Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Toy Story 5 (2026)
    Animasyon

    Toy Story 5 (2026)

    Selin Tanyeri
    1 ay önce
    Pompei: Below the Clouds (2025)
    Film Önerileri

    Pompei: Below the Clouds (2025)

    Tuba Büdüş
    1 ay önce
    My Father’s Shadow (2025)
    Drama

    My Father’s Shadow (2025)

    Rabia Elif Özcan
    1 ay önce
    The Beauty Inside (2015)
    Film Önerileri

    The Beauty Inside (2015)

    Merve Çolak
    2 ay önce
    Wolfwalkers (2020)
    Animasyon

    Wolfwalkers (2020)

    Rabia Elif Özcan
    3 ay önce
    Firebrand (2023)
    Biyografi - Tarih

    Firebrand (2023)

    Yaşar Gülveren
    3 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Hayatın Tren ve İstasyonlarda Geçen Sahneleri
    Liste

    Hayatın Tren ve İstasyonlarda Geçen Sahneleri

    Tülay Işık Kalafat
    14 saniye önce
    Her Şeyi Yutan Koşulsuz Sevgi: Obsession (2025)
    Eleştiri - İzlenim

    Her Şeyi Yutan Koşulsuz Sevgi: Obsession (2025)

    Serkan Kalender
    6 gün önce
    Ömür Dediğin: Livaneli- Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi (2026)
    Eleştiri - İzlenim

    Ömür Dediğin: Livaneli- Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi (2026)

    Rabia Elif Özcan
    1 hafta önce
  • HABERLER
    Virginie Efira, Locarno Film Festivali’nde Onurlandırılıyor
    Haberler

    Virginie Efira, Locarno Film Festivali’nde Onurlandırılıyor

    Evin Arslan
    3 gün önce
    16. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne Başvurular Başladı
    Haberler

    16. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne Başvurular Başladı

    Seher Kızılırmak
    3 gün önce
    16. Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu İçin Başvurular Başladı
    Haberler

    16. Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu İçin Başvurular Başladı

    Elif Arı
    4 gün önce
  • KISA FİLMLER
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    2 ay önce
    Etherna (2025)
    Kısa Filmler

    Etherna (2025)

    Yiğit Aksan
    4 ay önce
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    7 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Toy Story 5 (2026)
    Animasyon

    Toy Story 5 (2026)

    Selin Tanyeri
    1 ay önce
    Pompei: Below the Clouds (2025)
    Film Önerileri

    Pompei: Below the Clouds (2025)

    Tuba Büdüş
    1 ay önce
    My Father’s Shadow (2025)
    Drama

    My Father’s Shadow (2025)

    Rabia Elif Özcan
    1 ay önce
    The Beauty Inside (2015)
    Film Önerileri

    The Beauty Inside (2015)

    Merve Çolak
    2 ay önce
    Wolfwalkers (2020)
    Animasyon

    Wolfwalkers (2020)

    Rabia Elif Özcan
    3 ay önce
    Firebrand (2023)
    Biyografi - Tarih

    Firebrand (2023)

    Yaşar Gülveren
    3 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Hayatın Tren ve İstasyonlarda Geçen Sahneleri
    Liste

    Hayatın Tren ve İstasyonlarda Geçen Sahneleri

    Tülay Işık Kalafat
    14 saniye önce
    Her Şeyi Yutan Koşulsuz Sevgi: Obsession (2025)
    Eleştiri - İzlenim

    Her Şeyi Yutan Koşulsuz Sevgi: Obsession (2025)

    Serkan Kalender
    6 gün önce
    Ömür Dediğin: Livaneli- Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi (2026)
    Eleştiri - İzlenim

    Ömür Dediğin: Livaneli- Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi (2026)

    Rabia Elif Özcan
    1 hafta önce
  • HABERLER
    Virginie Efira, Locarno Film Festivali’nde Onurlandırılıyor
    Haberler

    Virginie Efira, Locarno Film Festivali’nde Onurlandırılıyor

    Evin Arslan
    3 gün önce
    16. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne Başvurular Başladı
    Haberler

    16. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’ne Başvurular Başladı

    Seher Kızılırmak
    3 gün önce
    16. Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu İçin Başvurular Başladı
    Haberler

