Tom à la ferm (Tom At The Farm – 2013, Yön: Xavier Dolan)

“Bir gün ansızın yiter dostlar ve sevgililer Etin ve kemiğin sıcaklığıyla solar sevdalar İşte o gün her şey ölür” * “Bir parçamı kaybettim ve ben artık bir hiçim”: Bir kaza sonucu ölen erkek arkadaşının cenazesinde konuşmak üzere Tom’un hazırladığı bu cümlelerle başlar Tom à la ferme. Cenaze töreni için sevgilisinin henüz tanışmadığı …

DEVAMI →

Återträffen (The Reunion – 2013, Yön: Anna Odell)

Bu sene İsveç sinemasının en ses getiren filmi Buluşma, performans sanatçısı Anna Odell’in ilk sinema filmi. Anna Odell kendisinin yazıp yönettiği oyuncaklı filminin başrolünde de kendisini canlandırıyor. Dokuz yıl boyunca aynı sıralarda oturduğu ilkokul arkadaşlarının yirmi yılın ardından gerçekleştirdikleri özel buluşma gecesine davet edilmeyen Anna, tüm arkadaşlarının rollerine birer oyuncu …

DEVAMI →

Vi är bäst! (We Are the Best! – 2013, Yön: Lukas Moodysson)

Bizden İyisi Yok, Lukas Moodysson’un sinemasından bir kere de olsa yolu geçmiş olanları şaşırtmayacak bir film. Ergenlik yıllarının güzellemesini yapmayı seven yönetmenin yeni filmi, 1982 Stockholm’ünde 12 – 13 yaşlarındaki üç kızın çevresinde bir punk hikâyesi anlatıyor. Yakın arkadaşlar Bobo ve Klara, hayatlarındaki sıkıntıyı dile getirebilmek için çok sevdikleri punk …

DEVAMI →

Eastern Boys (2013, Yön: Robin Campillo)

Laurent Cantet’in filmlerinin kurgusunu üstlenip, birçoğunun da senaryo ekibinde yer alan Robin Campillo, ikinci uzun metraj çalışmasıyla 33. İstanbul Film Festivali’nin ”Nerdesin Aşkım?” bölümünde gösterim şansı buldu.  2004 yapımı ilk filmi Les revenants ile 2000’ler sonrası Fransız sinemasına yeni bir soluk getirdiğini düşünüyorum Campillo’nun. Ele aldığı konu ve onu işleyiş …

DEVAMI →

Coherence (2013, Yön: James Ward Byrkit)

Robotlardan, uzaylılardan ya da fantastik olaylardan hoşlanmıyorum diyenlere bahane bırakmayan bir bilim kurgu filmiyle karşı karşıyayız. Çünkü Coherence, gayet sıradan hayatları olan sekiz arkadaşın bir akşam yemeği sırasında yaşadıklarını konu alıyor. O akşama dair sıra dışı görünen tek şeyin bir kuyruklu yıldızın dünyaya alışılmadık derecede yakın geçişi olduğunu görüyoruz. Kamera …

DEVAMI →

Uri Sunhi (Our Sunhi – 2013, Yön: Hong Sang-Soo)

Hiç kuşkusuz Güney Kore yeni dalga sinemasında kadın-erkek ilişkilerine dair en özgün örnekleri veren önemli isimlerden biri Hong Sang-Soo. Bir ilişkinin gündelik hayat çerçevesinde hem kadın hem de erkek için etkisini ve aradaki bağların süreçlerini çok farklı perspektiflerden sunan yönetmen, ilk bakışta basitmiş gibi gözükse de son derece karmaşıklaşan ilişkilerin …

DEVAMI →

Sacro GRA (2013, Yön: Gianfranco Rosi)

Ülkemizde Çevreyolu adıyla gösterilen Sacro GRA’nın esin kaynağı olarak bizzat yönetmeni tarafından işaret edilen Görünmez Kentler (1972) kitabında Italo Calvino, bir kenti kent yapanın kapladığı alanın ölçüleri ile geçmişinde olup bitenler arasındaki ilişki olduğunu söyler. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanan ilk belgesel olma ünvanına sahip Sacro GRA, Calvino’nun bu …

DEVAMI →

Bai Ri Yan Huo (Black Coal, Thin Ice – 2014, Yön: Yi’nan Diao)

64. Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülüne layık görülen Çin polisiyesi, yılın en merakla beklenen filmlerindendi. 1999 – 2004 yılları arasında işlenen bir dizi cinayetin peşini süren dedektifle, cinayetlerin sorumlusu olarak şüphelenilen gizemli bir kadının hikâyesi ekseninde dönen film, film-noir ile kara komedi, gerilim ile romantizm arasında gidip geliyor. 2000 …

DEVAMI →

Redemption+Shorts (Kefaret+Kısalar, 2013, Miguel Gomes)

Redemption (Kefaret, 2013, Miguel Gomes) Deneysel ve yenilikçi bakış açısıyla sinemaseverlerin takdirlerini ve beğenilerini  kazandığı Tabu’dan sonra merakla yeni filmlerini beklediğimiz Portekizli yönetmen Miguel Gomes, İstanbul Film Festivali’nde Redemption+Shorts’la seyirciyle buluşmaya başladı. Tabu’da ve diğer kısa filmlerinde olduğu gibi Redemption(2013)’da da geçmişin mitleri ve masalları fonda yer alırken, dört farklı …

DEVAMI →

The Zero Theorem (2013, Yön: Terry Gilliam)

The Zero Theorem, future-retro modasının hâkim olduğu yakın gelecekten bize seslenen bir Terry Gilliam filmi. Yönetmenin geleceğe dair düşüncelerini izleme fırsatı bulduğumuz filmde, kapitalizmin egemenliği altına girmiş, 80lerin renklerinin ileri teknolojiyle birleştiği, yer yer absürtleşen bir dünya ile karşılaşıyoruz. Ütopya/distopya türlerinin temeli olan işleyen sistem ile sorgulamayı bırakmış ve halinden …

DEVAMI →