Âşık olduğumuz insanların hayatımızda önemli bir yer edinmesi her zaman geçirdiğimiz günlere ya da aylara mı tâbidir? Hesapta olmayan bir hafta sonunu beraber geçirdiğimiz birini, hayatımızda nereye konumlandırırız? Aşk, üzerine birçok fikrin beyan edildiği ve evveliyatı Âdem ve Havva’ya dayanan kadim bir süreç ve duygudur. Haliyle de aşkın birçok yaşanış ve yorumlanış biçimi vardır.
Weekend (2011), yönetmenliğini Andrew Haigh’in üstlendiği ve Rotterdam Film Festivali, SXSW Film Festivali gibi birçok uluslararası festivalde başarılı dönütlere sahip filmidir. Film, cankurtaran olan Russell’in sanatçı Glen’le tanışmasıyla dönüşen duygularına odaklanır. Russell bir gece ev partisinden sonra sohbet edip takılacak birini arar ve girdiği gece kulübünde Glen’le tanışır. Kimliği ve varoluşuyla barışık olan Glen, Russell’in ilgisini hemen çeker. Yakınlaşırlar ve tek gecelik bir ilişki yaşarlar. Fakat duyguları bu kadar anlık yaşanmaz. Birbirini bu kadar kısa sürede tanıyan iki adamın birbirleri üzerindeki etkisi tahmin ettiklerinden yoğun ve derin olur.
Weekend, queer sinemasının toksik anlatılarından uzaklaşır ve samimi bir anlatı izleme deneyimi sunar. İki kişinin deneyimlediği bir hafta sonunun etkilerine odaklanan yapım, güvenin ve konforun zamansızlığına dikkat çeker.























