Eleştiri - İzlenimSinema Yazıları

Bir Ölüm Kaç Hayatı Sırtlanır: CAOS CALMO

Nurten’in anısına…

Gidenin arkasından bakmak çoğu zaman kalanda hoşnutsuzluk yaratır. Yaşamın doğası gereği olduğundan, durmanın değil de yol almanın önceliğini yitirdiği yegâne zamanların aktörü olan ‘ölüm’ ise telafisi olmayan gerçekliğiyle yer tutar hayatımızda.

Caos Calmo (2008), Türkçe adıyla “Sessiz Kaos” Sandro Veronesi’nin 2007’de yazdığı romandan uyarlanmış bir film. Filmin yönetmeni İtalya’da daha çok televizyon için yaptığı çalışmalarla tanınan Antonello Grimaldi. Filmi öne çıkaran iki önemli isimse şüphesiz ki ünlü yönetmen ve oyuncu Nanni Moretti ile Isabella Ferrari.

caos1

Güzel bir yaz günü, Pietro (Nanni Moretti) ve erkek kardeşi Carlo (Alessandro Gassmann) deniz kıyısında top oynadıkları sırada boğulmakta olan iki kadını kurtarırlar. Kimsenin bu kurtarma girişimine cesaret edemediği dalgalı denize hiç düşünmeden atlayan iki kardeş, ne hayatını kurtardıkları iki kadından ne de yakınlarından bir teşekkür alabilirler. Küçük kardeş Carlo için bu, günün en önemli problemi olarak değerlendirilirken eve dönüşte Pietro’nun eşinin ani ölümüyle karşılaşmaları, filmde öyküyü harekete geçiren esas olaydır.

Çok uluslu bir medya şirketinin yöneticilerinden biri olan başarılı iş adamı Pietro’nun ekseninde onlarca hayat öyküsüne tanıklık ederiz film boyunca. Eşinin kaybı sonrası on yaşındaki kızı Claudia ile yalnız kalan Pietro, sıradışı bir kararla kızının okulu önündeki parkta tüm zamanını geçirmeye karar verir. Filmde çok az mekân kullanmayı tercih eden yönetmen, diğer oyuncularla birlikte seyirciyi de Pietro’nun kendine mesken olarak seçtiği parka çağırır.

Baktığımız yerin yönümüzü belirlediğini hep biliriz. Sessiz Kaos’ta Pietro’nun eşliğinde o nereye bakıyorsa oraya odaklanırız; yani aslında ölümün, kalanları yola devam etmeye zorladığı ‘hayat’a. Kızıyla iletişim kurma çabası içindeyken Pietro’dan iç ses olarak işittiğimiz bir cümledir: “Eğer bana doğru bakmazsa, o zaman ona yardım etmek için bir şey yapamayacağım!” İki farklı sahnede de Claudia’ya destek olabilmek için göz göze gelmeye konsantre olur. Kimi zaman eşinin ölümüne yeterince üzülmediğini hisseden Pietro, kızına yoğunlaşarak onu teselli etme derdindedir özünde. Oysa çocukluğuna rağmen böylesi bir tecrübe sonucunda çok olgun davranabilen küçük kızının cesaretine sığınacak olan kendisidir. Büyüklerin öğretiler, kimi tecrübeler ve önyargılarla bulanabilen dünyasında ölümle en yalın biçimde hesaplaşabilen tek kişidir küçük Claudia.

caos2

Her sabah oturup kızını bekleme pahasına işlerini de parktan yürütme kararı alan Pietro, uluslararası bir birleşme yolunda ilerleyen şirketinin çalışanlarını da buraya çekmeye başlar. Arkadaşlarının işe ve bireysel ilişkilerine yönelik tüm problemlerini anlattıkları Pietro, kendi çözümünü yaratmaya çalışırken bambaşka hayatlara çözüm olmaya başlar. Bu sırada kendisi için de bir liste oluşturma çabasındadır; o güne kadar kullandığı tüm hava yolu şirketleri, yaşadığı tüm evler vs.

