Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • GÖNÜLLÜLÜK İLANLARI
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Love Is Strange (2014) 
    Film Önerileri

    Love Is Strange (2014) 

    Merve Çolak
    3 hafta önce
    The New Yorker at 100 (2025)
    Belgesel

    The New Yorker at 100 (2025)

    Selin Tanyeri
    1 ay önce
    The Wandering Earth (2019)
    Bilim Kurgu - Fantastik

    The Wandering Earth (2019)

    Nesrin Karadağ
    1 ay önce
    Confession (2022)
    Korku - Gerilim

    Confession (2022)

    Rabia Elif Özcan
    1 ay önce
    Prince of Darkness (1987)
    Film Önerileri

    Prince of Darkness (1987)

    İpek Ömercikli
    3 ay önce
    Decision To Leave (2022)
    Film Önerileri

    Decision To Leave (2022)

    Ayşe Yapışık
    3 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!
    Film Analizleri

    O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!

    Tülay Işık Kalafat
    1 saat önce
    76. Berlinale Günlükleri -3
    Eleştiri - İzlenim

    76. Berlinale Günlükleri -3

    Tuba Büdüş
    4 gün önce
    76. Berlinale Günlükleri -2
    Eleştiri - İzlenim

    76. Berlinale Günlükleri -2

    Tuba Büdüş
    6 gün önce
  • HABERLER
    Haftalık Sinema Özeti
    Haberler

    Haftalık Sinema Özeti

    Tuğba Uluay
    38 dakika önce
    SİYAD, Belgesel, Kısa ve Fantastik Film Adaylarını Açıkladı
    Haberler

    SİYAD, Belgesel, Kısa ve Fantastik Film Adaylarını Açıkladı

    Seher Kızılırmak
    23 saat önce
    Cameron, Netflix–Warner Bros. Anlaşmasına Karşı: “Sinema İçin Felaket Olur”
    Haberler

    Cameron, Netflix–Warner Bros. Anlaşmasına Karşı: “Sinema İçin Felaket Olur”

    Evin Arslan
    23 saat önce
  • KISA FİLMLER
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    3 ay önce
    Adisyon (2025)
    Kısa Filmler

    Adisyon (2025)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
    Teamül (2023)
    Kısa Filmler

    Teamül (2023)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • GÖNÜLLÜLÜK İLANLARI
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Love Is Strange (2014) 
    Film Önerileri

    Love Is Strange (2014) 

    Merve Çolak
    3 hafta önce
    The New Yorker at 100 (2025)
    Belgesel

    The New Yorker at 100 (2025)

    Selin Tanyeri
    1 ay önce
    The Wandering Earth (2019)
    Bilim Kurgu - Fantastik

    The Wandering Earth (2019)

    Nesrin Karadağ
    1 ay önce
    Confession (2022)
    Korku - Gerilim

    Confession (2022)

    Rabia Elif Özcan
    1 ay önce
    Prince of Darkness (1987)
    Film Önerileri

    Prince of Darkness (1987)

    İpek Ömercikli
    3 ay önce
    Decision To Leave (2022)
    Film Önerileri

    Decision To Leave (2022)

    Ayşe Yapışık
    3 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!
    Film Analizleri

    O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!

    Tülay Işık Kalafat
    1 saat önce
    76. Berlinale Günlükleri -3
    Eleştiri - İzlenim

    76. Berlinale Günlükleri -3

    Tuba Büdüş
    4 gün önce
    76. Berlinale Günlükleri -2
    Eleştiri - İzlenim

    76. Berlinale Günlükleri -2

    Tuba Büdüş
    6 gün önce
  • HABERLER
    Haftalık Sinema Özeti
    Haberler

    Haftalık Sinema Özeti

    Tuğba Uluay
    38 dakika önce
    SİYAD, Belgesel, Kısa ve Fantastik Film Adaylarını Açıkladı
    Haberler

    SİYAD, Belgesel, Kısa ve Fantastik Film Adaylarını Açıkladı

    Seher Kızılırmak
    23 saat önce
    Cameron, Netflix–Warner Bros. Anlaşmasına Karşı: “Sinema İçin Felaket Olur”
    Haberler

    Cameron, Netflix–Warner Bros. Anlaşmasına Karşı: “Sinema İçin Felaket Olur”

    Evin Arslan
    23 saat önce
  • KISA FİLMLER
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    3 ay önce
    Adisyon (2025)
    Kısa Filmler

    Adisyon (2025)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
    Teamül (2023)
    Kısa Filmler

    Teamül (2023)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Film Analizleri

O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!

