Önce İyi Bir Okur Olmak: Yekta Kopan ile Söyleşi

  Mutlaka benim yaşlarımda biriyle yapmışsınızdır böyle bir söyleşiyi, fakat öncelikle ben 94 doğumlu biri olarak sizi nasıl hatırladığımdan bahsetmek isterim. Çünkü 90’lı yıllarda doğan neredeyse her çocuğun hayatında önemli bir yere sahipsiniz. Ben sizi küçükken tanımıyordum tabii, sesinizi biliyordum sadece. Şirinler’deki Güçlü Şirin, Çarli‘deki Afakan, Çılgın Bediş‘teki Oktay, Buz …

DEVAMI →

Manchester by the Sea: Bildik bir trajedi!

Manchester by the Sea, bugüne kadar defalarca kez izlediğimiz, bildik bir trajediyi konu edinmiş kendine. Üstelik bu bildik konuyu anlatırken diğerlerinden farklı hiçbir şey de söylememiş. Yalnız takdir edilesi öyle bir şey yapmış ki, baş karakterin yaşadığı dramı anlatırken izleyicinin duygularını sömürmemiş. Bu filmi Çağan Irmak çekseydi, muhtemelen filmin sonunda …

DEVAMI →

İlk Göz Ağrıları Bir Başkadır [Özel Dosya]

1895, Fransa. Babaları, resim öğretmenliğinin ardından fotoğrafçılığa başlamış olan Louis ve Auguste Lumiere kardeşler, genç yaşta fotoğrafçılık ve görsel sanatla tanışmanın da etkisiyle bir düşü paylaşmaktadır: tek karelik fotoğrafları bir araya getirerek hareketi perdeye yansıtmak. Bu, elektrik ve ışığın devrim niteliğindeki keşif döneminde bir tarihin de başlangıcı olacaktır. Kardeşler bu …

DEVAMI →

Film Listesi: Benim Sean Penn’im!

Sean Penn’i bundan yıllar önce ilk kez Dead Man Walking (1995) filminde izlemiştim. Filmi izlerken önce, canlandırdığı tecavüzcü katil karakterinden ve de kendisinden nefret etmiş, “Tam role uygun birini seçmişler, pis adam tipe bak!” demiştim. Ardından, karakterin suçsuz olduğuna inanmış ve ona müthiş bir sempati beslemiştim. Filmin sürpriz sonunda ise …

DEVAMI →

16. !F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali İzlenimleri – People That Are Not Me: Yalnız Olmak ya da Olamamak…

Türkçeye “Kimse Benzemez Bana” şeklinde çevrilen People That Are Not Me, ilk bakışta tek bir jenerasyonun tek bir problemine eğiliyormuş gibi görünse de üzerine sayısız film yapılmış, kitap yazılmış, o “yalnızlık” duygusuna ses olmayı daha spesifik bir açıdan deneyen bir film aslında. Filmi yazıp yöneten Hadas Ben Aroya, aynı zamanda …

DEVAMI →

Bir Sahne: Ya Dışındasındır Çemberin, Ya da İçinde Yer Alacaksın

“Ya dışındasındır çemberin, Ya da içinde yer alacaksın.” Eski öğretilerden, Kızılderili öykülerinden, felsefi metinlerden günümüze kadar gelen bir çember imgeleminden bahsedilir hep. Çember bazen şarkılarda, bazen şiirlerde yer edinir. Kimine göre bir sistemdir bu, kimine göreyse hayatın ta kendisi. Dinsel öğelerde de yer bulur kendine bu benzetme; doğar, yaşar ve …

DEVAMI →

Gri Şehrin Klarnetçisi: Düttürü Dünya

Kemal Sunal filmografisini kabaca dört kategoriye ayırmak mümkündür. İlk olarak kalabalık kadrolu güldürülerin olduğu ve Kemal Sunal’ı geniş kitlelere tanıtan Arzu Film ve Ertem Eğilmez filmleri öne çıkar. Ardından Türk sinemasında absürt komedinin mihenk taşlarından sayılabilecek, bozuk paranın dik geldiği Natuk Baytan ekolü akla gelir. Üçüncü aşamada ise ilk iki …

DEVAMI →

16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali İzlenimleri – Aquarius: Müzik ve Umut

İnsalık 1970’lerde doruk noktasını yaşadı galiba, sonrasında kendini tüketecek yollara girişti. Hızlı tüketim de çoğunlukla insanlığın kendini hızlı tüketmesi gibi duruyor. Bugünlerin Brezilyasıyla açılıyor Aquarius. Clara (Sônia Braga) altmışlı yaşlarında bir yazar. Tek başına yaşadığı evinin ailesiyle özdeşleşmiş bir geçmişi var. Film 1980’e dönüp o geçmişe bir ayna tutuyor. 1975-80 …

DEVAMI →

16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali İzlenimleri – Türkiye’den Kısalar: Aslanlar ve Ceylanlar

!f İstanbul’un bu seneki Türkiye’den kısalar seçkilerinden biri de Aslanlar ve Ceylanlar adlı derlemesiydi. Seçki, !f İstanbul’un kendi sayfasında yer alan tanıtımında verdiği gibi, “av olduğunu bilmeyenler, av olmayı kabullenenler, avken avcıya dönüşenler ve avcı ruhunu hiçbir koşulda kaybetmeyenler” üzerine filmleri buluşturuyor. Siyah Çember (2016, Yönetmen: Hasan Can Dağlı) İzlerken …

DEVAMI →

Polisse: Duvara Karşı Haykırmak

Hayatınızda olan ya da yalnızca on saniyeliğine karşılaştığınız bir insana sarf ettiğiniz her bir kelime çok önemli, değil mi? O kelimeler belki tek başlarınayken zararsızlardır, ama bir araya gelip sizin istediğiniz gibi dizildikten sonra birilerinin yüzüne doğru söylendiğinde inanılmaz etkiler doğurabilir. O insanın geri kalan hayatı boyunca nasıl bir psikolojiye …

DEVAMI →