Neredeyse her günün, aslında aynıymış gibi geçtiğini düşündürten mahalle insanları da bir süre sonra Pietro ile kurdukları mütevazı ilişki biçimleriyle seyirci açısından sıradanlıklarını yitirmeye başlarlar. Pietro, başlarda çevresindeki yeni kişiler için merak uyandıran bir adam iken zaman içinde mahallenin rutinlerine uyum sağlamaya başlar ve iletişimleri karşılıklı olarak özelleşir. Yönetmenin mahalleli ve Pietro ilişkisini aktarırken kullandığı incelikli detay ‘yemek’tir. Bu metafor kimi karakteristik açılımların ve yaşanılan acıların ortak ifade biçimi olarak çıkar karşımıza.

Ablasının evliliğindeki sorunları seyirciye aktarma rolünü üstlenen ve kendi yarattığı dramalarla Pietro’nun hayatını bir nevi sabote eden baldız Marta (Valeria Golino) ise filmin renkli karakterlerinden biridir. Bir gün bu ölümle yüzleşebilmesi için Pietro’ya hep birlikte ablasının öldüğü eve gitmeyi önerir. Ancak yine kendince önemli saydığı bir başka konu sebebiyle Pietro’yu yola çıkacakları sabah yalnız bırakır. Bunun üzerine Pietro da gitmekten vazgeçmişken, yine küçük kızının kararıyla yola koyulurlar. Evde geçirdikleri ilk gece, Pietro’nun hayatını kurtardığı kadın olan Eleonora (Isabella Ferrari) ile tam da bu evde seviştiğini gördüğü rüya, onun kafasını toplama ve duygularını çözümleme konusunda kilidi açmamızı sağlayan anahtar işlevli sahnedir.

caos4

Baba ve kızın yas sürecini anlatan bu filmin oyuncu kadrosunun çok iyi iş çıkardığını kabul etmek gerek. Tüm duygu durumları; kısıtlı mekânlar ve kişilerle, kimi zaman salt bir su bardağı ya da birkaç ayakkabı üzerinden bile incelikli detaylarla sarsıcı bir biçimde anlatmayı başaran filmin bir de son dakika sürprizi var: Pietro ile görüşmeye gelen iş adamı rolündeki Roman Polanski.

Pietro’nun kafasından geçenlerle duyguları arasındaki çatışmaların, başarılı çekim yöntemleri dışında müzik diliyle de hakkını veren bir yönetmen üslubuna tanıklık ederiz filmde. Bu üslubun öne çıkan tanıdık aktörleri ise, müzikleriyle filmde yer alan Radiohead ve Stars gibi gruplardır. Filmin ana tema müziğindeyse ‘Sessiz Kaos’ adlı parçasıyla yer alan isim, öyküyü ve kişileri olabilecek en etkili biçimde algılamamızı sağlayan Paolo Buonvino’dur.

Türkiye’de 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilen Caos Calmo, seyircilerin ilgisinden kaçmamıştı. Film ayrıca 2008 David di Donatello Ödüllerinde “En İyi Müzik” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” (Allessandro Gassman), 2008 Chicago Ödüllerinde ise “En İyi Senaryo” (Nanni Moretti, Francesco Piccolo, Laura Paolucci) ödülüne layık görüldü.

Finalde, filmin etkileyici sürprizi Polanski ile yine parkta ancak bu kez Pietro’nun arabasında gerçekleşen ve seyirciye duyurulmayan konuşmayı kızı dâhil tüm karakterlerle birlikte pür dikkat izlediğimiz sahnede düşünmeye başlarız: Başta iki kişilik görünen bir ölümü kabullenme mücadelesi nasıl olur da başkalarının aşk hayatları, çatışmaları, çıkarları, acıları ya da mutluluklarıyla böylesi tesadüfi, hatta çözümcül ortaklıklar geliştirebilir? Sahi, bir ölüm kaç hayatı sırtlanır?

Sinem Dinçer

Sinem Dinçer

1982, İskenderun doğumlu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde edebiyat okurken bir yandan da Digital Film Academy ve çeşitli workshoplarda sinema eğitimi aldı. 2007’ten beri kısa, uzun metrajlı filmler ve festivallerde çalışıyor. Ayrıca Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi bölümünde master tezini hazırlıyor, çeşitli webzinelere müzik ve sinema yazıları yazıyor. (www.sinemdincer.com)

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Türkiye Sinemasının En Yenileri Gezici Festival'de

Sonraki yazı

1984 Yeniden!