RöportajSinema Yazıları

Ümit Ünal ile Sofra Sırları Setinden Kısa Kısa

Ekibimizden Kutay Ucun, Ümit Ünal’ın çok kısa süre önce çekimleri tamamlanan yeni filmi Sofra Sırları’nın setine ziyarette bulundu ve ufak bir röportaj gerçekleştirdi. Umarız sizler de keyifle okursunuz. Şimdi sözü fazla uzatmadan röportajımıza geçelim.


Kutay Ucun: Sofra Sırları için neler dersiniz, nasıl başladı süreç?
Ümit Ünal: Sofra Sırları benim çok eski bir projem aslında, 10 yılı aşkın bir proje neredeyse. Anlat İstanbul zamanında bile fikir olarak vardı ve konuşuyorduk. O zaman adı “Sultan Mutfakta” idi. Fakat zaman içinde proje çok değişti. Sultan Mutfakta İngiltere’de geçiyordu, İngiltere’deki Türkler arasında. Temeli aynı kalmakla birlikte senaryo çok değişti. O yüzden adını da değiştirdim. Sinan Yabgu Ünal ve Servan Güney, iki genç yapımcı, onlarla üç sene önce tanıştık. Onlar da bu projeye girmek istediler. Kültür Bakanlığı desteği de var filmde. Fakat oyuncu konusunda birtakım sıkıntılar yaşadık. Bir dönem Hülya Avşar’la çalışacaktık. Hülya Hanım senaryoyu okudu ve çok beğendi ancak daha sonra zamanlamalarımız bir şekilde uymadı ve başka oyuncu arayışına girdik. Demet Evgar’la çalışmaya karar verdik ve aslında çok güzel oldu. Demet çok iyi oyuncu, çok memnunum onunla çalışıyor olmaktan, hem de çok güzel oturdu karaktere. Oyuncu kadrosunda ayrıca Fatih Al var, bence mükemmel bir oyuncu, Alican Yücesoy, Emrah Kolukısa, Fırat Altunmeşe ve Ferit Aktuğ var. Yani çok hoş bir ekip kuruldu. Teknik ekip de çok iyi, zaten görüntü yönetmeni Türksoy Gölebeyi benim yıllardır çalıştığım bir arkadaşım, birbirimizi gayet iyi tanıyoruz artık. Dört haftayı biraz geçtik galiba. Trilye’de bir kar fırtınasına yakalandık, çok büyük bir kar yağdı. Onun dışında hiçbir aksaklık yaşamadık, son derece uyumlu bir şekilde çalıştık.
Kutay Ucun: Peki Sofra Sırları’nın hikâyesi ile ilgili az da olsa bir şeyler duyabilir miyiz?
Ümit Ünal: Hikâye, bir kara komedi. Yani çok ciddi, gerilim dolu, dramatik yanları da var ama bir yanda da komik, absürt tarafları da var. Yemek filmi denen bir tür var sinemada. Bu biraz da Türk yemekleri hakkında bir yemek filmi. Kafayı yemek pişirmeye takmış bir Türk kadını, sıradan bir ev hanımı yani, bir taşra şehrinde yaşıyor kocasıyla beraber. Onun yavaş yavaş gerçeklik sınırlarının dışına çıkışı olarak tarif edebilirim.


Kutay Ucun: Stüdyoda ve gerçek mekânda da çalışmış birisi olarak şu anda stüdyoda çekim yapma hakkında neler söylersiniz?
Ümit Ünal: Stüdyoda çekmek tabii ki teknik olarak işi çok kolaylaştırıyor. Bu filmin çoğu, neredeyse yüzde altmışı bir evin içinde geçiyor. Gerçek bir evin içinde çekmeye kalkışsaydık bütün bu zor hava koşulları filmi de etkileyecekti. Ayrıca ışık da çok etkilenecekti. Bunun gibi birçok durum sayabilirim. Stüdyo olduğu zaman istediğimiz zaman istediğimiz şeyi çekebiliyoruz. Ek olarak kameranın hareket etmesi çok kolay ve her şey elimizin altında oluyor. Stüdyoda çalışmak o açıdan çok güzel bir şey. Dış mekânları da Trilye’de çektik, Bursa’da. Orada bir ev seçtik. O evin içini burada stüdyoya kurduk.
Kutay Ucun: İyi bir film olacağına eminim, açıkçası sete gelince bile hafiften bir heyecanlandım. Ama şu anda film yapmanın türlü zorlukları var. Gündem ve koşullar biraz zorluyor film sektörünü. Evet, Sofra Sırları filminize bakanlıktan destek var ama yeterli mi? Ve son olarak projenin ulaşacağı nihai noktayı nasıl görüyorsunuz?
Ümit Ünal: Bu projenin daha önce başka yapımcılarla da maceraları oldu. Yurtdışında İngiliz bir yapımcı vardı onunla da bazı temaslar gerçekleşti mesela. Bir dönem benim için neredeyse rafa kalkmıştı yani. Sonra şimdiki yapımcılarla yeniden hayata geçti. Ama bu yapımcılarla da üç yıl sürdü neredeyse. Arada birçok umutsuzluğa kapıldığım dönemler oldu. Özellikle geçen yaz 15 Temmuz Darbesi sonrasında bir sponsor / ortak bulmak ortamın belirsizliğinden daha da güçleşmişti. Biz Kültür Bakanlığı’nda 450 bin liraya hak kazanmıştık. Ama bu para bir filmin bütçesinin üçte biri ya da ne bileyim yarısından az. Finansta da zorlandık, ki beklememizin sebeplerinden biri de buydu. Ortak bulunamadı, sponsorlardan önce tamam deyip sonra ayrılanlar oldu. Bir ara baya umudumu kesmiştim, biz herhalde çekemeyeceğiz bu filmi diyordum. Ama işte başta planlanan bütçenin biraz daha azına çekiyoruz şu anda. Pek çok yapımın yaşadığı bir şey bu ve bu şekilde bile olsa çekebiliyor olmak büyük bir şans aslında. Çünkü bir sürü proje iptal oldu, ertelendi ve çekilemedi. Bu dönem gerçekten zor bir dönem film çekmek için. Hem çekmesi zor hem çektikten sonra nerede göstereceğin, nereye satacağın zor. Ben yine de bu filmin festivallere gitmesini çok istiyorum ama film tamamlanıncaya kadar filmin kaderini görmemize imkân yok. Şu an filmin benim kafamda çektiğim hali festivallere gider ve seyirci ile buluşursa çok iyi olabilir diye düşünüyorum. Ama tabi bitecek, kurgusu yapılacak ondan sonra bakacağız.

 

 

Can Bediroğlu

Can Bediroğlu

Ekim 94’te Gaziantep’te doğdu. YTÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden manasız bir zamanda mezun oldu. Geleceği üzerine bazı plan, programlar yaparken Fil’m Hafızası’nda da ufak tefek şeyler karalamaya başladı. Huzurlu ve sakin bir hayatın peşinde. Oyunu iki yönlü oynayabilen orta saha oyuncuları, film-noir ve İngiliz mizahı özel ilgi alanları arasında.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Suriye Savaşının Dramı Berlin Film Festivali'nde!

Sonraki yazı

67. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Sahibini Buldu!