Haberler

CANNES’DAN ALTIN KOZA’YA

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 21. Adana Altın Koza Film Festivali’nde bu yıl yine merakla beklenen filmlerin Türkiye de ilk gösterimleri yapılacak!

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından, 15 – 21 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 21. Altın Koza Film Festivali, dünya prömiyerlerini Cannes Film Festivali’nde yapmış, merakla beklenen yapımların Türkiye ilk gösterimlerine sahne olacak.

Bu kapsamda, Jean-Pierre ve Luc Dardenne kardeşlerin İki Gece, Bir Gün (Two Days, One Night), Andrey Zvyagintsev’in  Leviathan, Jean-Luc Godard’ın Dile Veda (Goodbye to Language), David Cronenberg’in Yıldız Haritası (Maps to the Stars), Alice Rohrwacher’ın Mucizeler (The Wonders), Mike Leigh’in Mr. Turner, Ken Loach’un Jimmy’s Hall, Asia Argento’nun Incompresa, Paolo Virzi’nin İnsan Sermayesi (Human Capital) isimli filmleri, ücretsiz olarak izleyiciyle buluşacak.

İşten atılmanızı engelleyecek tek şey mesai arkadaşlarınızın alacakları primden vazgeçmeleri olsaydı, ne olurdu? İki Gece, Bir Gün (Two Days, One Night) bu basit ama devasa ikilem üzerinden dayanışma ruhunu hatırlatıyor. Oscar’lı Fransız kadın oyuncu Marion Cotillard, patronun işçiyi işçiye düşürüp kenara çekildiği bu ahlaki ikilemde başrolde. Cotillard’ın bir hafta sonu boyunca işini kaybetmemek için diğer çalışanları iknaya çalışması, insan onurunu sınava tabi tutuyor. İki Altın Palmiye sahibi Belçikalı kardeş yönetmenler Jean-Pierre ve Luc Dardenne de yine yarıştıkları Cannes’da “Oyuna gelmemek gerek. Bu ekonomik değil ahlaki bir seçimdir. Dayanışmaya inanıyoruz” demişlerdi.

TwoDaysOneNight11

Güvenlik ve refah adına yetki verdiğiniz ama aksine sömürüldüğünüz devlet ve sistemde haliniz ne olur? Cannes’da en iyi senaryo ödülü alan Leviathan, günümüz Rusya’sının yükselişindeki yolsuzluk ve ahlaki çöküşü anlatan derin bir yozlaşma filmi. Nitekim Kremlin’in de memnuniyetsizliğini açıkladığı üzere yetenekli sinemacı Andrey Zvyagintsev, sıradan bir vatandaşın mağduriyeti üzerinden din, devlet ve mafya sarmalını eleştiriyor. İlk filmi “Dönüş”le (2004) baş tacı ettiğimiz yönetmen, filmin adını Eski Ahit’teki deniz canavarı ve İngiliz felsefeci Hobbes’un ‘toplumsal sözleşmeyi önerdiği ünlü kitabına nazire “Leviathan” koymuş.

leviathan_titre-400x240

83 Yaşındaki efsane Fransız sinemacı Jean-Luc Godard, üç boyutlu yeni filmi Dile Veda (Goodbyeto Language) filmiyle Cannes’da Jüri Özel Ödülü aldı. Yaratıcı görselliğiyle öne çıkan film, kadın- erkek ilişkileri, totalitarizm, Nazi iktidarı gibi 20. yüzyılın en önemli meselelerinden yola çıkarak insanoğlunun her daim bel bağladığı ama kuramadığı iletişimsizlikten dem vuruyor, varoluş açmazımızı müstehzi bir edayla parmağına doluyor.

Bir başka üstat, Kanadalı yönetmen David Cronenberg’in Hollywood taşlaması Yıldız Haritası (Maps to the Stars) da gayet müstehzi ve eğlenceli. Ünlülerin karanlık sırlarla dolu yaşamlarını ve yüzeysel ilişkilerini tiye alan filmde orta yaş sınırındaki gözden düşmüş ve nerotik eski bir starı canlandıran Julianne Moore’un Cannes’da en iyi kadın oyuncu ödülü alması şaşırtıcı değil. Robert Pattison ve Mia Wasikowska gibi genç starlar da cabası.

