Acımasız Bir Kapitalistin Doğuşu: The Founder

Dünyanın en büyük fast food zinciri olan McDonalds’ın büyüme sürecine eğilen ve elli yaşından sonra milyarder olan Ray Kroc’ın bu amaç uğruna gözünü karartışını odağına alan The Founder (2016), bir başarı hikâyesinden ziyade kendine has bir yergi olarak karşımıza gelmektedir. Yönetmenliğini Saving Mr. Banks (2013), The Blind Side (2009) gibi …

DEVAMI →

Ekibimizin Masalsı Kalemi ile Minik Bir Söyleşi: Rabia Elif Özcan

­Yazı İşleri ekibinin ‘evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…’ dokunuşlu kalemi Rabia Elif Özcan’a hakkında merak ettiklerim, kendisinin sinemaya bakış açısı, masallar  ve  umut ile ilgili birtakım sorular yönelttim. Bu güzel insanı biraz daha yakından tanımak için buyrunuz.   Merhaba Elif, malumun “öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?” sorusu her röportajın …

DEVAMI →

Manchester by the Sea: Bildik bir trajedi!

Manchester by the Sea, bugüne kadar defalarca kez izlediğimiz, bildik bir trajediyi konu edinmiş kendine. Üstelik bu bildik konuyu anlatırken diğerlerinden farklı hiçbir şey de söylememiş. Yalnız takdir edilesi öyle bir şey yapmış ki, baş karakterin yaşadığı dramı anlatırken izleyicinin duygularını sömürmemiş. Bu filmi Çağan Irmak çekseydi, muhtemelen filmin sonunda …

DEVAMI →

İlk Göz Ağrıları Bir Başkadır [Özel Dosya]

1895, Fransa. Babaları, resim öğretmenliğinin ardından fotoğrafçılığa başlamış olan Louis ve Auguste Lumiere kardeşler, genç yaşta fotoğrafçılık ve görsel sanatla tanışmanın da etkisiyle bir düşü paylaşmaktadır: tek karelik fotoğrafları bir araya getirerek hareketi perdeye yansıtmak. Bu, elektrik ve ışığın devrim niteliğindeki keşif döneminde bir tarihin de başlangıcı olacaktır. Kardeşler bu …

DEVAMI →

90’larda Çocuk Olanların Çok Sevdiği 14 Film

90’lı yıllar… Kimilerine göre sinemanın altın çağı olarak anılan zaman dilimi. Goodfellas (1990), Forrest Gump (1994), Fight Club (1999), Reservoir Dogs (1992) ve daha birçok kült olmuş Hollywood yapımının üretildiği yıllar, aynı zamanda 1980-2000 yılları arasında doğmuş ve çocukluğu 90’lara denk gelmiş Y kuşağının da ortaya çıktığı yılları temsil etmektedir. Özellikle Büyük Haziran Direnişi’nde …

DEVAMI →

Takma Dişiyle Hayata Meydan Okuyan Adam: Toni Erdmann

  Toni Erdmann aslen Winfried, iflah olmaz bir romantik. 21’inci yüzyılda hâlâ takma dişiyle insanları –özellikle de kızını- güldürebileceğine inanıyor, kapısına gelen postacıya bile takılıyor, dünyasını gülümsemeyle aydınlatıyor. Eğer filmi izleyip de “Koskoca adamın yaptıklarına bak” diyenlerdenseniz, muhtemelen sistemle iyi bir uyum içindesiniz. Yok, kalbinde ufacık bir kıpırtı meydana gelenlerdenseniz, …

DEVAMI →

En yaratıcı ayrılık sahnesi: Cashback

  Bazı filmleri seversiniz, bazılarını hem sever hem de tavsiye edersiniz ve bazı filmleri de sevdikten sonra mümkünse herkesin izlemesini istersiniz. İşte Cashback (2006) benim için bu üçüncü kategoride yer alan filmlerden. Filmin başındaki ayrılık sahnesi ise “Daha iyisini görmedim.” dedirten cinsten. İngiliz yönetmen Sean Ellis’in yazıp yönettiği Cashback, 2.5 …

DEVAMI →

Belle De Jour: Kırmızı Mı? Beyaz Mı?

Kadın olmanın kuralları var mıdır? Bir kadının düşünebileceği ya da isteyebileceği her şey bir yerlerde yazılı mıdır? Masumiyeti, hiçbir zaman kontrol edemeyeceği, yalnızca bastırabileceği bilinçaltıyla mı ölçülmelidir?  Bilinçaltındakiler harekete dökülmezse mi masumdur; yoksa daha fazla yalan söyleyemeyeceği için bunları bastırmaktan vazgeçtiği zaman mı? Bunuel, Belle De Jour‘da (1967) çocukluğunda yaşadıklarının …

DEVAMI →

Kelimelere Anlam Katan Bizsek, Neden Kalıplara Sığınalım Ki?

Fil’m Hafızası’nın gönüllülerden oluşan bir sinema platformu olduğunu pek çok takipçimiz biliyor. Peki, bu yazıları üreten, etkinlikleri düzenleyen, filmleri seçen ve sosyal medyada sizin beğeninize sunan ekibi biyografilerinden bir adım ötede tanımak ister misiniz? Ekibimizden Alpaslan Paşaoğlu, yine ekibimizden Hande Sönmez’in yani bendenizin sorularını cevapladı. Alpaslan; benim gözümde güzel, duygusu …

DEVAMI →

Yaşlı Kıta Avrupa: Avantgarde Cinémathèque [Özel Dosya]

İlk dönem Avantgarde filmlerin 1920’lerde, ressam ve fotoğraf sanatçıları tarafından yapıldığını düşündüğümüzde, İsveçli ressam Viking Eggling, Alman ressam Hans Richter, Alman ressam ve mimar Walter Ruttmann, Fransız ressam Fernand Léger, Fransız ressam ve kolajcı Marcel Duchamp, Alman ressam Oskar Fischinger, İspanyol ressam Salvador Dali ve Londra’da film yapan Yeni Zelandalı …

DEVAMI →