Tülay Işık Kalafat Tülay Işık Kalafat
1 saat önce
Film Analizleri, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 12 min
0
0
O Da Bir Şey Mi (2025): Ben Elitim!
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

İnsanların çoğu başarılı ve tanınmış bir sanatçı olabilmeyi ya da en azından bir sanat dalında ufak da olsa bir şeyler üretebilmeyi hayal etmektedir. Hatta pek çok insan, sadece sanat icra ederek geçinebilmenin belki de hayallerin en güzeli olduğunu düşünmektedir. Bunun için ise zamana, odaklanabilmeye, enerjiye ve paraya ihtiyaç duyulmaktadır. Zihinlerde, karnın nasıl doyurulacağı, ay sonunda kiranın ve faturaların nasıl ödeneceği düşüncesinden çok örneğin senaryonun sonunun ne şekilde bitirileceği veya çizim için hangi fırçanın daha kullanışlı olacağı düşünceleri öne çıkmalıdır. Bu yüzden haklı olarak öncelikle geçimin sağlanması gerektiği için sanatçı olabilme hayalleri ya ertelenmekte ya da iptal edilmektedir. Sanatçı olabilme şansına ve başarısına nail olabilmiş insanlar ise, toplumda genellikle elit kesim olarak görülmektedir.  

Pelin Esmer’in son filmi O Da Bir Şey Mi (2025), Aydın’ın Söke ilçesinde küçük, eski bir otelde mutfak ve kat görevlisi olarak çalışan Aliye’yi ve ünlü film yönetmeni Levent’i merkezine almaktadır. Aliye, Levent’i çok iyi tanımakta fakat Levent’in Aliye’den haberi dahi bulunmamaktadır. Film, Aliye’nin Levent’in telefonuna bazı hikâyeler anlattığı mesajlar üzerinden ilerlemektedir. Çok katmanlı senaryosuyla dikkatleri çeken filmin barındırdığı temaların başında, sanatçıların dâhil olduğu elit/entelektüel kesim ile halk arasındaki ayrım gelmektedir. Bu yazıda, “Elitizm” kavramından yola çıkılarak “Elit/Entelektüel olanla olmayan ayrımı var mıdır veya olmalı mıdır?” soruları karakterler ve mekânlar aracılığıyla cevaplandırılmaya çalışılacaktır.  

Toplumsal Katmanların, Eşitsizliğin Doğuşu ve Elitizm 

Toplumun temelleri ve eşitsizlikler pek çok filozofun, sosyoloğun ilgisini çekmiş ve araştırma konusu olmuştur. Jean Jacques Rousseau’ya göre insanlar arasında iki tür eşitsizlik bulunmaktadır. Bunlardan biri fiziki özelliklerden, diğeri ise toplumsal düzenden kaynaklanan eşitsizliklerdir. Rousseau, toplumsal eşitsizliği ilkel (doğal) ve medeni insanlardan oluşan toplumlardaki eşitsizlik şeklinde ikiye bölerek incelemiştir. “İlkel insan sadece huzur ve özgürlük içinde yaşar. Diğer yandan medeni insan, sürekli hareket hâlindedir, ter döker, azimle çalışır.” [1] diyerek eşitsizliğin asıl kaynağı olarak aşırı mülkiyet hırsını ve mülkiyeti korumayı öncelik edinen hukuk düzenini işaret etmiştir.  

Elitizmin de bir çeşit ayrım olduğundan yola çıkılarak bu kavram, toplumu diğer bireylere göre daha yetenekli ve üstün niteliklere sahip olan bir grubun/kesimin yönetmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Vilfredo Pareto ise elitizmi geniş bir açıdan ele alarak elitleri, “toplumun her kesiminde, her iş ve meslek kolunda bazı özellikleri ve nitelikleri ile öne çıkan, başarılı olan ve bu sayede etkileme gücü kazanan kişiler” olarak ifade etmiştir. [2] İnsanlığın var olduğu ilk zamanlardan günümüze kadar istisnasız tüm toplumlarda sınıf farklılıkları, katmanlar hatta kastlar oluşmuş, oluşmaya da devam etmektedir. Günümüzde de geçmişte olduğu gibi toplumsal ve ekonomik sistem gereği farklı kesimlerden insanların bir araya gelebilmesi, bazı istisnalar ve mucizeler dışında neredeyse imkânsız görünmektedir. Esmer, tam da bu cümleden yola çıkarak farklı kesimlerden olup da belki hiçbir zaman bir araya gelemeyecek insanları O Da Bir Şey Mi filminde bir araya getirerek imkânsızı gerçek kılmaktadır. Yönetmen, böylece filminde katıksız gerçeği anlatmak yerine hayalindeki dünyayı kurgulamaktadır.  