Genç İtalyan kadın yönetmen Alice Rohrwacher, Mucizeler (The Wonders) filmiyle Cannes’daki ustaların arasından sıyrıldı ve ikincilik anlamına gelen Büyük Jüri Ödülü’nü kazandı. Taşrada arıcılık yapan bir aile üzerinden çevrecilikten azınlık sorunlarına kadar muhtelif konulara değinen filmin merkezinde incelikli bir yeni yetme hikâyesi var.

İngiliz işçi ve orta sınıfı insanlarına dair yaptığı şahane incelikteki filmleriyle sevdiğimiz Mike Leigh, bu kez ünlü ressam Turner’ın (1775-1851) hayatından bir kesimi anlattığı Mr. Turner’la karşımızda. Başroldeki kadim dostu ve favori oyuncularından Timothy Spall’ın Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldığı film, soyuta yakın tablolarının renk ve dinamiğiyle nice sinemacıya ilham olmuş ressamın ilham ve açmazlarını anlatıyor. Görüntü yönetmeni Dick Pope’un tablo misali görüntüleriyle öne çıkan film, ressamın dramatik çözülme anlarını incelikle verişiyle takdire şayan.

İngiliz üstat Ken Loach’un İrlanda’daki bağımsızlık mücadelesi sonrası, 1930’lardaki politik baskıları anlattığı Jimmy’s Hall, bu yıl yarıştığı Cannes’a dayanışma havası getirmişti. 2006’da Altın Palmiye kazandığı “Özgürlük Rüzgârı’ ndan sonra yeniden İrlanda açmazına dönen Loach, memleketinden sürgün edilen tek İrlandalı olarak tarihe geçen Jimmy Gralton’ın yaşamından bir kesit anlatıyor. Jimmy, İngiltere’ye karşı bağımsızlık yandaşı olduğundan ABD’ye kaçmak zorunda kalmış ve 10 yıl sonra döndüğü köyünde yeniden açtığı halkevi nedeniyle kilise ve yöre zenginlerinin tepkisini toplamıştı.

Ünlü oyuncu Asia Argento, 10 yıl aradan sonra Incompresa filmiyle yeniden kamera arkasında. Boşanma arifesindeki sanatçı ailesi tarafından ihmal edilen Aria adındaki dokuz yaşındaki kızın 1980’lerde yaşanan öyküsünde kuşkusuz Argento’nun kendi geçmişinden de izler var ama yönetmen bu kez kara mizahı eksik etmemiş. Sadece kedisinden teselli bulan Aria sevgisizlik ve yanlış anlaşılmanın sarsıntısıyla beklenmedik bir karar verecektir. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan filmde Charlotte Gainsbourg de rol alıyor.

Güzel bir Noel gecesi arifesi, bir yabancının beklenmedik trajik ölümü, iki aile ve olaylara dair üç farklı bakış açısı; kara film türündeki İnsan Sermayesi (Human Capital) aslında kapitalizmin açgözlülüğü ve insan hayatına biçilen değersizliğini öne çıkarıyor. Bu yıl İtalyan Oscarları sayılan Donetalla’da en iyi film de dahil yedi ödül kazanan ve gişe hasılatı kıran filmde İtalyan sinemasının iki önemli kadın oyuncusu Valeria Golina and Valeria Bruni Tedeschi de var. Stephen Amidon’un çok satan aynı adlı kitabından uyarlanan filmin ödüllü yönetmeni Paolo Virzi, bir cinayet gizeminden yola çıkarak ünlü Como gölünün yakınlarındaki bir grup insanın para takıntısını, kültürel ve sınıfsal açmazları şık ve rafine bir anlatımla kotarmış.

Gonca Gengonul

Gonca Gengonul

Gonca 1985 İstanbul doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü'nden 2008'de mezun oldu ve bankacılıkla başlayan kariyerine şimdilerde telekomünikasyon sektöründe Risk Yöneticisi olarak devam ediyor. Seyahat etmeyi ve spor yapmayı hayatının olmazsa olmazı sayar. Kitaplar ve sinema, çok sevdiği yeni insanlar tanıma arzusunu besler. Ve artık bütün bunların yanında bir sosyal medya filidir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Die Sehnsucht der Veronika Voss (1982)

Sonraki yazı

The Cut, Filmekimi Programından Çekildi