ARŞİVDEKİ FİLMLER

Sinema Odası: Namlunun Ucunda
Konu: Tüm zamanların savaş filmleri ve savaş karşıtı söylemli yapıtları

Come and See (1985)

Elem Klimov’un yönetmenliğinde, 1943 yılında Belarus’ta Naziler tarafından gerçekleştirilen vahşeti küçük bir çocuğun hikayesi üzerinden anlatan bir Sovyet filmidir. Filmin en can alıcı kısmı ise küçük çocuğun yolda gördüğü Hitler fotoğrafına ateş ettikçe, fotoğraftaki Hitler’in iktidara gelişinden gençliğine kadar yaşananların geri sarılması ve en sonunda Hitler’in bir bebek olarak görülmesiyle çocuğun ateş etmeyi bıraktığı ve gözünden bir damla yaşın süzüldüğü sahnedir.
Damla Erim, 17.07.2011-14:37
2 kişi bunu beğeniyor. 1 kişi izlemek istiyor. 0 kişi ilgilenmiyor.

Yazar Hakkında

Damla Erim

1988 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler lisansını tamamladıktan sonra, Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisansına başladı. Ortaokulda seyrettiği Piyanist filminden sonra savaş temalı filmlere özel bir ilgisi oldu. Kaç yıldır politika okuyor ama insanların neden savaştığını, neden kitleler halinde sistemli biçimde birbirlerini öldürdüklerini henüz çözemedi.

Yorumlar... (5 yorum)

  • bulut dewres, 9 ay, 2 hafta önce

    fazla yoruma gerek bırakmadan izlendiğinde isminin hakkını veren, kuzeyden gelmiş en saglam filmlerden biridir. özellike final sahnesi aslında herşeyin ne kadar basit ama ne kadar vahşi bir hal aldıgını acıda olsa yüzümüze vurur haldedir.

  • Taylan Laçinok, 4 ay, 1 hafta önce

    rakel Dink in dediği gibi " bebek'ten katili yaratan insanın kendisi" izlenmesi gerekli hatta zorunlu bir film kanımca hele ki toplumumuz da bu kadar savaş narası atılırken .

  • töre kara, 2 ay önce

    savaş ve tecavüz.. ikisi de bıçak sırtı konular.. özellikle sanatta kullanıldığında özendirici olmaları ihtimali her zaman güçlü bir şekilde kendini hissettirir.. piyasada "savaş karşıtı" olarak lanse edilen bir çok yapım farkında bile olmadan savaşı özendiren bir işlevi içinde barındırır.. Idi i smotri (come and see) ise piyasada bu tuzağa düşmeden gerçek bir "savaş karşıtı" birkaç yapımdan biri.. savaşın gerçek yüzünü, rus sinemasının inanılmaz görselliği ile bize sunuyor.. çok güzel bir kız yüzü düşünün, gülümseyen bir kız.. ve izlerken suratınıza ister istemez yayılan bir gülümse.. ardından bir anda tüm çıplaklığıyla savaşın vahşeti.. suratınızda asılı kalan gülümsemeyi daha silemeden içinizde derin bir sızının yüreğinizi sıkıştırması.. işte yönetmenin ve filmin gücü tam da burada saklı.. sizi saran, acıtan ve rahatsız eden bir film.. izlemediyseniz bence görsel arşivinizde mutlaka yer alması gereken baş yapıt..

  • Mehmet Göksel Arslan, 1 ay, 4 hafta önce

    Hayal meyal hatırladığım bir kısa filmden iddialı bir replik aklıma kazınmış: " Sinema birçok şey gibi ölümü de hafife alıyor. " Filmler izlenebilirliğini arttırmak için ya da yaratıcısının takıntılarından dolayı şiddeti hep estetize etmiştir. Savaş filmleri genelde daha da ileri giden ve ölümü normalleştiren yapımlardır. Sözde şavaş karşıtı filmlerin büyük çoğunluğu da sürekli olarak izleyici ve kendisiyle çelişir. Come and See bu tuzaklara düşmeyen izlediğim en iyi savaş filmi. Türünün diğer örneklerine bakıldığında düşük bütçeli sayılabilir ve buna rağmen şok edici bir gerçeklik duygusu uyandırıyor. Bu da savaşı tam anlamıyla idrak etmenize yarıyor. Diğerlerinde pek göremediğimiz bir şey daha var filmde: Muhteşem resimler. Elem Klimov Come and See'yi çekmiş olmasaydı bir savaş filminin bu kadar şiirsel olabileceğini düşünemezdik. Kendisi bu kariyerinin en iyi yapıtından sonra başka bir film çekmemiş ve " Come and See'den sonra sinemaya olan ilgisini kaybettiğini " söylemiştir. İlk izlediğimde hissettiğim o ağır duygu bir yana, anlatılanların filmin senaristlerinden Ales Adamovich'in yaşadıkları olduğunu öğrendiğimde bir kez daha şok olmuştum. Sonuç olarak 2. Dünya Savaşı sırasında Alman Nazi ordularının ülkeye girerek Sovyetler Birliği'nin on milyon fazla sivil kayıp vermesine neden olduğu işgali, on üç yaşındaki Florya'nın gözünden anlatan ve izleyiciyi bilinçli olarak rahatsız eden, bunaltan bir yapım. Konu edinilen şey savaş ve katliam ise olması gereken bu değil mi zaten?

  • Dilek Tüzün, 1 ay, 3 hafta önce

    Fiziksel, kitlesel, toplumsal ve sınıflar arası savaş. Acı, ayrılık, şoke eden katliamlar, hüzün ve çaresizlik. Bunların hepsinin, aklımıza mıh gibi kazındığı, muheteşem bir film. Basitçe savaşın ve getirdiklerinin ne kadar kötü bir şey olduğunu düşünenlerin bu eserin,yine savaşın içinde olmuş ve olacak olanlar tarafından ödüllendirilmiş olması ise çok acı.

Kamara Film Logo Ferah Perker Logo
©2011 Fil'm Hafızası. Tüm Hakları Saklıdır.
 

MESAJ PENCERESİ