1800’lü yılların sonlarına doğru kamera kayıt teknolojisinin daha yeni yeni var olmaya başladığı dönemlerde henüz sinema sanatından söz edilmiyordu. Daha çok günlük sıradan olayların çekildiği dönemde hayvanların hareketleri, trafik ışıkları veya sirk görüntüleri çekiliyordu. Bu dönemde başka filme alınan etkinliklerden biri ise dans gösterileri oluyordu. Mehmet Özveren, Sinemada Dans makalesinde bu konuya şöyle değinir: “1908’de film yapmaya başlayan Amerikalı sahne aktörü D.W. Griffith filmlerinde geleneksel oyunculuk tekniğindeki mim ve dans arasındaki ilişkiyi kullandı. Griffith filmlerinde ritmik düzenlemeyi kontrol etmeye özen gösterdi. Sinema ve dans arasındaki pandomimik, ritmik yakınlığı iyi kullandı… Dansı ‘damıtılmış, katıksız hareket’ olarak tarif eden Elizabeth Kendall seyircide yarattığı etki ile dansın filmlere yenilik getirdiğini söylüyor.” (1)

Yıllar geçtikçe dansın sinema ile birlikteliği gittikçe azalmış ve başka sinematografik anlatımlar ağır basar hâle gelmiştir. Böylelikle dans sinema için bir amaç değil, araç olmaya başlamıştır. Aşağıda naçizane bahsetmeye çalıştığım filmlerde geçen dans sahnelerini, hem filme katkıları hem de görsel anlamda içerdiği estetiği baz alarak seçmeye çalıştım. Yine listenin en altında da belirttiğim üzere sinema tarihinde anlatılabilecek o kadar güzel sahneler var ki, sakın bu listede şu niye yok, bu niye yok diye yargılamayın,  maalesef hepsini bu listeye koyacak ne yerimiz var ne de zamanımız mevcut 🙂

Filmler kronolojik olarak sıralanmıştır. Keyifli okumalar

  • Voulez-Vous Danser Avec Moi? (Michel Boisrand – 1959)

Listenin en eskisi 1959 yapıımı Voulez Vous Danser Avec Moi?. Haksız yere cinayetle suçlanan birinin eşi rolündeki efsane oyuncu Brigitte Bardot ile İzmir’de yetişip dünyaya açılan Dario Moreno’nun dans sahnesinin tadı bir başkadır. Brigitte Bardot; özellikle Fransa’da etkin olduğu yıllarda özgür kadının simgesi hâline gelmiş ve Fransız Devrimi’nin de simgesi Marienne figürünün ilk gerçek resmi yüzü olmuştu. Bu taraftan bakıldığında “özgür kadın ve dans” birlikteliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha görmüş oluruz.

  • Zorba the Greek (Mihalis Kakoyannis – 1964)

Sinema tarihinin en ikonik dans sahnelerinden birine sahiplik yapan 1964 yapımı Zorba filmi, hayattan fazla beklentisi kalmayan Yunan asıllı İngiliz yazar Basil’in (Alan Bates), Alexis Zorba (Anthony Quinn) ile arkadaşlığını konu alır. Özellikle Girit sahilinde Anthony Quinn’in sirtaki öğrettiği sahne, hikâyenin de önüne geçerek, filmi izlemeyenlerin bile bildiği bir sahne olmuştur.

  • Bande à Part (Jean-Luc Godard – 1964)

Fransız Yeni Dalga akımının klasiklerinden Jean-Luc Godard’ın en meşhur filmlerinden biri Bande à Part. Bir kadın-iki erkek arasında oluşan aşk üçgeninde Arthur (Claude Brasseur), Odile (Anna Karina) ve Franz’ın (Sami Frey) arasında geçen şiirsel diyaloglar ile yine ikonlaşmış Louvre Müzesi’nde koştukları efsane sahnelerinin yanında, birlikte dans ettikleri sahne de oldukça güzeldir.

