Eleştiri - İzlenim

Ip Man: Bir Bilgelik Ritüeli

İki filmlik bir seri Ip Man (2008 ve 2010) ama birinin bittiği yerden diğeri başlıyor. Belki de bu yüzden ayrı ayrı mercek altına almak yerine tek kalemde tüm hikâyeye odaklanmalıyız…

Ip Man, film karakteri olarak hayran olunası bir kişilik. Oğlu Ip Ching’in sözleri ile gerçekte de bilgeliği ile saygıyı hak ettiğini anlıyoruz: “Rahmetli babam hayatında hep alçakgönüllü ve öngörülü oldu ve hiçbir zaman kendisinin Wing Chun sanatının Grandmaster’ı olduğunu veya herhangi bir okulun lideri olduğunu iddia etmedi.”

Varlıklı bir ailede büyümüş, asla çalışmaya gereksinim duymamış ancak bir o kadar tevazu sahibi ve tam bir centilmen olan Ip Man ile ilk olarak evine düello teklifi ile gelen başka bir Kung-fu ustasının aracılığı ile tanışıyoruz ve Ip usta, ilk andan itibaren izleyicisi ile iletişim kurmayı başarıyor.

Görüntü çalışması ve usta çekimleriyle fazlasıyla göz dolduran seri ayrıca dövüş sahnelerindeki koreografisi ile de izlenmeye, hatta arşivlenmeye değer. Rivayete göre, seriye 3. filmin katılması ve bu iki filmlik serinin bir nevi üçlemeye dönüştürülmesi de planlar arasında ve oyuncu Donny Yen (Ip Man) ile görüşmeler devam etmekte.Reddedilemeyecek bir teklif gibi…

Hikâye, Ip Man’in Foshan kasabasındaki yaşamıyla başlıyor. Bir savaş sanatları kasabası olan Foshan’da bir çok usta yaşıyor, ancak hepsinin idolü yine Ip Man. Sık sık meydan okuyanlar yine her defasında usta Yip karşısında saygı ile eğiliyorlar.Düellolar ise her defasında adeta ritüele dönüşüyor. Her dövüş sahnesi sonunda, ustaların birbirlerine nezaketleri ve öğrettikleri için teşekkür ediyor olmaları izleyicinin hayranlığını kazanırken, aynı zamanda öğretmen-öğrenci ilişkisinin de önemi vurgulanıyor. Herkes öğretmen ve öğrencidir, herkesin birbirine öğretecekleri ve birbirinden öğrenecekleri vardır.Kimsenin varlığı bir diğerinin varlığından daha değerli değildir… Bu, bilge savaşçıların kasabasında kabalığa yer yok, her düello centilmence başlayıp centilmence sona eriyor.

Huzur ve saygıyla yaşayan Foshan’lıların yaşamına tanık olmamızın ardından Japonya’nın, Çin’i işgal etmesiyle hikâyenin rengi tamamen değişiyor. Bu zor dönemde Ip Man de ilk defa çalışmak mecburiyetiyle kendini işe yaramaz hissetmeye başlıyor, konforlu yaşamı ile yüzleşiyor. Oysa ilerleyen zamanda, zorluklar yaşamını değiştirecek, adını dünyaya duyuracak, onu bir efsane yapacaktır.Adı, başka bir efsanenin, Bruce Lee’nin ustası olarak anılacak, kasabasında herkesin sevgi ve saygısını kazanan Yip usta aynı zamanda halkının itibarını da kurtaran isim olacaktır.Önce Japonlar’a sonra da Amerikalılar’a Çin savaş sanatlarının saygıya ve merhamete dayanan felsefesini yine Ip Man anlatacaktır.

Yip usta başarılı, Yip usta her daim galip, Yip usta efsanevi…

Çünkü Yip ustanın hayata ve savaş sanatlarına baktığı pencere, özgüvenin, bilgeliğin ve sevginin aydınlandığı penceredir.Yip Usta, Çin savaş sanatlarının ülküsünü dile getirmek için söylemiş olsa da aslında tüm insanlığı kapsayacak kadar evrensel sözleri ile savaş ve merhamet arasındaki ince çizgide de ustaca yürüyor, “Savaş sanatları kaba kuvvet uygulaması gibi görünebilir. Ama Çin savaş sanatları sisteminin arkasında birçok felsefe yatar. Savaş sanatlarında kurallar vardır, şefkat ve başkalarına yardım etmek… “

Büyük usta Bruce Lee’nin de ustası, Dünya’ya Wing Chun tekniğini tanıtan bu ufak tefek bilge adamın hikâyesi gerçekten öğrenmeye ve anlamaya değer.

Hollywoodvari Öyküleme…

Beri yandan her iki filmin öykülemesinde Hollywood şablonu hemen göze çarpıyor. Kahramanın, düellolardan galip çıkacağını biliyoruz mesela. Dövüş elbette ki zorlu geçecek ama kahraman mutlaka kazanacak çünkü iyiler her zaman kazanır. Ancak, izlediğimiz hikâyenin gerçekten yaşandığı bilgisi, görüntü çalışması ve koreografinin de etkisiyle ezberlenmiş sonucuna rağmen kendini ilgiyle izletebilen bir film ile karşı karşıyayız. Mutlak galibiyet şablonu serinin ikinci filmini daha fazla ele geçirirken yönetmenin dikkat çektiği başka bir ayrıntı ise Amerikan varlığının Çin gelenekleri üzerindeki dejeneratif etkisi. Ustaların mafyalaşması, genç neslin çeteleşme yönelimleri, yasa dışı müsabakalar, haraç ve rüşvet, Foshan’dan ayrılıp, Hong Kong’a yerleşen ve kendi dövüş sanatları okulunu kurma mücadelesi veren Yip ustanın, ustalığını ortaya koymasının önünde büyük bir engel oluyor.

Ve finalde Kung-fu ile Amerikan boksunun düellosu…

Özetle, bir Rocky hikâyesi izliyor hissi veren bu sahneler aslında müthiş bir ironi de içeriyor, Hollywood şablonu, Hollywood’u bilgece mağlup ediyor.

Ip Man serisi her anıyla izlenmeye değer bir sinema yapıtı ve Yip usta, yaşamının her anıyla tanımaya değer bir bilge.

Keyifli seyirler…

nesrinyavas

nesrinyavas

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Blood Simple (1984)

Sonraki yazı

Hellraiser (1987)