Bir Sahne: Baba, Oğul ve Mahcubiyet- Ladri di Biciclette

Vittoria de Sica’nın dünya sinema tarihine geçmiş ve İtalyan Toplumcu Gerçekçi sinemasının öncülerinden kabul edilen başyapıtıyla karşı karşıyayız. Bilmiyorum sizler öyle misiniz ama bazıları vardır ki duygu yoğunluğunun bir nebze dahi yükseldiği filmlerde dayanamaz, muslukları açıverirler. Bu tür insanların aksine ben, izlediği filmlerin duygusal akışına pek kendini kaptıramayan ve bundan …

DEVAMI →

Tıpkı Bir Güvercin Gibi, Hrant Dink Anısına…

“Tıpkı bir güvercin gibiyim… Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım. Başım onunki kadar hareketli… Ve anında dönecek denli de süratli. İşte size bedel …. Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede …

DEVAMI →

Bir Fragman: Silence

Martin Scorsese’nin The Wolf of Wall Street’in (2013) ardından verdiği molayı bırakıp geri dönmesini müjdeleyen Silence (2016), Scorsese’nin The Last Temptation of Christ’ten (1988) sonra yeniden ve büyük bir cesaretle Hristiyanlık konusuna da dönüşünü simgeliyor. Silence‘ın büyük bir cesaret göstergesi olmasının sebebi, Scorsese’nin The Last Temptation of Christ‘te otosansürsüz ve …

DEVAMI →

En yaratıcı ayrılık sahnesi: Cashback

  Bazı filmleri seversiniz, bazılarını hem sever hem de tavsiye edersiniz ve bazı filmleri de sevdikten sonra mümkünse herkesin izlemesini istersiniz. İşte Cashback (2006) benim için bu üçüncü kategoride yer alan filmlerden. Filmin başındaki ayrılık sahnesi ise “Daha iyisini görmedim.” dedirten cinsten. İngiliz yönetmen Sean Ellis’in yazıp yönettiği Cashback, 2.5 …

DEVAMI →

Babil Olayından Hareketle: İletişimsizliği Tema Edinen 10 Film

“…ve bütün dünyanın dili bir sözü birdi. Ve vaki oldu ki şarkta göçtükleri zaman, Şinar diyarında bir ova buldular; ve orada oturdular. Ve birbirlerine dediler: Gelin kerpiç yapalım, ve onları iyice pişirelim. Ve onların taş yerine kerpiçleri ve harç yerine ziftleri vardı. Ve dediler: Bütün yeryüzü üzerine dağılmayalım diye, gelin, …

DEVAMI →

Bir Sahne: Ah O Kırmızı Işık! The Bridges of Madison County (1995)

Evli, iki çocuk annesi, orta yaşa yaklaşmış bir kadını ne mutlu edebilir? Böyle biri, ailesini bir arada görmek ve onlara yemek hazırlayıp evi çekip çevirmek dışında başka bir şey istemese gerek. Mutluluğun formülü evli ve çocuklu olmaktır (!) ne de olsa. Ama bir hususun altının kalın kalın çizilmesi gerekir: Bu …

DEVAMI →

Siyah – Beyaz Adalet

Bugünlerde en çok duyduğumuz hukuki terimlerden biri ‘adil yargılanma hakkı’. Peki ya bu hak yalnızca şimdi mi değerli? Öyle görünüyor ki insanlık var olduğundan bu yana, dönemin erki her ne ise ona karşı, adalet için savaşıyoruz. Bazan içinizi kanırtacak kadar yapılan yanlı yargılamalarla, bu kadarına da pes diyeceğiniz, adalet arayan …

DEVAMI →

Kamerayı Kendi Öyküsüne Çeviren Filmler

“2008 yılında Masumiyet Müzesi adında bir roman yayımladım. Bu romanın, tek konusu olmasa da, önemli bir konusu, derinlemesine ve takıntılı bir şekilde âşık olan Kemal adlı bir erkek kahramanın yaptıkları, hissettikleriydi. Çok geçmeden aşkın romanda gerçekçilikle anlatıldığına inanan okurlarım bana ısrarla şu soruyu sormaya başladılar: ‘Orhan Bey, siz bütün bunları …

DEVAMI →

Hayat Bir Dengesizlik İşi: La La Land

Uyarı: İtiraf etmeliyim ki bu yazı, La La Land (2016) neden çok güzel bir film ve neden izlemeliyiz sorularına yanıt ararken yazıldı ve ne yazık ki pek objektif olamıyor. Ama objektif olması da gerekmiyor sanırım, öyle değil mi?   “Ben aslında müzikalleri hiç sevmem” demiştim film başladığında. Şüphesiz bu, Mia’nın …

DEVAMI →

Belle De Jour: Kırmızı Mı? Beyaz Mı?

Kadın olmanın kuralları var mıdır? Bir kadının düşünebileceği ya da isteyebileceği her şey bir yerlerde yazılı mıdır? Masumiyeti, hiçbir zaman kontrol edemeyeceği, yalnızca bastırabileceği bilinçaltıyla mı ölçülmelidir?  Bilinçaltındakiler harekete dökülmezse mi masumdur; yoksa daha fazla yalan söyleyemeyeceği için bunları bastırmaktan vazgeçtiği zaman mı? Bunuel, Belle De Jour‘da (1967) çocukluğunda yaşadıklarının …

DEVAMI →