Film Godfather olunca dans sahnesi de ağırbaşlı olacaktı doğal olarak. Don Vito Carloene’nin (Marlon Brando) kızının düğününde Connie’yi (Talia Shire) dansa kaldırdığı zarif sahnede Don Vito’nun çevresindeki kişilere hafif bir baş selamı ile dansa başlaması, onun filmdeki ağırlığına yaraşacak bir güzellikte.

  • Time of the Gypsies (Emir Kusturica – 1988)

Kusturica sinematografisine altın harfle yazılı 88 yapımı Time of the Gypsies’de Perhan’ın (Davor Dujmovic) sarhoş olup dans ettiği sahneyi çok da anlatmaya gerek yok sanırsam. Kusturica’nın kamerası, Goran Bregovic’in mükemmel Ederlezi şarkısı, genç yaşta ölen Davor Dujmovic’in kendinden geçtiği dansı, tam bir başyapıt sahnesidir.

Çocukluğumda en sevdiğim filmlerindendir, Tim Burton imzalı gotik başyapıt Beetle Juice. Talihsiz bir kaza sonucu genç yaşta ölen çiftin, ‘öteki tarafa’ kabul edilinceye kadar evlerinde kalmaları ve sonrasında yeni taşınan aileyi korkutup kaçırmaya çalışmaları konu edinilir. Hayalet ikilimizin ünlü yemek sahnesinde onlara korkutucu dans yaptırmaları filmin en eğlenceleri sahnelerinden biridir. Filmin tamamında çok başarılı kullanılan Harry Belafonte’nin yorumladığı şarkılardan biri Day-O ise eminim herkesin çok sevdiği şarkılardan biri haline gelmiştir. 80’lerin sonu 90’ların başında çocuk olan herkesin bildiği Grup Vitamin’in ‘Ellere var da bize yok mu’ şarkısına da esin kaynağı olmuştur.

  • Kickboxer  (Mark DiSalle, David Worth – 1989)

Dansın güzelliğine nazaran absürtlüğü ile listeye dâhil olan Jean Claudde Van Damme ve dansı içerdiği ironi ile hatırı sayılır bir güzellik taşıdığı kesin. Şiddetin ön planda olduğu maskülen bir filmde bu denli kıvrak hareketlerin olması filmin mizah damarını çok güzel besliyor.

  • Scent of a Woman-(Martin Brest-1992)

Yine listenin en ikonik dans sahnelerinden biridir Scent of a Woman’daki Al Pacino’nun tangosu. Görme engelli birinin bu denli özgüven isteyen bir dans türünde izleyenleri etkilemesi takdire şayandır. Al Pacino’nun oyunculuğu da yine efsanedir ki zaten en iyi erkek oyuncu Oscarı’na bu filmle sahip olmuştur.

  • Pulp Fiction (Quentin Tarantino – 1994)

Bir filmde dans denilince ilk akla gelen, Pulp Fiction’daki John Travolta ve Uma Thurman’ın karşılıklı döktürdükleri sahnedir. John Travolta’nın zaten dans geçmişi bilinen bir gerçektir ve şahsi fikrim, sahnenin bu kadar iyi olmasının sebebi de budur.

  • Titanic (James Cameron – 1997)

Sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri sayılan Titanic’deki dans sahnesi ise filmin kırılma noktalarından biridir. Farklı sınıflardan gelen iki kişinin aşkını konu alan filmde üst sınıfa mensup Rose (Kate Winslett) ile alt tabakadan Jack’in (Leonardo DiCaprio) yakınlaşmasının başlangıcıdır aynı zamanda bu sahne. Sınıf farklılıklarının ortadan kalkıp, aynı dans pistinde insanların eşitlendiği bir sahne olması bakımından da sosyolojik bir altmetinle okunabilmektedir.

  • Y Tu Mamá También (Alfonso Cuaron – 2001)

Yetişkinliğe geçme sürecindeki iki delikanlı Julio (Gael Garcia Bernal) ve Tenoch’un (Diego Luna) yaşça kendilerinden daha büyük Ana (Ana López Mercado) ile çıktıkları yolda filmin sonuna doğru, bu üçlünün romantizmin doruklarına çıkan dansları, filmin geneline yayılmış olan romantizm ve erotizmin nihai bir sonucu gibidir.

