Rams (2015), Cannes Film Festivali’nden “Belirli Bir Bakış” ödülüyle ayrılmış, İzlanda yapımı bir kara mizah. Film, aynı vadide çiftçilik yapmakta olan birbirine küs iki kardeşin, koyunları ölümcül bir hastalığa yakalandıktan sonraki ilişkilerini hatrı sayılır bir incelikle anlatmayı başaran oldukça keyifli bir yapım.

Ancak onu diğer kuzeyli kara mizah filmlerinden ayıran nokta, tartışmasız samimi üslubu. Öyle ki, hiçliğin ortasında yalnızca koyunlarıyla yaşayan, birlikte ama yalnız iki yaşlı adamın hikâyesiyle empati kurmakta hiç zorlanmıyoruz. Bu, kuşkusuz yönetmen Grimur Hakonarson’un başarısı.

Hrutar-Rams

Görüntü yönetmenliği ise takdiri hak eden bir diğer unsur. Filmin yazısal ve görsel yalınlığı arasındaki uyum, planlardaki sadeliğin ihtişamı ve elbette İzlanda’nın doğal güzellikleri filmin anlatısının vazgeçilmez öğeleri. Üstelik yönetmen bunu yaparken yalnızca İzlanda’nın uçsuz bucaksız doğasına sırtını yaslamıyor, görsel hikâye anlatımının gücünü de kullanıyor.

Filmin en güçlü özelliği karekterlere atfedilen derinlik ve ilişkilerin insani doğası. Günümüzde türlere göre kategorizasyon geçerliliğini yitirse de, drama türünde ele alınan Rams, bence en ağır romanslardan daha iyi anlatıyor aşkı. Bahsettiğim aşk, hem kardeşin kardeşe, hem insanın hayvana ve doğaya duyduğu bir bağlılık. Bu yüzdendir ki; bambaşka bir kültürün ürünü de olsa, ortak bir dil yaratmayı başarıyor film.

Temelde iki yaşlı adamın ilişkisini anlatan Rams, konunun kâğıt üzerindeki yavanlığınlığından kendini sıyırmayı hayranlık uyandıracak bir biçimde başarıyor. Mevsimler, bu iki adamın ilişkisindeki çözünmelere paralel olarak değişip, filme sembolik bir boyut katıyor.

rams_movie

Oyunculuklar, değinilmesi gereken bir başka güçlü unsur filmde. İki oyuncunun yalnızca hayvanlarla olan ilişkisini gözlemlemek bile, onları gerçek hayatta o vadide koyun yetiştirmek dışında bir iş yaparken hayal etmeyi imkânsızlaştırıyor. Üstelik ikilinin kimyası birbiriyle de çok uyumlu.

Film, izleyenin ağzında hoş bir tat, biraz da hüzün bırakıyor bittiğinde. Ama filme naif demek, onun çarpıcılığını küçümsemek ve etkisini azımsamak olur. Şunu eklemeliyim ki, Rams bugüne kadar izlediğim filmler arasında beni en çok etkileyen final sahnelerinden birine sahip. Kesinlikle izlenmeli!

Ekin Asar

Ekin Asar

1991'de Ankara'da doğdu.Hayatının büyük bir bölümünü İzmir'de geçirdi. Galatasaray Üniversitesi'nde sinema öğrencisiyken -halen eğitimine devam etmektedir- New York Film Academy'de filmmaking eğitimi aldı. Kendi yazıp yönettiği kısa filmleri var. Kar kürelerini, kuzey ışıklarını, tarçın kokusunu, eylül ayını, ilginç yüzlere ve bulutlara bakmayı sever. Kahveye bayılır. Hep gitmek, keşfetmek ister. Zaman buldukça da seyahat eder. En büyük hayali hep yolda olmak. Bir de olası zombi apocalypseine tanıklık etmek.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

My Love, Don’t Cross That River (2014)

Sonraki yazı

Alpler'in Başkenti: İçinden Torino Geçen Filmler