Kaçacak Yer Yok: Kaygı

Günceli yorumlamak, akıp giden zamanı resmetmek ve ondan ders çıkarmak oldukça zordur. Üstelik içinde yaşanılan zaman size huzursuzluk ve öfke veriyorsa, ondan korkup kaçmak yerine ona karşı koymayı denemek büyük bir cesaret ister. Ceylan Özgün Özçelik, ilk uzun metrajı Kaygı (2017) ile hem bu cesareti göstermeyi hem günceli tüm risklerine …

DEVAMI →

Rastlantılar ve Nedensellik Üzerine: La Double Vie De Veronique

“Derler ki bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır birbirine, Çağlar içinde yankı bulan eski bir çağrı ile zincirlidir ötekine” İnsanoğlu seçimlerinden mi ibarettir? Bizi diğer canlılardan ayıran düşünmemiz ve dolayısıyla yaptığımız seçimler midir? Eğer öyleyse yaptığımız ya da yapacağımız seçimlerde rol oynayan faktörler nelerdir? “İrade” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman şöyle …

DEVAMI →

Üç Raylı Tren: The Darjeeling Limited (2007)

“Bir tren nasıl yolunu kaybeder? Sadece raylarda gidiyor.” Yol hikâyelerindeki sıradan insanları, hikâyenin kahramanı yapan temelde üç aşama vardır. İlk aşama “evden ve toplumdan kopup yolculuğa çıkış”tır. Bundan sonraki aşama kabul ediliş de denilen “zaferle sonuçlanan çeşitli deneyimler”dir ve sonucunda kişi, kahramana dönüşür. Son aşama ise “geri dönüş/toplumla yeniden entegre …

DEVAMI →

Modern “Yamyamlık Üzerine”: Seventy-Nine (2013)

Zamanı dondurup zihnimizin raflarında tutabilmek, vakti gelince de hatırlanmak istenen o ânı, bulunduğu raftan çekip yaşandığı zamanın ve mekânın bize hissettirdiklerini hayal gücüyle de olsa yeniden deneyimleyebilmek, belki beynimizin sahip olduğu en değerli özelliklerden. Bu özellik sayesinde çocukken yediğimiz ilk dondurmanın tadını hâlâ dilimizin üzerinde duyumsuyor, bir gün önce görüştüğümüz …

DEVAMI →

Bilinçaltının Derinlerinde: Korkuların Dile Geldiği On Fobik Film

Gözlerimizi açıyoruz. Gündüz olmamış henüz, içerisi hâlâ karanlık. Odada yalnızız, etrafı seçemiyoruz. Ama orada, kapının yanında kıpırdayan bir şey mi var sanki? (akluofobi- karanlık korkusu) Tekrar yatağın içine kıvrılıp örtüyü başımızın üstüne dek çekiyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Ama uykuya dalmamak için direniyor vücudumuz. Uyku, ölümün bir yansıması değil miydi? (hipnofobi-uyku korkusu) …

DEVAMI →

Benim Hâlâ Umudum Var (Özel Dosya)

“Güzel günler bizi bekler” diyor Alanson umut kokulu şarkısında. Sıkışık duvarların arasında umuda kapı aralıyor. Ama kapıdan geçebilmek için önce anahtara sahip olmak gerek; karanlığın kör ettiği anda ışığı görebilecek gözlere, bazı kelimelerin gücüne tutunacak bir dimağa ve inanca sahip olmak gerek. Sahi, şarkıda da geçtiği gibi “eyvallah” sözcüğünü ne …

DEVAMI →

“Hak Verilmez, Alınır” Sözüne Anlam Kazandıran Filmler

İnsan ve devlet karşıtlığı hangi zaman diliminde, hangi coğrafyada olursa olsun sürüp gidecektir. En gelişmiş ülkelerden en az gelişmişine kadar bu durum değişmez bir gerçekliktir. “Birey için devlet” adıyla insanlığa sunulan her bir politikanın altında “devlet için birey” olgusunun yattığı şüphe götürmez. İnsanlığa yaşatılan bütün zorlukların altından çıkan politikacılar ve …

DEVAMI →

AUFF İzlenimleri: Babamın Kanatları ve Rüya

Babamın Kanatları (Kıvanç Sezer-2016) 28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin Ulusal Uzun Film Yarışması’na dahil olan Babamın Kanatları izleyiciye çok şey anlatmaya çalışıyor ve konusuyla da Türk sinemasında önemli bir yer teşkil ediyor. Bir insanın hayatının kaç para ettiğini kim ya da ne belirler? Var mıdır böyle kriterler gerçekten? Sanırım varmış! …

DEVAMI →

AUFF İzlenimleri: Of Time And The City, Gimme Danger ve Close-Up

Of Time And The City (2008) Ankara Uluslararası Film Festivali bu yıl Terence Davies’e özel, “Retroperspektif:Terence Davies” adıyla bir seçki hazırladı. Bu seçkide yer alan filmlerden biri de Of Time and The City oldu. Beş filmden oluşan seçkinin içinde Distant Voices, Still Lives (1988), The Terence Davies Trilogy (1983), A …

DEVAMI →

AUFF İzlenimleri: On Body And Soul ve Salt And Fire

On Body and Soul (2016) Ankara Uluslararası Film Festivali’nin ilk gününde izlenen en çok beğenilen filmlerden biri On Body and Soul oluyor. Macaristan yapımı filmin yönetmen koltuğuna Ildiko Enyedi oturuyor. Bir mezbahada işe giren Maria, ilk gününden itibaren pek de sevilen bir tip olmaz. Herkes onu yalnızca soğuk zanneder, ama o …

DEVAMI →