Greta Gerwig şu an bağımsız suların en parlayan yıldızı. Frances Ha (2012) ile gönülleri fethetti diyebiliriz. Kentli orta sınıfın nevrotik hâlleri üzerinden mizahını yaratan Woody Allen ekolünün yeni temsilcisi Noah Baumbach’ın Greta Gerwig’le ortaklığı Mistress America (2015) ile devam ediyor. Kapitalist Batı toplumunun bir eli yağda bir eli balda orta sınıfının, tüm bu olanaklara rağmen kendini bulamayışı başlı başına bir dram olsa da, sinema için pek albenisi olmadığından mı bilinmez, dram dozu yüksek örnekleri pek görmüyoruz. Oysa tam tersi, bu “kendini arayış” sürecinde girilen komik durumlar üzerinden yapılmış örneklere sıkça rastlıyoruz. Mistress America da bunun güzel örneklerinden biri.

Mistress America

İlk gösterimini Sundance’da yapan Mistress America’nın iki ana karakterinden biri olan Brooke (Greta Gerwig), New York’un hızına kendini kaptırmış, hayata tutunmaya çalışan, deli dolu birisidir. Tıpkı France Ha’daki gibi patavatsız ama bir o kadar da samimi. Zaten Greta Gerwig’in, France Ha’daki nevrotik kız hâllerini Brook’da da hissedebiliyoruz. Hatta filmin adını “France Ha 2” koysalardı kimse yadırgamazdı galiba. Brooke’un var olma mücadelesinde girdiği durumlar, verdiği tepkiler, hayata bakış açısı Dunning Kruger sendromunun başlangıç seviyesi ama daha çok sendromun göze batmayan hoş bir örneği kıvamında.

Tracy (Lola Kirke) ise üniversiteyi yeni kazanmış, büyük denizde küçük balık misali şehri ve insanları tanımaya çalışmaktadır.Annesi ile Brooke’un babasının evlenme arifesinde olmasından dolayı, biraz da çekinerek Brooke’la iletişim kurar. Brooke ise, köyden gelen uzak akraba misali bir anda karşısına çıkan Tracy’ye kol kanat gerip ablalık yapmaya başlar.

Artık karşısında bitmek bilmeyen hayallerini, süsleyerek anlatabileceği biri olacaktır.

mistress america 1

Tracy için de bu ilişki, okulun popüler edebiyat kulübü Mobius’a girmek için yazacağı öyküye gerekli olan hayal gücünü sağlayacaktır.İkili arasındaki bu simbiyotik ilişki zamanla garip bir hâl alınca girdikleri durumlar zaman zaman komik ama bir o kadar da acıklı olacaktır.

Mistress America, direkt komedi iddiası olmayıp seyirciyi çokça güldürebilen nadir güzel filmlerden biri. Noah Baumbach ve Greta Gerwig ikilisinin bundan sonra ne yapacağını merakla bekliyoruz.

Güray Karaayak

Güray Karaayak

Güray Karaayak

1986’nın karlı bir kış günü dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. Salo ve Solome’un 120 günü filmini yurtta 5 arkadaşıyla başlayıp tek başına bitirdiğinde, Pasolini en sevdiği yönetmen, sinema da en büyük tutkusu oldu.Çocukluk hayali, Sadun Boro’nun Kısmet’i gibi dünyayı dolaşmak olup, şu an özel sektörde proje finans departmanında masa başı bir işte çalışıyor.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Filmekimi 2015 İzlenimleri - Serbest Bir Düşünme Egzersizi: Irrational Man

Sonraki yazı

Paradies: Liebe (2012)