Söz Uçar: Nuriye, Semih, Veli…

“Direnişçileri gerçekten bulmak istiyorsanız, bütün bu kitapları okumanız gerekecek.” Sinema tarihinde çekilen ilk filmler, dönemin teknolojik koşullarının getirdiği bir zorunluluk gereği süreleri itibariyle kısa filmler olarak çekilmiştir. İlk olarak Lumiére kardeşler, Paris’te “Lumiére Fabrikası İşçilerin Çıkışı” adlı kısa filmle birlikte, insanları sinemayla tanıştırdılar. Daha sonra yaşanan teknolojik gelişmeler ışığında kısa …

DEVAMI →

Karanlığı Maviye Kadar Açmak: Sertan Ünver ve Suzan Güverte ile Blue Üzerine

Blue’nun hikâyesi on iki yıl önce, Kerim Çaplı’nın ölümü üzerine Roll dergisi tarafından hazırlanmış geniş bir dosyayı okumanızla başlıyor. Daha da geriye dönersek, ne zamandan beri yapmak istediğiniz bir şeydi bu, sinema ile müziği birleştirmek? Sinema ve müzikle olan hikâyeniz nasıl başladı? Ve bu başlangıçtan, Blue’nun ilk tohumlarını ektiğiniz ana …

DEVAMI →

Her Kusuru Barındıran Aşk: Annie Hall (1977)

“Benim gibi birini üye yapacak kulübe asla ait olmak istemem.” 1977 yapımlı Annie Hall, hiç umulmadık bir açılış sahnesiyle tasarlanmıştır. Filmin hem yönetmeni hem senaristi olan Woody Allen, hikâyede Alvy Singer karakterine hayat vermektedir ve filmin açılış sahnesi de kameraya bakarak konuşmakta olan Woody Allen ile başlar. Bu durum, filmin …

DEVAMI →

Bir Konuşma Dinledim, Hayatım Değişti: Söylev Filmleri

Sinema sanatını diğer sanatlardan ayıran en büyük özellik, yansıtıldığı o beyazperdeye görüntüyü, renkleri, hareketi olduğu kadar sesleri ve kelimeleri de taşımasıdır. Bu anlamda pek çok sanatı bünyesinde harmanlayışı, belki sinemayı nispeten zor kılan özelliklerdendir de. Çünkü onu sanat kılan, sadece görüntüyü ustaca yansıtması değil; aynı zamanda bu malzemeye eşlik edecek …

DEVAMI →

Karakterlere Tutkularının Yön Verdiği Filmler

Tutku sözcüğü TDK’ya göre; “1. İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras, 2. Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, 3. Aşırı düşkünlük” anlamlarına geliyor. TDK’dan ziyade bizler için de aynı duyguları ifa ettiği ise su götürmez bir gerçek. Ama genele bakıldığında, içinde aşk kavramının mutlaka bulunduğu anlatımlarda rastgeliyoruz ve …

DEVAMI →

Kaçacak Yer Yok: Kaygı

Günceli yorumlamak, akıp giden zamanı resmetmek ve ondan ders çıkarmak oldukça zordur. Üstelik içinde yaşanılan zaman size huzursuzluk ve öfke veriyorsa, ondan korkup kaçmak yerine ona karşı koymayı denemek büyük bir cesaret ister. Ceylan Özgün Özçelik, ilk uzun metrajı Kaygı (2017) ile hem bu cesareti göstermeyi hem günceli tüm risklerine …

DEVAMI →

Rastlantılar ve Nedensellik Üzerine: La Double Vie De Veronique

“Derler ki bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır birbirine, Çağlar içinde yankı bulan eski bir çağrı ile zincirlidir ötekine” İnsanoğlu seçimlerinden mi ibarettir? Bizi diğer canlılardan ayıran düşünmemiz ve dolayısıyla yaptığımız seçimler midir? Eğer öyleyse yaptığımız ya da yapacağımız seçimlerde rol oynayan faktörler nelerdir? “İrade” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman şöyle …

DEVAMI →

Üç Raylı Tren: The Darjeeling Limited (2007)

“Bir tren nasıl yolunu kaybeder? Sadece raylarda gidiyor.” Yol hikâyelerindeki sıradan insanları, hikâyenin kahramanı yapan temelde üç aşama vardır. İlk aşama “evden ve toplumdan kopup yolculuğa çıkış”tır. Bundan sonraki aşama kabul ediliş de denilen “zaferle sonuçlanan çeşitli deneyimler”dir ve sonucunda kişi, kahramana dönüşür. Son aşama ise “geri dönüş/toplumla yeniden entegre …

DEVAMI →

Modern “Yamyamlık Üzerine”: Seventy-Nine (2013)

Zamanı dondurup zihnimizin raflarında tutabilmek, vakti gelince de hatırlanmak istenen o ânı, bulunduğu raftan çekip yaşandığı zamanın ve mekânın bize hissettirdiklerini hayal gücüyle de olsa yeniden deneyimleyebilmek, belki beynimizin sahip olduğu en değerli özelliklerden. Bu özellik sayesinde çocukken yediğimiz ilk dondurmanın tadını hâlâ dilimizin üzerinde duyumsuyor, bir gün önce görüştüğümüz …

DEVAMI →

Bilinçaltının Derinlerinde: Korkuların Dile Geldiği On Fobik Film

Gözlerimizi açıyoruz. Gündüz olmamış henüz, içerisi hâlâ karanlık. Odada yalnızız, etrafı seçemiyoruz. Ama orada, kapının yanında kıpırdayan bir şey mi var sanki? (akluofobi- karanlık korkusu) Tekrar yatağın içine kıvrılıp örtüyü başımızın üstüne dek çekiyoruz. Gözlerimizi kapatıyoruz. Ama uykuya dalmamak için direniyor vücudumuz. Uyku, ölümün bir yansıması değil miydi? (hipnofobi-uyku korkusu) …

DEVAMI →