    16. Almanya-Türkiye Ortak Yapım Geliştirme Fonu İçin Başvurular Başladı

    Elif Arı
    4 gün önce
  • KISA FİLMLER
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    2 ay önce
    Etherna (2025)
    Kısa Filmler

    Etherna (2025)

    Yiğit Aksan
    4 ay önce
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    7 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Liste

Hayatın Tren ve İstasyonlarda Geçen Sahneleri

Tülay Işık Kalafat Tülay Işık Kalafat
14 saniye önce
Liste, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 15 min
0
0
Hayatın Tren ve İstasyonlarda Geçen Sahneleri
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Trenler ve tren yolculukları insan hayatında, toplumda ve sinemada kendine çokça yer edinen unsurlardandır. Nitekim sinema tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen filmlerden birisi de Lumière Kardeşlerin tren ve istasyon görüntülerinden oluşan filmidir. Sonrasında trenler, istasyonlar, raylar filmlerde ya hikâyenin özü ya da mekân ve/veya arka plan olarak çokça yer almıştır. Türk sinemasında özellikle de köyden kente göçün yoğun olduğu dönemlerde çekilmiş filmlerde Haydarpaşa Tren Garı oldukça önemli bir mekândır. Halit Refiğ’in yönettiği Gurbet Kuşları (1964), Ömer Kavur’un yönettiği Yusuf ile Kenan (1979) ve daha pek çok Yeşilçam filminde Haydarpaşa ve trenler ön plana çıkmaktadır. Sinema tarihimizde, Haydarpaşa görüntüsünü barındıran ilk Türk yapımı olarak Muhsin Ertuğrul’un yönettiği Şehvet Kurbanı (1940) filmi kabul edilir. Ayrıca Yavuz Özkan’ın yönettiği Demiryol’a (1979) da içerdiği Haydarpaşa sahneleri nedeniyle — her ne kadar filmde bazı eksiklikler olsa da — değinilmesi gerekir. Bütün bu yapımlara, listemizde yer almasa da Türk sineması adına zikredilmeye değer olduğunu düşünüyorum. 

Çoğu insanın hayatına az ya da çok bir şekilde temas eden trenlerin, duygusal araçlar olduğu ifade edilebilir. Ayrılıkların ve kavuşmaların vesilesi olduğu gibi ekonominin can damarı olan trenler, pek çok tarihi olaya da aracılık etmiştir. Fakat günümüzde kömürle çalışan, hızlı olmayan trenler ne yazık ki giderek tarihi eser kategorisine dönüşmektedir. Hiç olmazsa bazı tren hatlarının nostaljik özelliklerini kaybetmemesini fakat aynı zamanda alt gelir düzeyindekilerin de o trenlerin sunduğu hizmete ulaşabilmeye devam edebilmesini temenni ederek keyifli okumalar dilerim.  

Yol (Yılmaz Güney, Şerif Gören, 1982) 

Yol (1982), yarı açık cezaevindeki beş mahkûmun, bayram dolayısıyla çıkabildiği bir haftalık izinde başlarına gelenleri işler. Mahkûmlar, dışarı çıkmalarına sevinirken maalesef çok geçmeden “dışarının aslında içeriden pek farklı olmadığı gerçeği” sert bir şekilde yüzlerine çarpacaktır. Film boyunca, beş mahkûmun yaşadığı olaylar izlenirken, içeride hapishane yönetimi ve 12 Eylül cuntasının; dışarıda ise yine cunta, gelenekler, töre, etnik ayrımcılık ve yoksulluğun baskısı izleyiciye her an hissettirilir. Beş mahkûmun yolculuğunun büyük bir kısmı trende geçer. Bu yolculuk boyunca ülkenin panoraması gözler önüne serilir. Filmin çarpıcı sahnelerinden biri, mahkûmlardan Mehmet Salih’in (Halil Ergün), tren tuvaletinde karısı Emine’yle birlikte olmak isterken yakalandığı sahnedir. Mehmet’e ve karısına hem diğer yolcular hem de görevliler tarafından oldukça saldırgan tavırlar sergilenir. O anlarda trendekiler, toplumun ve devletin ta kendisini simgeler. Zaten bu olay üzerine Emine’nin erkek kardeşi, ablasını ve eniştesini öldürür.  