Elit, Entelektüel ve Entelijansiya 

“Avrupa’da 17. ve 18. yüzyılda oluşan aydınlanma hareketi sırasında gelişen burjuva sınıfı, feodaliteye karşı kendi tezlerini ortaya koyarak derebeylik sisteminin dayandığı bütün ahlaki, ekonomik, siyasal ve felsefi sistemi kapsamlı bir eleştiriye tâbi tutmuştur. Derebeylik sistemi, kilise ile iç içe geçmiş olduğu için, 17. ve 18. yüzyıl Avrupa’sındaki Hristiyanlık ve din kavramı da şiddetle eleştirilmiştir. Fransız Devrimi ile zirveye ulaşan bu tür eleştirileri yapanlar daha sonra entelektüel olarak nitelendirilmiştir.” [3] Zamanla entelektüel kavramı, kol gücü ile iş yapmayan kişi olarak tanımlanmıştır. “Entelijansiya kavramı ise ilk olarak 19. yüzyılda Rusya’da ortaya çıkmış olup profesyonel iş yapma olanağı sağlayan bir üniversiteyi bitirmiş kişiler için kullanılmıştır.” [4] Entelijansiya, günümüzde elitlerin ve entelektüellerin dâhil olduğu grup şeklinde tanımlanmaktadır. Sanatçılar, doktorlar, hâkimler, avukatlar, akademisyenler ve benzeri pek çok meslekten kişiler bu gruba dâhil edilebilir. Ancak entelijansiyanın, günümüzde her üniversite mezununu kapsamayacağının da belirtilmesi gerekmektedir. 

 Antonio Gramsci’ye göre bütün insanlar entelektüeldir ama toplumda herkes entelektüel işlevi görmeyebilir. “Entelektüellerin ortak özelliklerinden biri, kültür olgusunun bu kişilerde farklı tezahür etmesidir. Zira, entelektüeller hakkındaki birçok yanlış anlama ‘kültürlü olma’ olgusunun yanlış yorumlanmasından doğmaktadır.” [5] Orta Çağdan beri entelektüellerin konumu her zaman toplumun diğer kesimlerinden farklı değerlendirilmiştir. Farklılığın ilk aşaması ise entelektüel (düşünsel) ve fiziksel işler arasında yapılan ayrımda yer almaktadır. Ayrım, öncelikle bu iki iş türünün yapıldığı ortamların farklılığından kaynaklanmaktadır. İkinci aşama ise entelektüel işlere biçilen değerin farklılığı olmaktadır.[6] Günümüzde entelektüel kesimler, toplumda bazen oldukça değer görürken bazen de ne yazık ki inceden inceye alay konusu olabilmektedir. Filmde, Levent’in annesinin “Bıktık sizin travmalarınızdan da. Bir türlü bitmedi gitti.” repliği buna örnek verilebilir. Ayrıca Levent’in kısa filminde oynattığı küçük çocuk Caner, Levent’in yaptığı işin önemini idrak edememektedir. Caner’in çekimler sırasında sıkılarak çekip gittiği hatta Levent’e ayar çektiği sahneler bir yandan güldürürken bir yandan da düşündürmektedir. 

Sanat Yapmaya Çalışmak

O Da Bir Şey Mi’de sanat kavramı da derinlemesine işlenmektedir. “Neden sanat yapılır, daha doğrusu sanata gerek var mıdır? Hikâye anlatmaya neden ihtiyaç duyulur?” gibi daha pek çok soruya cevap arayan bir filmdir. Yönetmen Esmer, filminde “Neden hikâye anlatmak isteriz?” sorusuna cevap olarak Levent’e “Biri bizi dinlesin diye.” dedirterek sinemacıların neden film yaptığını ve neden hikâye anlattığını açıklamaktadır. Bu replik, her şeyden önce sanatçıların, aslında “halk” denilen kesime ne kadar ihtiyaç duyduğunun oldukça açık ve samimi bir itirafı olmaktadır.

