İnsan, yaptığı her eylemle sanatın öznesi olduğu kadar, en önemli objesidir aynı zamanda. Çünkü sanat duvarları, insanın elleriyle, diliyle, gözüyle örülürken beden, bir araç hâline gelir; eller portrelere dönüşür, dil bir mürekkep deryası, göz de dünyanın, kendi yansımasını bulduğu bembeyaz bir perde olur. Görüntü yoluyla anlatma ve gösterme sanatı olan sinema da bu sanatı, gözü ve bakış açısını merkezine alarak icra eder. Ancak sinemada kurgusal anlatımın yanında, belgeleme niteliğindeki salt “gösterme”, 1920’li yıllarla beraber ayrı bir tür olarak yer edinmeye başlamıştır.

1926 yılında Robert Louis Stevenson ve ekibi, Güney Denizi’nin açıklarındaki Samoan Adası’nda geçirdikleri iki yılın güncesini sinema diliyle tutarlar. Burada, yerleşik halkın tüm alışkanlıklarını, ritüellerini, geleneksel ve günlük yaşantılarına ilişkin ayrıntıları onlarla birlikte bizzat deneyimleyerek kameralarına yansıtırlar. Böylece ortaya çıkan siyah beyaz film Moana, sinema dünyasında yankı uyandırarak “belgesel (dokümanter) film” türünün ilk örneklerinden birini teşkil eder. 30’lu yıllara gelindiğindeyse Türkçe karşılığı “belge film” olan “documentaire” terimi ilk kez Fransızlar tarafından, gezi filmlerinin karşılığı olarak kullanılır. Bu dönemden sonra örnekleri hızla yaygınlaşan belgesel türü, “gerçek yaşayıştan alınan herhangi bir olguyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde ya da buna en yakın biçimde sonradan kurulmuş bezemlerde, seçilmiş yerlerde işleyen, çok kez belirli bir ereği yansıtan filmler”* olarak tanımlanırken, terimin kurucularından John Grierson, belgeseli “gerçeğin yaratıcı bir biçimde yorumlanması” olarak ifade eder. Her iki tanımda da gerçek ve gerçeğin yansıması hedef alınır; fakat bununla birlikte gerçeğe tutulan aynanın açısı, yani gerçeğin yorumlanması ve kendi kurgusunu oluşturacak şekilde düzenlenmesi, sinemada sanatın dile geldiği noktadır. Dolayısıyla belgesel, bir gösterme sanatı olarak, göze yansıyanın beyazperde de karşılık bulduğu, açıklayan, öğreten, tanıtan bir alt tür olarak literatüre geçmiştir.

Bu dosyamızda, ortaya çıkışından bu yana belgesel türünün ilk örneklerinden günümüze dek üretilmiş yapımları alt başlıklarıyla beraber inceleyerek sizlere bir “belgeseller belgeseli” hazırladık.

Keyifli okumalar dileriz.

Rabia Elif Özcan

*https://asinema.wordpress.com/2007/07/12/belgesel-sinema-tarihi/

Fil'm Hafızası

Fil'm Hafızası

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

İstanbul Kırmızısı Filminden Yeni Poster ve Fragman Geldi !

Sonraki yazı

Wanten Bishops Salon İKSV’de