19. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali- Uluslararası Kurmaca

Les miserables  (Yön. Ladj Ly, 2017) Suç, yalnızca bir tarafın mağduriyete uğradığı, tek taraflı bir eylem değildir. Zira suçu bastırmak için başvurulan yöntemler, suçun kendisinden daha ağır sonuçlara mâl olabilir. Les miserables de Fransız banliyölerinin suç şebekeleriyle mücadele etmek için devriye gezen bir polis ekibiyle birlikte suç tanımını yeniden yazar. …

DEVAMI →

19. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali- Belgesel

Bu yıl 19.’su düzenlenen Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, taze solukların da sinema dünyasına adım attığı renkli sahnelere ev sahipliği yapıyor. Türk yapımı belgesel türünde ana akım gündeminden ziyade ülkenin çeşitli coğrafyalarnın kenarlarında kalmış, hatta unutulmaya yüz tutmuş yahut bugüne değin hiç bilinmemiş iş alanlarını, geçim sıkıntılarını, mahalle aralarını kimi …

DEVAMI →

Filmekimi 2018: Don’t Worry, He Won’t Get Far On Foot (2018) & The Kindergarten Teacher (2018)

Don’t Worry, He Won’t Get Far On Foot (2018) Kelimelerin, çizgilerin ve görüntülerin anlattıkları, onları belirgin kılan mürekkebin tadını bize veremez. Bu yüzden en gülünç çizgiyi renklendirenin, en acı mürekkep olduğunu hiçbir zaman bilemeyiz. Filmekimi’nin biyografi kategorisinde bu yıl Gus Van Sant’ın yönetmenliğinde çizgi ustası karikatürist, yazar John Callahan’ın hayatını …

DEVAMI →

Nihayetten Önceki Son İstasyon: Most (2003)

Aynı’nın olanaksızlığı. Farklı’nın belirsizliği. Zaman’ın kadersizliği. Hayat, bu üç bilinmeyeni birbirine denk kılarak örmeye başlar o şeffaf ağını. Bedenlerin özünü oluşturan yapı taşları birbirinin aynısı olsa dahi ömrün dokusunu çizen bu ağın her deseni eşsizdir, tekrarsızdır, biriciktir. Kimi noktalarda ağın iplikleri yakınlaşır, dokunur, kesişir; kimi noktada birbirine katışır, düğüm olur, …

DEVAMI →

Hereditary (2018)

Kader bir yandan sonsuz olasılığın mümkün olduğu bir zeminde yol alırken bir yandan da geçmişten gelen bağların yön verdiği bir miras üzerine inşa edilir. Bu bağlar, iyi ve güzel özellikleri taşıyan beyaz iplerle kurulu olabilirken kimilerinin rengine siyah karışmıştır. Ve bu renk, kötülüğü nesilden nesile taşır. Graham ailesi, 78 yaşındaki …

DEVAMI →

El Autor (2017)

Yazarlık, büyük ölçüde dili kullanma becerisi ve ifade etme yetkinliği üzerine inşa edilse de hayal gücü olmaksızın kusursuz biçimde sıralanmış kelimeler, bir portreyi renklendirmeye yetmez. Hayal gücünden yoksun bir yazar olan Alvaro’nun hırsla peşinde koştuğu şey de gerçeklerle örülü duvarların ardındaki kurgusal dünyadır. Alvaro, bu dünyanın kapılarını bir yazarlık okuluna …

DEVAMI →

The Ahsram (2018)

Sayılar, tasarımlar, diziler, sıralar ve rakamların düzene soktuğu her cümlenin, akla hitap eden bir üslubu vardır. Ancak kalbe ve ruha giden yolda bu cümleler, bir anlam ifade etmez. Amerika’dan Hindistan’a gelerek zihnindeki sorulara yanıt arayan Jamie’nin (Sam Keeley) de öğrendiği ilk şey, ruhun dilinde hiçbir şeyin kolay öğrenilmediğidir. Jamie amansız …

DEVAMI →

The Guernsey Literary and Potato Peel Pie Society (2018)

Yüzlerde bir şaşkınlık,; dudaklarda hafif, alaycı bir tebessüm. Yaralı bir tarihin ağır sayfaları ne denli ciddi bir çehreyle karşılıyorsa insanı, Patates Turtası Derneği’nin sıra dışı öyküsü de o kadar cana yakın bir içtenlikle açar kapılarını. Kapıların ardındaysa yalnızca mektupların dili konuşulmaktadır; savaşın, zorbalığın, işkencenin hükmüne yer yoktur. Mary Ann Shaffer …

DEVAMI →

Uyarlamalar Distopyası: The Darkest Minds (2018)

Bilim-kurgunun bel kemiğini oluşturan ütopyalar ve distopyalar, son on yılda sayısız roman uyarlamasıyla pek çok yapımın kurgusunu inşa etmiş, bu yapımlar da edebiyatın kelimelerle çizdiği yeni evren/yeni yaşam alanı fenomenlerini beyazperdede renklendirmiştir. Hunger Games, Allegians ve Maze Runner serileri, The Girl With All the Gifts (2016), Annihilation (2018) gibi distopik …

DEVAMI →

Tenini Benim İçin Çıkarır mısın?

Kendimiz dışında biri için yapabileceğimiz fedakârlıkların sınırı nedir? Benliğimizin çizgilerini bu doğrultuda ne kadar esnetebiliriz? Hangi noktaya kadar kendimizden vazgeçebiliriz? Ve bir başkası için tenimizden sıyrılabilir miyiz? Kuşkusuz Gregor Samsa, bir sabah kendini yatağında bir hamam böceğine dönmüş olarak bulduğunda Kafka da onu bu dönüşüme mecbur bırakan topluma benzer soruları …

DEVAMI →