Diğer taraftan hikâye anlatmanın sadece sanatla ilgisi olmadığı, insan olmanın bir gereği olduğu belirtilmektedir. İnsan, iletişim kurabildiği milattan öncesi çağlardan bu yana hemen her gün hikâye anlatmaya ihtiyaç duymuş ve duymaya da devam edecektir. Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle giderek dijitalleşmek bile hâlen bu ihtiyacın hissedilmesine ve giderilme çabalarına engel olamamaktadır. Hikâye anlatmak, bundan yüz yıl sonra da başka tarzlarda ve mecralarda devam edecektir. O yüzden her şeye rağmen Nur Sürer’in canlandırdığı Gülistan’ın dediği gibi “O da bir şey mi! Benim hikâyem daha farklı ve çarpıcı. Anlatılsa roman olur, film olur.” demeye devam edilmelidir. 

Elit Olanla Olmayan Gerçekten Farklı mıdır?  

Elitler, kültürel anlayışları ile pek çok şeyi herkesten önce idrak ederek, kullanarak özgünleşirler ve elbette böyle olmaları da gerekmektedir. Çünkü elit ve sanatçı olmak duyarlı olmayı da gerektirmektedir. Fakat bazı elitler, bir süre sonra kendilerinden veya toplumdan kaynaklanan bazı faktörler nedeniyle kendilerini üstün görebilme eğiliminde bulunabilmektedir. Filmde Levent’in, kendi işlerini özgün, yaratıcı işler olarak görürken; Aliye’nin daha çarpıcı hikâyelere ve anlatıya sahip olması karşısında şaşırması bunun göstergesini teşkil etmektedir. Nitekim gerçek hayatta da böyle değil midir? Dış görünüşe bakılarak önyargılı davranılan birisinin hiç umulmadık sanat eserleri yaratmasına rast gelmek şaşkınlık yaratabilmektedir. Levent, önceleri Aliye’ye karşı üstten bakan ve biraz kendini beğenmiş bir duruş sergiler; Aliye’nin de kendisi gibi çarpıcı işler üretebileceği ihtimalini görmezden gelir. Fakat Aliye’nin ilginç hikâyesi ve yaratıcı sözlerini dinledikçe Levent değişmeye, şaşırmaya ve Aliye’ye giderek hayranlık duymaya başlar. İşte film, bu sahneleriyle elitlere ve elit olmayanlara karşı toplumun genelindeki bakış açılarının farklılığını göstermektedir.

Bazı elitler yaşama ve halka karşı mesafeli, uzak bir konumda yer alabilmektedir. Belki bu konum, üretimlerini devam ettirebilmelerine olanak sağlamaktadır. Fakat böyle davranan elitler, bazen kibirli olarak addedilmektedir. Filmde Levent de insanlardan biraz uzak gibi görünmekte ama aslında kibirli değildir, yalnızca anlaşılmayı istemektedir. Levent’in kibirli olmadığı, kısa filminde oynatacağı küçük yaşlardaki Caner’le tanışmasında ve sonrasındaki çekimler sırasında onunla kurduğu babacan iletişim tarzıyla gösterilmektedir. Ayrıca Levent’in, halktan biri olan Caner’le daha kolay iletişim kurarken boşanmak üzere olduğu eşiyle konuşarak değil de yazışarak iletişim kurması da modern ve elit insanların doğallığı, içtenliği üzerine bir soru işareti bırakmaktadır. Ancak bir yandan da filmin bir sahnesinde Levent’in annesinin, geçmişteki bir travmayla ilgili olarak duygularını yazılı metinle Levent’e aktarma çabaları sanatın, yazının hayatımızdaki yerine ve önemine dair çarpıcı bir işaret olmaktadır.