Filmin senaryosunu Yılmaz Güney, cezaevindeyken yazmış; yönetmenliğini de yine Yılmaz Güney ve Şerif Gören birlikte üstlenmişlerdir. Filmin çekimi, senaryosu sayfa sayfa cezaevinden gizlice çıkarılarak gerçekleştiğinden oldukça zorlu şartlarda yapılmıştır. Tarık Akan, Şerif Sezer, Necmettin Çobanoğlu ve Halil Ergün’ün bu filmdeki oyunculukları, unutulmazlar arasında yerini almıştır.   

Przypadek (Kör Talih, Krzysztof Kieslowski, 1987) 

Tanınmış Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin Przypadek (Kör Talih, 1987), tam olarak trende geçmez fakat hikâyenin temeli bir trenin yakalanabilme veya yakalanamaması durumunda yaşanabilecek ihtimaller üzerine kuruludur. Yine de istasyon ve trende az da olsa geçen sahneleri mevcut olan bu film, temelde değindiği politik olma ya da olmama kavramları yanında “kader” ve “şans” kavramlarını da sorgular. Film özetle, son Varşova trenini yakalamak için peronda koşan tıp öğrencisi Witek’in treni yakalayabildiği veya yakalayamadığı takdirde nasıl bir hayatı olacağı ihtimallerini anlatır. Peron, Witek’in kaderini belirleyen, hayatını değiştirecek eşiği simgeler. Keza tren de öyle, filmde sadece bir ulaşım aracı olarak işlenmez. Trende yaşanacak olayların, karşılaşılacak kişilerin hayatta önemli değişiklikler yapabileceğini de gösterir. Örneğin birinci ihtimal olan trenin yakalanması sonrasında Witek’in kaderini, trende yolculuk yaparken tanıştığı adam belirler.  

Oldukça karamsar olan filmin bu özelliği görsellerine de yansımıştır. Filmde kasvetli bir atmosfer, soğuk renkler ve mekânlar hâkimdir. Przypadek, çekildiği dönemde Polonya’daki komünizm rejimi nedeniyle altı yıl sonra, 1987’de gösterime girebilmiştir. Filmin bir diğer özelliği de yönetmenin döneminde “kelebek etkisi” teorisi henüz popüler değilken bu kavrama değinen ilk film olmasıdır.  

Europa (Avrupa, Lars Von Trier, 1991)  

Lars Von Trier’nin ilk ikisi The Element of Crime (1984) ile Epidemic (1987) filmlerinden oluşan Europa üçlemesinin son filmi Europa (1991), Cannes Film Festivali’nde üç ödül birden kazanmıştır. Zaten yönetmenin sinema kariyerinin üçüncü uzun metraj filmi olan Europa (1991), İkinci Dünya Savaşının hemen bitimindeki savaşın sebep olduğu tahribatı ve kayıpları ile uğraşan Almanya’da geçer. Film, aslında Alman olan Amerikalı genç Leopold Kessler’in hikâyesini anlatır. Kessler, savaştan hemen sonra Almanya’da bir trende yataklı vagon kondüktörü olarak işe girer. Bu bile başlı başına Almanları şaşırtır; fakat yalnızca şaşırmakla kalmazlar, farklı görüşten hemen herkes Kessler’in üzerinde politik açıdan baskı kurmak, kendi taraflarına çekmek ister.  Kessler’in, tren hattı patronunun kızıyla yaşadığı imkânsız aşk hikayesi ise görüş ayrılığı nedeniyle romantizmden çok politik mesajlar verir. 

Kessler’in çalışacağı trenle ilk karşılaşma anı, filmdeki en heyecanlı sahnelerden biridir. Çünkü o anda, öyle bir sahne oluşturulmuş ki tren sanki bir canlı varlıkmış, filmin karakteriymiş gibi hissettirilmiştir. Zaten büyük çoğunluğu tren ve istasyonda geçen filmde dönemin vagonları mekân ve dekor açısından da başarıyla oluşturulmuştur. Avangart türdeki Europa’da janrın neredeyse tüm özellikleri kullanılmıştır: Karanlık sahneler, gerçeklik algısını bozan mekân ve arka planlar, klasik olmayan sahne geçişleri ve kurgu bunlardan birkaçıdır. 

