İFF'den İzlenimlerSinema Yazıları

Aimer, boire et chanter (Life of Riley – 2014, Yön: Alain Resnais)

George Riley’nin en fazla 6 ay yaşamının kaldığı haberi arkadaşlarını üzüntü içine düşürür. “Zavallı” George’un bu son zamanlarında bir meşgalesi olması adına arkadaşları oynayacakları piyeste rol almasını teklif ederler. Kabul eden George piyesin ilk sahnelenmesinden sonra ömrünün muhtemel son tatiline çıkmak istemektedir.

riley

Yakın zamanda kaybettiğimiz usta yönetmen Alain Resnais’ın son işi olan film, Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı’ya layık görülmüştü. Geçmiş işlerinde de tiyatro ile flört eden Resnais daha öncekilerdeki gibi (Smoking / No Smoking (1993), Private Fears in Public Places (Coeurs, 2006)) Alan Ayckbourn’un bir oyunundan uyarlanmış, deneysel bir yapımla karşımızda. İngiltere’nin York kırsalında yaşayan karakterlerimizin güneşli, sımsıcak bir havada evlerine varıp, yeşil ve aydınlık dış mekanlarda kendilerini seyrediyoruz. Goerge’un kritik durumu ilk dakikaların ana konusu olsa da, bu, görüntülere hiç yansımıyor ve filmin eğlenceli karakterleri ve komik diyaloglarına uyan bir hava yaratıyor. Sahnelerin pastel çizimleri her mekân değişiminde bize servis ediliyor ve kendimizi çizimlerin tiyatro setlerinde buluyoruz. Setler basit dekorlar, plastik çiçekler ve arka planda binaların siluetleriyle yalın bir şekilde tasarlanmış ve aydınlık hissi başarıyla verilmiş. Filmin teatral yapısı, Resnais yer yer kamerayı akıllıca kullansa da, seyirciyi sinematik zevklerden uzak tutuyor. Buna karşın iyi oyunculuk ve akıcı anlatım, ekranda bir defa bile görünmeyen enigmatik George’un, karakterlerin hayatlarına ne denli etki ettiğine ve onları sürüklediği aşk, ihanet ve arkadaşlık üçgenine bizi derinden bağlıyor.

İngiltere’nin York kırsalında Fransızca konuşan karakterlerin İngiliz kahvaltısı yapıp, The Daily Telegraph okuması filmin deneysel ve sürreal yapısını daha da pekiştirmiş. Seyirciyi söz konusu piyesten diyaloglarla karşılayan film belki de sadece bir kurmacada, bir tiyatroda bulunabilecek türden, eğlenceli ve yer yer absürd davranan karakterleriyle, bize belki de bunun bir film, bir kurmaca olduğunu hatırlatıyor. Resnais son sinema dersini veriyor.

Aytaç Kanacı

Aytaç Kanacı

1988 yılında Adana'da doğdu. Adana Anadolu Lisesi ve Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri bölümünden mezun olduktan sonra Fransa ve Norveç'te Renk Bilimi ve Medya Teknolojileri üzerine yüksek lisansını tamamladı. Bağımsız sinema hayranı, özellikle kısa metraj film çalışmalarında yer almaya çalışıyor.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Köprüde Buluşmalar Forum: Haykır, Diren, Kaydet

Sonraki yazı

Sunrise: A Song of Two Humans (1927)