Film, bazı mekânların kullanımıyla sınıf ayrımını farklı perspektiflerden göstermektedir. Şöyle ki Miletos antik kenti ve kapısının kullanıldığı sahneler, sınıf ayrımının simgesi olarak göze çarpmaktadır. Antik kentte düzenlenen festivalde farklı bir atmosfer yaratılmaktadır. Bu sahnelerde, o atmosfere herkesin ulaşamadığı mesajı verilmekte çünkü çoğunlukla seçkin insanlar o etkinliğe gidebilmektedir. Öyle ki Aliye’nin oldukça şık kırmızı kıyafetiyle antik kentin kapısından adeta geçiş yaparak festivale katıldığı sahne ayrı dünyaların göstergesi olmaktadır. Bu sahnede, kapının diğer tarafı ve bu tarafı olarak yapılan ayrım elit ve halk ayrımına denk düşmektedir. Ayrıca filmdeki yönetmen karakterlerin, söyleşi sırasında farklı duruşları, vücut dilleri, verdikleri sıra dışı ve çarpıcı cevapları da “Elit (entelektüel) kimdir, herkes elit olabilir mi?” sorularını zihinlere düşürmektedir.  Elit kesimin oluşumuna sebebiyet veren en önemli etken, her şeyden önce para yani ekonomik sistem olmaktadır. Öyle ki filmde Efes Otelindeki Aspasia barda bulunan perdeli servis penceresi, bu ayrımın en güçlü metaforu olarak göze çarpmaktadır. Barın arkasında yani mutfak tarafında veya barın ön tarafında bulunma durumunu belirleyen sebep, para ve kapitalist sistemin gücüne güç katan metropol-taşra ayrımıdır. Hatta giderek güçlenen tarafta metropoller yer almaktadır. Çünkü filmde festival katılımcıları, barın ön tarafında yer alanlardan yani sanatçılar, iyi bir mesleğe sahip olanlar, metropolde yaşayanlardan oluşmaktadır. Oysa Aliye barın arka tarafında, pencerenin arkasındadır; hatta görünmeyeni simgelemektedir. Fakat bazen barın ön tarafında, her şey göründüğü gibi olmayabilmektedir. Barın ön tarafında bulunanlardan Avukat Aynur, şarkıcı olmayı çok istemiş fakat şarkıcılık yerine avukatlık yaparak hayatını idame ettirmektedir. Aynur, her ne kadar elit tabakaya dahil olsa da bu ona yeterli gelmemiş; şarkıcı olma hayali içinde ukde olarak durmaktadır. Gülistan karakteri ise sevdiği işi, sanatı icra ederek başarılı ve mutlu bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat bunun için belki de düzenli ve iyi bir gelirden fedakârlık yaptığı repliklerle aktarılmaktadır. Artık şarkıcılık yapamadığı için geçinemeyen ve kirasını bile ödeyemeyen Gülistan’a otel sahibinin oğlu, otelin bir odasında kalabilme desteğinde bulunmaktadır. Bu kısımda yönetmen, “Neyse ki iyi insanlar hâlâ var, bu sayede sanat yaşamaya devam edecek.” mesajına imza atmaktadır.

Biz Ayrı Dünyaların İnsanlarıyız(!)    

Bilindiği üzere sanatsal ve kültürel etkinliklerin çoğu hem maddi hem de sosyal koşullardan dolayı herkesin eşit şekilde ulaşabileceği etkinliklerden değildir. Bu da filmde Levent’in Aliye’ye davetiye vererek onu festivalin açılış ve gala gecesine çağırması ile gösterilir. Aliye’nin bu davetiyeye çok sevinmesi ve galaya diğer davetliler gibi hatta daha şık bir kıyafetle katılması, elit olan ile olmayan arasında öyle ya da böyle bir ayrımın var olduğunu belirtir.  

Karl Mannheim’in, “Çağımız entelijansiyasının genelde, girilip çıkılabilen açık birlikler olmasına karşın sıklıkla kendi içinde özel gruplaşmaların biçimlendiğini görüyoruz.” [7] açıklamasına Pareto’nun, “Hangi düzen gelirse gelsin, insanlar arasındaki bütün zenginlik, kültür ve sosyal statü farklılıklarının kaldırılabileceğine inanmak saçmalıktır.” ifadesi eklenirse biraz karamsar bir tablo çizilmiş olunur. [8] Yine de sanatçılar, ayrı dünyaların insanı(!), bunu kabul etmek gerekir; örneğin empati ve öngörü yetenekleri gelişmiş insanlardır. Sıradan değiller, eğer öyle olsalardı bu kadar yaratıcı iş nasıl çıkacaktı ortaya? Ama bu film, “Esasında sıradanla elitin pek bir farkı yok aslında.” der. Hepimiz insanız ve sanata, hikâyelere daima ihtiyacımız olacaktır. Belki Aliye gibi hayallerindeki mesleğe veya sanata ulaşmak isteyen herkes, bunu ne kadar gerçekleştirebilirse yaşam o derece zenginleşecektir.   