Before Sunrise (Richard Linklater, 1995) 

Listemizde belki de en popüler film diyebileceğimiz Before Sunrise (1995) başlarındaki trende geçen sahneleri kadar Viyana sokaklarının, meydanlarının, Tuna nehri ve kıyılarının büyüleyici görüntüleriyle de öne çıkan bir yapımdır. Çoğu sahnesi farklı mekânlarda geçse de trende başlayıp trende biten bir senaryoya sahip olması nedeniyle Before Sunrise da listemizde yer almıştır.  Film, Viyana’ya giden bir trende birbirleriyle tanışan Amerikalı Jesse ile Fransız Celine’in hikâyesini anlatır. İki genç gittikleri ülkede romantik anlar ve sorgulamalarla dolu bir gece geçirir.

Ufak tefek çekim ve mantık hataları bulunsa da filmin yoğun diyalogları seyirciyi içine çekmeyi başarır. Filmin çoğunluğunda yer alan ve Jesse ile Celine arasında geçen konuşmalar; aşkın, hayatın, aile olmanın anlamı, yaşamın zorlukları, kadın-erkek ilişkisindeki adaletsizlik ve çarpıklıklar gibi pek çok konuyu kapsar. Filmin sonunda bir yarım kalmışlık hissi olsa da Richard Linklater, bu filmden dokuz yıl sonra devam niteliğinde hem de gerçek zamanlı olarak dokuz yıl sonrasında geçen Before Sunset’i (2004) ve ardından da 2013’te Before Midnight filmini çekmiştir. Bu yüzden devam filmlerinin izlenmesi hâlinde yarım kalmışlık hissi tamamlanır. Üç filmde de aynı oyuncular, yani Ethan Hawke ve Julie Delpy rol almıştır.  

Train de Vie (Hayat Treni, Radu Mihaileanu, 1998)  

Listemizde neredeyse baştan sonra trende geçen, trende geçmeyen sahneleri de yine onunla ilgili olan en keyifli yapımlardan birisi diyebileceğimiz Train de Vie (Hayat Treni, 1998) filmidir. 1941’de Orta Avrupa’da bulunan bir köyün delisi Shlome, köylülerine bir felaket haberi getirir. Komşu köydeki Yahudiler, Naziler tarafından götürülmüş ve öldürülmüşlerdir. Sıra kendilerine gelmek üzeredir. Köyün ileri gelenleri bir araya gelip ne yapacaklarını düşünürlerken dâhiyane fikir deli Shlome’dan çıkar. Sahte bir sevkiyat treni oluşturacaklar ve Sovyetler Birliği’ne doğru yola çıkacaklardır. Esasında hüzünlü bir konuya sahip olsa da Train de Vie, böylesine acı ve trajik bir olayı çok farklı bir boyutta işleyerek hem güldürür hem de düşündürtür.  

Filmin hikâyesi, neşe ve umut dolu bir şekilde ilerlerken Goran Bregoviç’in müziklerinin de buna çok katkısı olduğu tartışılmazdır. Fakat son dakikasına kadar yüksek ve neşeli tempoda ilerleyen film, nihayetinde ters köşe yaparak izleyiciyi bir hayli şaşırtır ve seyirciyi o hâlde bırakarak finalini yapar. Film, yalnızca Holokost problemine değinmekle kalmaz; derinden işlediği politik eleştirileri ve esprileri ile seyirciyi hem güldürür hem düşündürür. 

2046 (Wong Kar-wai, 2004) 

Dünyaca tanınmış Hong Kong’lu yönetmen Wong Kar-wai’nin en çok bilinen Chungking Express (1994) ve In the Mood for Love (2000) filmlerine benzeyen filmi 2046 (2004), fantastik yönü ve bilim kurgu öğelerine sahip olması ile de dikkatleri çeker. Film, animatik ve görsel efektlerle oluşturulan sahnelerle açılışını yapar.  2046’da dünyanın her yeri büyük demiryolu ağları ile kaplıdır. 2046, aynı zamanda gizemli bir trenin ismidir. 2046’ya binenlerin kayıp hatıraları canlandırılır; fakat bu trene binen hiç kimse geri dönmez. Sadece tek bir kişi hariç: filmin baş karakteri Chow.  

