Bilinçaltının Derinlerinde: Korkuların Dile Geldiği On Fobik Film

Gözlerimizi açıyoruz. Gündüz olmamış henüz, içerisi hâlâ karanlık. Odada yalnızız, etrafı seçemiyoruz. Ama orada, kapının yanında kıpırdayan bir şey mi var sanki? (akluofobi- karanlık korkusu) Tekrar yatağın içine kıvrılıp örtüyü başımızın üstüne dek çekiyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Ama uykuya dalmamak için direniyor vücudumuz. Uyku, ölümün bir yansıması değil miydi? (hipnofobi-uyku korkusu) …

DEVAMI →

Benim Hâlâ Umudum Var (Özel Dosya)

“Güzel günler bizi bekler” diyor Alanson umut kokulu şarkısında. Sıkışık duvarların arasında umuda kapı aralıyor. Ama kapıdan geçebilmek için önce anahtara sahip olmak gerek; karanlığın kör ettiği anda ışığı görebilecek gözlere, bazı kelimelerin gücüne tutunacak bir dimağa ve inanca sahip olmak gerek. Sahi, şarkıda da geçtiği gibi “eyvallah” sözcüğünü ne …

DEVAMI →

“Hak Verilmez, Alınır” Sözüne Anlam Kazandıran Filmler

İnsan ve devlet karşıtlığı hangi zaman diliminde, hangi coğrafyada olursa olsun sürüp gidecektir. En gelişmiş ülkelerden en az gelişmişine kadar bu durum değişmez bir gerçekliktir. “Birey için devlet” adıyla insanlığa sunulan her bir politikanın altında “devlet için birey” olgusunun yattığı şüphe götürmez. İnsanlığa yaşatılan bütün zorlukların altından çıkan politikacılar ve …

DEVAMI →

AUFF İzlenimleri: Babamın Kanatları ve Rüya

Babamın Kanatları (Kıvanç Sezer-2016) 28. Ankara Uluslararası Film Festivali’nin Ulusal Uzun Film Yarışması’na dahil olan Babamın Kanatları izleyiciye çok şey anlatmaya çalışıyor ve konusuyla da Türk sinemasında önemli bir yer teşkil ediyor. Bir insanın hayatının kaç para ettiğini kim ya da ne belirler? Var mıdır böyle kriterler gerçekten? Sanırım varmış! …

DEVAMI →

AUFF İzlenimleri: Of Time And The City, Gimme Danger ve Close-Up

Of Time And The City (2008) Ankara Uluslararası Film Festivali bu yıl Terence Davies’e özel, “Retroperspektif:Terence Davies” adıyla bir seçki hazırladı. Bu seçkide yer alan filmlerden biri de Of Time and The City oldu. Beş filmden oluşan seçkinin içinde Distant Voices, Still Lives (1988), The Terence Davies Trilogy (1983), A …

DEVAMI →

AUFF İzlenimleri: On Body And Soul ve Salt And Fire

On Body and Soul (2016) Ankara Uluslararası Film Festivali’nin ilk gününde izlenen en çok beğenilen filmlerden biri On Body and Soul oluyor. Macaristan yapımı filmin yönetmen koltuğuna Ildiko Enyedi oturuyor. Bir mezbahada işe giren Maria, ilk gününden itibaren pek de sevilen bir tip olmaz. Herkes onu yalnızca soğuk zanneder, ama o …

DEVAMI →

Bazen Boş Bir Sayfa Daha Fazla İmkân Sağlar İnsana: Paterson

Bizleri var eden benzerliklerimiz midir, farklılıklarımız mı? Uzayı düşünelim misal, karanlık ve sonsuz bir oluşum. Tüm Dünya’nın uzaydaki gibi karanlıkta olduğunu hayal edin. Birkaç saniyeliğine de olsa gözlerinizi kapatın ve kendinizi atmosferin dışındaki sınırsız karanlıkta belli belirsiz ışık huzmelerinin arasında gezinirken düşünün. Sonsuz bir zaman, sınırsız bir karanlık… Az ya …

DEVAMI →

Bir Fragman: Hayat, seçimlerindir – L’avenir

Annesini, eşini ve işini kaybettikten sonra bir kadın için hayat bitmiş midir yoksa onu gelecek günlerde yeni yollar bekliyor mudur? Eğer bahsettiğimiz, henüz genç yaşta bir kadınsa yeni ve güzel günlerin ileride olması ihtimaline daha olası bakılabilirken yaş arttıkça bu ihtimallerin düşmesi beklenir. “Bu hayat bana daha ne verebilir ki …

DEVAMI →

Acımasız Bir Kapitalistin Doğuşu: The Founder

Dünyanın en büyük fast food zinciri olan McDonalds’ın büyüme sürecine eğilen ve elli yaşından sonra milyarder olan Ray Kroc’ın bu amaç uğruna gözünü karartışını odağına alan The Founder (2016), bir başarı hikâyesinden ziyade kendine has bir yergi olarak karşımıza gelmektedir. Yönetmenliğini Saving Mr. Banks (2013), The Blind Side (2009) gibi …

DEVAMI →

Bu Bir Aşk Hikâyesi Değil, Aşkla İlgili Bir Hikâye: 500 Days of Summer

Filmde söylendiği üzere: “Bu bir aşk hikâyesi değil, aşkla ilgili bir hikâye.” Başrollerinde Zooey Deschanel ve Joseph Gordon-Levitt’in yer aldığı 500 Days of Summer çoğu romantik-komedi filmlerin aksine, Tom karakterinin biten bir ilişkisinin ardından yaşadıklarına bakışını ele alıyor. Bunu yaparken aşka dair evreleri klasik akıştan kurtarıp doğrusal olmayan bir şekilde sunuyor. …

DEVAMI →