Ekibimizin Masalsı Kalemi ile Minik Bir Söyleşi: Rabia Elif Özcan

­Yazı İşleri ekibinin ‘evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…’ dokunuşlu kalemi Rabia Elif Özcan’a hakkında merak ettiklerim, kendisinin sinemaya bakış açısı, masallar  ve  umut ile ilgili birtakım sorular yönelttim. Bu güzel insanı biraz daha yakından tanımak için buyrunuz.   Merhaba Elif, malumun “öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?” sorusu her röportajın …

DEVAMI →

Bir Fragman: Spider Man – The Homecoming

Marvel evreninin ele avuca sığmaz ve en popüler süper kahramanlarından olan Spider Man ile bir kez daha beyazperdede buluşmaya hazır mısınız? Hem de bu sefer hazırcevaplığı ve eğlencesi maksimize edilmiş şekilde! İlk defa 2002 yılında Tobey Maguire’in başrolü oynadığı filmle sinema izleyicisine merhaba diyen Spider Man, Sam Raimi ile üç …

DEVAMI →

Sahne Sahne Léon: The Professional

“Beni kaybetmeyeceksin, Mathilda. Bana yaşama zevki verdin. Mutlu olmak, yatakta uyumak, kök salmak istiyorum.” Hayattaki en kuvvetli gücün sevgi sayesinde oluştuğu düşüncesi her zaman geçerli midir? Özellikle bu sevginin, profesyonel bir tetikçi ile küçük bir kız çocuğu arasında gerçekleşeceği düşünüldüğünde, bu ne derece mümkündür? Ele alınış biçimi ne olursa olsun …

DEVAMI →

Emir Erim Ramazan… Seni Hiç Unutmayacağım!

Güdük Necmi, Ramazan, Gayret, bazen de sadece Halit… Bunlar büyük ustanın yetmiş yılı aşkın sanat yaşamında bizlere armağan ettiği unutulmaz karakterlerden sadece bazıları. Sobanın içinde kopya çekilebileceğini de, kekeme tiplemesinin en güzel nasıl yapılacağını da, sınıf tahtasına kusursuz bir kroki çizerek kaçış planı organize etmeyi de, dostluğun ne demek olduğunu …

DEVAMI →

Kadından Filmler [Özel Dosya]

Bir filmden beklentiniz nedir? Sizi eğlendirmesi mi yoksa derinlemesine düşündürmesi mi? Esasen yedinci sanat olarak kabul gören sinemanın çoğu zaman birinci önceliği, izleyenlerinde farkındalık yaratmaktır. Bu yeri geldiğinde didaktik bir şekilde yeri geldiğinde ise lirik bir duruşla belirebilmektedir. Pekâlâ, bahsettiğimiz farkındalık bu dosyanın neresinde? Öncelikle şunu belirtmek lazım ki; ataerkil …

DEVAMI →

Büyük Kentlerin Kayıp İnsanları

Büyük kentlerin heyecanlı sokakları ve bitmeyen karmaşasında salınıp kaybolmak, karşınıza çıkan her yeni meydanda, binada veya çarşıda şaşkınlık ve merakla dalıp gitmek çoğu zaman tadına doyulmaz bir zevktir. Ancak kentin huzursuz edici bir bağlılıkla sizi kendine bağlayışı ve ışıl ışıl manzarasının içinde sizi kendine katarak büyüdükçe hırçınlaşan tavrı; kayboluşu keyifli …

DEVAMI →

İstanbul Film Festivali-2017 Film Önerileri

  Atakan Özkan’ın seçimleri Jaures (Yön: Vincent Dieutre, 2012) Bu sene İstanbul Film Festival’nde Vincent Dieutre’ün filmografisi gösterilecek. Yönetmenin son filmi Trilogie de Nos Vies Defaites (2016) bir yana, Jaures, filmi daha önce izlememiş ya da sinemada izlemek isteyen sinefiller için kaçırılmayacak bir fırsat.   Salt and Fire (Yön: Werner …

DEVAMI →

Yemekler ve Gerçekler: Beslenme Alışkanlığınızı Değiştirecek On Belgesel Film

Masada oturuyoruz, önümüzde kocaman bir tabak. Tabağın içinde bizi bekleyen her bir lokma, ömrümüzün geri kalan günlerinden yaşam kalitemize, birkaç saat sonra vücudumuzda gerçekleşecek pek çok olaya ve duygularımıza kadar neredeyse tüm hayatımıza hükmedebilecek etkilere sahip. Çünkü beslenmek, nefes almaya eşdeğer. Peki, ya hayatta kalabilmek için bu en temel biyolojik …

DEVAMI →

Yazgı: Var Olmadığımın Kanıtı Olarak Varım!

Ne zaman bir Camus eseri okusam Sartre, ne zaman bir Sartre eseri okusam başkarakter olarak Camus canlanır zihnimde. Canlanır; ama birbirleriyle bir çeşit savaş içinde olduklarını bilmeden, sanki ikisi birbirine doğuştan bağlıymış gibi. Camus, varoluşçuluğun içerisinde anılsa da alabildiğince uzağında, Sartre’sa tam bunun ortasındadır. Peki, Camus nasıl varoluşçuluğun içerisinde anılırken …

DEVAMI →

Bir Sahne: Aşk Çıkmazı – In the Mood For Love

Yaşadığımız, duyduğumuz, tanık olduğumuz, hakkında efsaneler yazılan, kendini kendinden çalıp karşındakine koyan o güçlü bağı hepimiz biliyoruz: Halk arasında aşk denilen, tanımı kişiden kişiye değişen bir olgu. Leylâ’yı Mecnûn’a, Kerem’i Aslı’ya, Romeo’yu Juliet’e ve Chow Mo-wan’i Mrs. Chan’e bağlayan da aşktı; dağları deldiren, bir ‘ah’ çektirip küle çeviren, aşkını fısıldadığı …

DEVAMI →