Film, hem 1960’larda hem 2046’da geçer. 60’larda geçen sahnelerinde tipik Kar-wai atmosferi ve görselleri hâkimdir: canlı ve parlak ışıklar, gecenin karanlığında yağmur altındaki sapsarı sokak lambası ışığı ve yürek titreten müzikler. Gelecekte geçen sahneleri ise hep trende geçer. 2046 treninin de başarılı bir dekor ve atmosfere sahip olduğu söylenebilir. Film, 129 dakikalık uzun süresiyle ve kimi zaman biraz yavaş temposuyla bazı izleyicileri sıkabilir. Ancak estetik açıdan göz dolduran sahneler, Kar-wai hayranlarına doyulmaz bir deneyim yaşatır.  

The Darjeeling Limited (Wes Anderson, 2007) 

Listemizdeki bir diğer eğlenceli yapım olan bu filmde, araları soğuk ve sık görüşmeyen üç kardeş birbirlerine yakınlaşmak için Hindistan’da uzun bir tren yolculuğuna çıkarlar. Filmin ismi de muhtemelen gerçekte de var olan Darjeeling Himalaya Demiryolları’ndan esinlenerek oluşturulmuştur. Amerikalı yönetmen Wes Anderson, The Darjeeling Limited (2007) temelinde aile bağlarının önemini işlerken aynı zamanda Hindistan üzerinden kültür farklılıklarına, ekonomik uçurum ve haksızlıklara da değinir. Özellikle de trende geçen sahnelerde, birinci sınıf vagonlar ile ikinci, üçüncü hatta dördüncü sınıf denebilecek vagonların arasındaki farklara vurgu yapılır.  

Kendine özgü bir sinematografiye sahip olan Anderson, bu filminde canlı renkler ve mekânlar kullanarak oluşturduğu kadrajlarla bu yapıtına da imzasını atmıştır. Filmle ilgili en etkileyici ve akılda en kalıcı şeylerden biri de müzikleridir. Özellikle filmin başlarında kullanılan “This Time Tomorrow” şarkısı ile beraber diğer sahnelerde geçen “Powerman” ve “Strangers” şarkıları tekrar tekrar dinleme isteği oluşturan parçaların başında gelir. Ayrıca hüzünlü, kıvrak ve hareketli müziklerin arasında da en başarılı olanların ise Hint müzikleri olduğunu eklemeliyim.  

Transsiberrian (Brad Anderson, 2008) 

Film, trenin o mistik atmosferi ve yolculuk esnasındaki karlı dağ ve yol manzaralarının güzelliği ile büyüleyerek başlar. Amerikalı çift Roj ve Jessi, Çin’de gönüllü olarak gerçekleştirdikleri görevleri sonrası eve dönüş yolculukları için Moskova’ya giden ve neredeyse tüm dünya gezginlerinin rüyasını süsleyen Trans-Sibirya Ekspresi’ni tercih ederler. Başlangıçta vagonların ve çeşitli sosyal gruplardan, milletlerden oluşan yolcuların etkileyici ortamı, destansı yol manzaraları eşliğinde her şey harika görünür. Fakat Roy ve Jessi’nin Carlos ve Abby ile tanışmasıyla beraber filmin psikolojik ve gerilim dolu, hatta bazı yerlerde oldukça şiddet içeren sahneleri akmaya başlar.  

Filmde, özellikle de Rusya’da geçen sahnelerde başlayan ve giderek yükselen gerginlik ve endişe izleyicilere de bulaşır. Fakat film, bazı izleyicilere “Kimi yerde kurgu yavaş ilerliyor, birkaç dakika daha kısa olsaydı, belki filmin sürükleyiciliği daha da artardı.” şeklinde düşündürtebilir. Yine de yer yer politik mesajlar barındıran ve evli çift dinamiklerinin de sorgulandığı film, tren sahneleri açısından oldukça etkileyici bir yapım. Ayrıca tüm oyunculukların özellikle de Jessi’yi canlandıran Emiliy Mortimer’ın göz doldurucu performansı filmi daha da izlenir kılıyor. 