  • 13 Going 30 (Gary Winick – 2004)

Listedeki diğer filmlerin aksine daha çok gişe mantığında çekilmiş olan 13 Going 30deki Thriller dansı sahnesi… Sıkıcı bir partiyi canlandırmak adına 30 yaşına dönüşmüş kahramanımız içindeki çocukluk duygusuyla tek başına dansa kalkışması ve diğer insanları hareketlendirmek için sergilediği çabası, dansın güzelliğini yansıtan tarafı. Michael Jackson’un Thriller şarkısına çektiği klipte, dans zaten başlı başına sinematografik bir özelliği olduğundan 13 Going 30 filmi vasıtasıyla Thriller klibini de onurlandırmak gerek.

  • Polis (Onur Ünlü – 2006)

Bu filmi izlemeyen ama Onur Ünlü sinemasına az da olsa hâkim olan birine bu sahneyi gösterdiğinizde, direkt “Onur Ünlü çekmiştir.” dememesi içten bile değildir. Nev-i şahsına münhasır sinemacımız Onur Ünlü’nün yine kendine has sinema diliyle çektiği 2006 yapımı Polis filminde, klasik Türk ailesi pikniğe gider; ip atlanır, top oynanır, mangal yakılır. Buraya kadar her şey normaldir ve bu, bir Onur Ünlü filminde göremeyeceğimiz kadar son derece sıkıcıdır. Ailemizin mutlu olduğu göstermeye yetmez bu sıradan şeyler. Peki burada ne yapar Onur Ünlü? Tabii ki herkesi şaşırtarak Gloria Gaynor’un I Will Survive şarkısı eşliğinde efsane bir dans sahnesi ekler.

  • Blue Valentine (Derek Cianfrance – 2010)

Boşanmanın eşiğine gelen bir çiftin ilişkilerini gözden geçirmelerini konu edinen filmde kapalı bir dükkânın önünde Ryan Gosling’in ukelele çalıp şarkı söylediği sahnede Michelle Williams’ın şirin dansı filmin en güzel sahnelerinden biridir ayrıca.

  • Frances Ha (Noah Baumbach – 2012)

Listenin en genci 2012 yapımı Frances Ha’da daha ilk filminde efsanevi performans gösteren, şimdiden fenomen statüsüne ulaşmış Greta Gerwig’in New York sokaklarında yaptığı dans koşusu hâlâ akıllarda. Leos Carax’ın 1986 yapımı Mauvais Sang filmindeki David Bowie’nin Modern Love şarkısı eşliğinde Dennis Lavant’ın koşusuna saygı duruşu niteliğindeki bu sahne yakın zaman sinemasının en güzel anlarından biridir

Unuttum sanmayın! Sinema tarihinde o kadar güzel dans sahnesi vardır ki, hangisini listeye alsan diğerinin boynu bükük kalır. Bonus olarak;

    • Gadjo Dilo (Tony Gatlif – 1997)

  • Dila Hanım (Orhan Aksoy – 1977)

  • Singin’ in the Rain (Gene Kelly, Sanley Donen – 1952)


 

  1. Mehmet Özveren – Sinemada Dans – Yaz 2006 – Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu sitesi http://eski.bgst.org/dans/arastirma.asp?id=60&bn=7&righthtml=SinemadaDans

Güray Karaayak

Güray Karaayak

1986’nın karlı bir kış günü dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Salo ve Solome’un 120 günü filmini yurtta 5 arkadaşıyla başlayıp tek başına bitirdiğinde, Pasolini en sevdiği yönetmen, sinema da en büyük tutkusu oldu.Çocukluk hayali, Sadun Boro’nun Kısmet’i gibi dünyayı dolaşmak olup, şu an özel sektörde proje finans departmanında masa başı bir işte çalışıyor.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Piktogram Film Afişleri

Sonraki yazı

Kor'dan İlk Fragman Geldi!