir Söyleşi

Son dönemin ilgi çeken filmlerinden Sarmaşık’ın yönetmeni Tolga Karaçelik’le filmleri, ilgi alanları, metaforları, yazım süreci üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Çalışma odasını, 2008’den beri filmlerle ilgili aldığı notların olduğu defterini bize açtığı söyleşimiz için sizleri böyle alalım. Keyifli okumalar!  Bildiğimiz kadarıyla hukuk mezunusunuz. Şiire, öyküye ilginiz var. Sinemaya girene kadarki …

DEVAMI →

Kömürlükten Bembeyaz Çıkmış Bir Kar Korsanı: Faruk Hacıhafızoğlu

Yıl, 1981. Darbenin hemen ertesi. Mekân Kars. Hava soğuk, kömür ise yok. Peki, onca insan nasıl ısınacak? Yöre çocuklarının kar korsanlıkları sayesinde. Tek kanallı televizyon döneminin kahramanlarını kendine şiar edinen ama esas kahramanın kendisi olduğunun farkına varamayan çocukların hikâyesi bu film. Berlin, Nürnberg, Singapur ve Stockholm gibi önemli uluslararası festivallerde …

DEVAMI →