Hugo (Martin Scorsese, 2011)  

Sinemanın yaşayan dehalarından Martin Scorsese, Hugo (2011) filmiyle izleyicileri 1930’ların Paris’ine götürür. Film, şimdi bir hayli değişikliğe uğramış olan Paris Montparnasse Garı’nın henüz buharlı lokomotiflerin kullanıldığı tarihi günlerinde geçer. Filme ismini veren Hugo adındaki çocuk bu garda yaşamaktadır. Küçük çocuk, ailesinden kalan son kişi olan babasını da kaybedince yapayalnız kalır. Fakat istasyonun yerleşikleri ve çalışanları ile kurduğu ilişkiler ve bu mekânın kaotik atmosferi sayesinde garda kendince bir yaşam tarzı oluşturur. Hugo, babasından hatıra kalan Otomaton adlı insan benzeri makineyi keşfedince onu çalışır hâle getirmek ister. Bunun için de istasyonda tanıştığı Isabelle ile birlikte kolları sıvar. İkilinin yardımlarına ise sinemanın öncülerinden George Méliès rolündeki Ben Kinglesy yetişecektir.

Hugo’nun Méliès ile tanıştığı o sahnelerden itibaren filmde, sinemanın büyülü dünyasına doğru yolculuğa çıkılır. Yer yer filmin fantastik dünyasını oluşturan üç boyutlu efektlerin, ayrıca Lumiere Kardeşler ve Méliès’nin eserlerinden görüntülerin kullanıldığı bu yapım, yönetmenin sinemanın doğuşunu sağlayan kişilere karşı bir saygı duruşuna ve minnet duygusunun ifadesine dönüşür. 

The Murder on the Orient Express (Kenneth Branagh, 2017) 

Sırada süresinin neredeyse tamamı trende, istasyonda ve raylarda geçen The Murder on the Orient Express (2017) var. Yönetmen Kenneth Branagh’ın aynı zamanda baş karakter dedektif Hercule Poirot’yu canlandırdığı film, Agatha Christie’nin 1934 tarihli aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Film, döneminin ünlü ve hiçbir davayı başarıyla çözmeden bırakmayan dedektif Hercule Poirot’nun Halep’teki davayı çözdükten sonra İstanbul’a gelmesiyle başlar. Tarihi Sirkeci Garı’nın görüntüleriyle devam eden film, Poirot’nun acil bir görev dolayısıyla Londra’ya gitmek için Orient Express’inde kendisine yer ayarlamasıyla devam eder. Poirot’nun Orient Express’ine binmek için yöneldiği sahnede istasyondaki görevlinin, trenin hangi şehirlerde duracağını yüksek sesle tek tek anons etmesi bile filmi izleyen gezginleri fazlasıyla heyecanlandırmaya yetmektedir.

Trenin hareket etmesiyle birlikte bir süre muhteşem İstanbul görüntüleriyle baş başa kalınır. Trenin otantik atmosferinde ve karlı yol manzaraları eşliğinde devam eden filmde Amerikalı bir milyarderin öldürülmesiyle gerilim ve heyecanın dozu artmaya başlar. Filmin kitaba göre başarılı ya da başarısız olduğu elbette tartışılabilir fakat film görsellik, dekor ve kostüm kullanımı açısından başarısı ile göz doldurur. Yapım Penélope Cruz, Johnny Depp, Judi Dench, Michelle Pfeiffer gibi güçlü oyuncu kadrosu ile de dikkatleri çeker.  

 İşe Yarar Bir Şey (Pelin Esmer, 2017) 

Listeyi yerli filmle başlatıp bir başka yerli filmle bitirmeyi tercih ettim. Bu listede olup da izleyiciye en şiirsel tren yolculuğunu yaşatan film olduğunu düşündüğüm  şe Yarar Bir Şey (2017) ile şiirsel bir kapanış olsun isterim. İşe Yarar Bir Şey, içinde edebiyatla beraber felsefe, romantizm ve muhteşem görsellikler de barındırır. Senaristliğini Pelin Esmer ile Barış Bıçakçı’nın üstlendiği film, avukat Leyla ile hemşire adayı Canan’ın yollarının şehirler arası bir trende kesişmesini anlatır. Avukat Leyla’nın aynı zamanda şair yönü de vardır. Başak Köklükaya’nın canlandırdığı Leyla’nın buğulu bakışları eşliğinde izleyici de tren yolcuğuna, manzaralara sanki bir şiirmiş gibi bakar. Leyla, yolculukta Canan’ın tedirgin hâlini fark edince odağına onu da almaya başlar. 

