Yemekler ve Gerçekler: Beslenme Alışkanlığınızı Değiştirecek On Belgesel Film

Masada oturuyoruz, önümüzde kocaman bir tabak. Tabağın içinde bizi bekleyen her bir lokma, ömrümüzün geri kalan günlerinden yaşam kalitemize, birkaç saat sonra vücudumuzda gerçekleşecek pek çok olaya ve duygularımıza kadar neredeyse tüm hayatımıza hükmedebilecek etkilere sahip. Çünkü beslenmek, nefes almaya eşdeğer. Peki, ya hayatta kalabilmek için bu en temel biyolojik …

DEVAMI →

Yazgı: Var Olmadığımın Kanıtı Olarak Varım!

Ne zaman bir Camus eseri okusam Sartre, ne zaman bir Sartre eseri okusam başkarakter olarak Camus canlanır zihnimde. Canlanır; ama birbirleriyle bir çeşit savaş içinde olduklarını bilmeden, sanki ikisi birbirine doğuştan bağlıymış gibi. Camus, varoluşçuluğun içerisinde anılsa da alabildiğince uzağında, Sartre’sa tam bunun ortasındadır. Peki, Camus nasıl varoluşçuluğun içerisinde anılırken …

DEVAMI →

Bir Sahne: Aşk Çıkmazı – In the Mood For Love

Yaşadığımız, duyduğumuz, tanık olduğumuz, hakkında efsaneler yazılan, kendini kendinden çalıp karşındakine koyan o güçlü bağı hepimiz biliyoruz: Halk arasında aşk denilen, tanımı kişiden kişiye değişen bir olgu. Leylâ’yı Mecnûn’a, Kerem’i Aslı’ya, Romeo’yu Juliet’e ve Chow Mo-wan’i Mrs. Chan’e bağlayan da aşktı; dağları deldiren, bir ‘ah’ çektirip küle çeviren, aşkını fısıldadığı …

DEVAMI →

İçimizdeki Yabancı: İstanbul Kırmızısı, Rosso İstanbul

Ferzan Özpetek, yönetmenliğini yaptığı İstanbul Kırmızısı ile 1997 yılında çektiği Hamam filminden yirmi yıl sonra İstanbul’a geri dönüyor. Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün, Nejat İşler ve Mehmet Günsür gibi oldukça popüler oyuncuların yer aldığı İstanbul Kırmızısı bizi oldukça görkemli İstanbul manzaralarıyla karşılayıp gizemli bir hikâyenin tam ortasına bırakıyor. Hikâye tıpkı Ferzan …

DEVAMI →

Önce İyi Bir Okur Olmak: Yekta Kopan ile Söyleşi

  Mutlaka benim yaşlarımda biriyle yapmışsınızdır böyle bir söyleşiyi, fakat öncelikle ben 94 doğumlu biri olarak sizi nasıl hatırladığımdan bahsetmek isterim. Çünkü 90’lı yıllarda doğan neredeyse her çocuğun hayatında önemli bir yere sahipsiniz. Ben sizi küçükken tanımıyordum tabii, sesinizi biliyordum sadece. Şirinler’deki Güçlü Şirin, Çarli‘deki Afakan, Çılgın Bediş‘teki Oktay, Buz …

DEVAMI →

Manchester by the Sea: Bildik bir trajedi!

Manchester by the Sea, bugüne kadar defalarca kez izlediğimiz, bildik bir trajediyi konu edinmiş kendine. Üstelik bu bildik konuyu anlatırken diğerlerinden farklı hiçbir şey de söylememiş. Yalnız takdir edilesi öyle bir şey yapmış ki, baş karakterin yaşadığı dramı anlatırken izleyicinin duygularını sömürmemiş. Bu filmi Çağan Irmak çekseydi, muhtemelen filmin sonunda …

DEVAMI →

İlk Göz Ağrıları Bir Başkadır [Özel Dosya]

1895, Fransa. Babaları, resim öğretmenliğinin ardından fotoğrafçılığa başlamış olan Louis ve Auguste Lumiere kardeşler, genç yaşta fotoğrafçılık ve görsel sanatla tanışmanın da etkisiyle bir düşü paylaşmaktadır: tek karelik fotoğrafları bir araya getirerek hareketi perdeye yansıtmak. Bu, elektrik ve ışığın devrim niteliğindeki keşif döneminde bir tarihin de başlangıcı olacaktır. Kardeşler bu …

DEVAMI →

Film Listesi: Benim Sean Penn’im!

Sean Penn’i bundan yıllar önce ilk kez Dead Man Walking (1995) filminde izlemiştim. Filmi izlerken önce, canlandırdığı tecavüzcü katil karakterinden ve de kendisinden nefret etmiş, “Tam role uygun birini seçmişler, pis adam tipe bak!” demiştim. Ardından, karakterin suçsuz olduğuna inanmış ve ona müthiş bir sempati beslemiştim. Filmin sürpriz sonunda ise …

DEVAMI →

16. !F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali İzlenimleri – People That Are Not Me: Yalnız Olmak ya da Olamamak…

Türkçeye “Kimse Benzemez Bana” şeklinde çevrilen People That Are Not Me, ilk bakışta tek bir jenerasyonun tek bir problemine eğiliyormuş gibi görünse de üzerine sayısız film yapılmış, kitap yazılmış, o “yalnızlık” duygusuna ses olmayı daha spesifik bir açıdan deneyen bir film aslında. Filmi yazıp yöneten Hadas Ben Aroya, aynı zamanda …

DEVAMI →

Bir Sahne: Ya Dışındasındır Çemberin, Ya da İçinde Yer Alacaksın

“Ya dışındasındır çemberin, Ya da içinde yer alacaksın.” Eski öğretilerden, Kızılderili öykülerinden, felsefi metinlerden günümüze kadar gelen bir çember imgeleminden bahsedilir hep. Çember bazen şarkılarda, bazen şiirlerde yer edinir. Kimine göre bir sistemdir bu, kimine göreyse hayatın ta kendisi. Dinsel öğelerde de yer bulur kendine bu benzetme; doğar, yaşar ve …

DEVAMI →