Kaynakça: 

1- ROUSSEAU, Jean Jacques.; İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kökeni, s. 99, Yeryüzü Yayınevi, 2003 

2- USLU, Cennet; Liberal Demokrasilerde Elitlerin Yeri ve Rolü, s.4, Dergipark.org. 2346702 

3,4-KARADAĞ, Ahmet; ASLAN, Seyfettin; Entelektüel Özerklik ve Sivil Toplum, C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt:14, Sayı:1, s. 186, 2013 

5- MANNHEIM, Karl; Kültür Sosyolojisi, s.146, Pinhan Yayınları, 2017 

6- MANNHEIM, Karl; a.g.e., s.146-147 

7- MANNHEIM, Karl; a.g.e., s.205 

8- PARETO, Vilfredo; Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü, Doğu Batı Yayınevi, 2017 

– KURTBAŞ, İhsan; Bir Klasik Elitizm Eleştirisi ve Yeni Bir Elitizm Modeli Önerisi: Güçlü Demokratik Elitizm Modeli, researchgate.net  

– ARSLAN, Ali; Eşitsizliğin Teorik Temelleri: Elit Teorisi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2003 

Tülay Işık Kalafat

Ankara’da doğup büyüdü. Sinema-TV'nin lisansını okuyamayınca yüksek lisansına başladı fakat tez dönemine devam edemedi. Ama çocukluğundan beri her daim sinema, okumak ve yazmakla haşır neşir olmaya çalışıyor. Ayrıca gezmeyi, yüzmeyi çok seviyor. Yabancı dil, tarih, coğrafya, kültür ve sanatla ilgili bir şeyler öğrenmeyi; aslında pek çok alanda yeni bilgiler öğrenmeyi de oldukça heyecan verici buluyor.

Etiketler: 32. Adana Altın Koza Film Festivali44.istanbul film festivaliAltın Lale Yarışmasıİpek BilginMerve Asya Özgürnur sürerO Da Bir Şey Mi?pelin esmertimuçin esen
Tülay Işık Kalafat

Tülay Işık Kalafat

Ankara’da doğup büyüdü. Sinema-TV'nin lisansını okuyamayınca yüksek lisansına başladı fakat tez dönemine devam edemedi. Ama çocukluğundan beri her daim sinema, okumak ve yazmakla haşır neşir olmaya çalışıyor. Ayrıca gezmeyi, yüzmeyi çok seviyor. Yabancı dil, tarih, coğrafya, kültür ve sanatla ilgili bir şeyler öğrenmeyi; aslında pek çok alanda yeni bilgiler öğrenmeyi de oldukça heyecan verici buluyor.

YazarınDiğer Yazıları

    Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

    Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

    27 Ocak 2026
    İstanbul’un Yel Değirmenleri ve Don Kişotları: Rosinante (2023)

    İstanbul’un Yel Değirmenleri ve Don Kişotları: Rosinante (2023)

    19 Aralık 2025
    Aidiyet Sancısı: Return to Seoul (2022)

    Aidiyet Sancısı: Return to Seoul (2022)

    29 Kasım 2025
Sonraki Yazı
Haftalık Sinema Özeti

Haftalık Sinema Özeti

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 

Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 

Merve Çolak
28 Ocak 2026

Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

Tülay Işık Kalafat
27 Ocak 2026

Pusudaki Kötülük: Nuremberg (2025)

Pusudaki Kötülük: Nuremberg (2025)

Yaşar Gülveren
13 Ocak 2026

Görüntünün Yokluğunda Tanıklık: Sorry Baby (2025)

Görüntünün Yokluğunda Tanıklık: Sorry Baby (2025)

Tuba Büdüş
13 Aralık 2025

The Ugly Stepsister (2025) Üzerine Psikanalitik Bir Okuma

The Ugly Stepsister (2025) Üzerine Psikanalitik Bir Okuma

Serkan Kalender
10 Eylül 2025

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • Gönüllülük İlanları
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In