Leyla, sohbetleri esnasında Canan’ın İzmir’e, yatalak bir hastaya bakıcılık yapmak için gittiğini öğrenir. Leyla ise mezuniyetten sonra hiç görüşmediği lise arkadaşlarının düzenlediği 25. yıl yemeğine katılmak üzere İzmir’e gitmektedir ve yemek vesilesiyle geçmişini, hayatı sorgular. Genel olarak gerçek hayatta da yolculuk yapmak, insanı pek çok konuda sorgulamaya iter. Filmdeki  yolculukta da öyle olur. İşe Yarar Bir Şey; yaşamak, ölüm ve daha pek çok konu üzerine derinlikli, felsefi bir boyut barındırır. Film, bugünlerde izlenecek olunursa eğer eski hâlini bilen ya da deneyimleyen çoğu izleyicinin yüreğini sızlatacağını tahmin ettiğim Haydarpaşa Tren Garı ve bununla beraber Alsancak Gar görüntülerini de içerir.  

 

 

 

 

Tülay Işık Kalafat

Ankara’da doğup büyüdü. Sinema-TV'nin lisansını okuyamayınca yüksek lisansına başladı fakat tez dönemine devam edemedi. Ama çocukluğundan beri her daim sinema, okumak ve yazmakla haşır neşir olmaya çalışıyor. Ayrıca gezmeyi, yüzmeyi çok seviyor. Yabancı dil, tarih, coğrafya, kültür ve sanatla ilgili bir şeyler öğrenmeyi; aslında pek çok alanda yeni bilgiler öğrenmeyi de oldukça heyecan verici buluyor.

Etiketler:  başak köklükaya2046adrien brodyasa butterfieldavrupabarış bıçakçıbefore sunriseben kingsleyBoguslaw Lindabrad andersondoğu ekspresinde cinayetemily mortimerethan hawkeEuropagarlar ve istasyonlarGün Doğmadanhalil ergünHayat Trenihugoişe yarar bir şeyjean-marc barrjudi denchjulie delpykenneth branaghKör Talihkrzysztof kieslowskiKüs Kardeşler Limited Şirketilars von trierlionel abelanskiMartin ScorceseMurder on the Orient Exspressowen wilsonpelin esmerpenelope cruzPrzypadekradu mihaileanurichard linklaterşerif görenşerif sezerSibirya Ekspresitarık akanThe Darjeeling Limitedtony leung chiu-waitrain de vieTranssiberianTrenTren yolculuklarıwong kar waiwoody harrelsonyılmaz güneyyol
Tülay Işık Kalafat

Tülay Işık Kalafat

Ankara’da doğup büyüdü. Sinema-TV'nin lisansını okuyamayınca yüksek lisansına başladı fakat tez dönemine devam edemedi. Ama çocukluğundan beri her daim sinema, okumak ve yazmakla haşır neşir olmaya çalışıyor. Ayrıca gezmeyi, yüzmeyi çok seviyor. Yabancı dil, tarih, coğrafya, kültür ve sanatla ilgili bir şeyler öğrenmeyi; aslında pek çok alanda yeni bilgiler öğrenmeyi de oldukça heyecan verici buluyor.

YazarınDiğer Yazıları

    Sınıf Atlamak İsteyen İşçi: Martin Eden (2019)

    Sınıf Atlamak İsteyen İşçi: Martin Eden (2019)

    7 Nisan 2026
    Father Mother Sister Brother (2025)

    Father Mother Sister Brother (2025)

    13 Mart 2026
    O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!

    O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!

    21 Şubat 2026

Editörün Seçtikleri

29. Uçan Süpürge’de Kaçırılmaması Gereken Filmler

29. Uçan Süpürge’de Kaçırılmaması Gereken Filmler

Fil'm Hafızası
2 Haziran 2026

Toy Story 5 (2026)

Toy Story 5 (2026)

Selin Tanyeri
29 Mayıs 2026

Kadın Bedeninin Dolaşımı: The Testaments (2026)

Kadın Bedeninin Dolaşımı: The Testaments (2026)

Tuba Büdüş
23 Mayıs 2026

Yokluğun Gölgesi: My Father’s Shadow (2025)

Yokluğun Gölgesi: My Father’s Shadow (2025)

Rabia Elif Özcan
18 Mayıs 2026

Sanat Olarak Filme Bakan Belgeseller

Sanat Olarak Filme Bakan Belgeseller

İpek Ömercikli
4 Ocak 2026

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • İlanlar
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In