Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • GÖNÜLLÜLÜK İLANLARI
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Prince of Darkness (1987)
    Film Önerileri

    Prince of Darkness (1987)

    İpek Ömercikli
    1 ay önce
    Decision To Leave (2022)
    Film Önerileri

    Decision To Leave (2022)

    Ayşe Yapışık
    1 ay önce
    Other People’s Children (2022)
    Drama

    Other People’s Children (2022)

    Büşra Soylu
    1 ay önce
    Dead of Winter (2025)
    Suç - Gizem

    Dead of Winter (2025)

    İrem Yavuzer
    1 ay önce
    No Other Choice (2025)
    Film Önerileri

    No Other Choice (2025)

    Fil'm Hafızası
    3 ay önce
    Twilight (1990)
    Korku - Gerilim

    Twilight (1990)

    İrem Yavuzer
    3 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Altın Lale’nin Peşinde: 44. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi
    Liste

    2025 Yılının Öne Çıkan Yerli Filmleri

    Tuba Büdüş
    14 saat önce
    Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi
    Röportajlar

    Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi

    Tuba Büdüş
    15 saat önce
    Sanat Olarak Filme Bakan Belgeseller
    Liste

    Sanat Olarak Filme Bakan Belgeseller

    İpek Ömercikli
    24 saat önce
  • HABERLER
    2026 Oscar ve BAFTA’da En İyi Animasyon Filmi Yarışı Kızışıyor
    Haberler

    2026 Oscar ve BAFTA’da En İyi Animasyon Filmi Yarışı Kızışıyor

    Tuğba Uluay
    21 saat önce
    Haftalık Sinema Özeti
    Haberler

    Haftalık Sinema Özeti

    Nazlı Esen Albayrak
    1 gün önce
    Peaky Blinders Filmi The Immortal Man Fragmanı Yayınlandı
    Haberler

    Peaky Blinders Filmi The Immortal Man Fragmanı Yayınlandı

    Elif Arı
    4 gün önce
  • KISA FİLMLER
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    1 ay önce
    Adisyon (2025)
    Kısa Filmler

    Adisyon (2025)

    Günsu Akçatepe
    4 ay önce
    Teamül (2023)
    Kısa Filmler

    Teamül (2023)

    Günsu Akçatepe
    4 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • GÖNÜLLÜLÜK İLANLARI
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Prince of Darkness (1987)
    Film Önerileri

    Prince of Darkness (1987)

    İpek Ömercikli
    1 ay önce
    Decision To Leave (2022)
    Film Önerileri

    Decision To Leave (2022)

    Ayşe Yapışık
    1 ay önce
    Other People’s Children (2022)
    Drama

    Other People’s Children (2022)

    Büşra Soylu
    1 ay önce
    Dead of Winter (2025)
    Suç - Gizem

    Dead of Winter (2025)

    İrem Yavuzer
    1 ay önce
    No Other Choice (2025)
    Film Önerileri

    No Other Choice (2025)

    Fil'm Hafızası
    3 ay önce
    Twilight (1990)
    Korku - Gerilim

    Twilight (1990)

    İrem Yavuzer
    3 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Altın Lale’nin Peşinde: 44. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi
    Liste

    2025 Yılının Öne Çıkan Yerli Filmleri

    Tuba Büdüş
    14 saat önce
    Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi
    Röportajlar

    Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi

    Tuba Büdüş
    15 saat önce
    Sanat Olarak Filme Bakan Belgeseller
    Liste

    Sanat Olarak Filme Bakan Belgeseller

    İpek Ömercikli
    24 saat önce
  • HABERLER
    2026 Oscar ve BAFTA’da En İyi Animasyon Filmi Yarışı Kızışıyor
    Haberler

    2026 Oscar ve BAFTA’da En İyi Animasyon Filmi Yarışı Kızışıyor

    Tuğba Uluay
    21 saat önce
    Haftalık Sinema Özeti
    Haberler

    Haftalık Sinema Özeti

    Nazlı Esen Albayrak
    1 gün önce
    Peaky Blinders Filmi The Immortal Man Fragmanı Yayınlandı
    Haberler

    Peaky Blinders Filmi The Immortal Man Fragmanı Yayınlandı

    Elif Arı
    4 gün önce
  • KISA FİLMLER
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    1 ay önce
    Adisyon (2025)
    Kısa Filmler

    Adisyon (2025)

    Günsu Akçatepe
    4 ay önce
    Teamül (2023)
    Kısa Filmler

    Teamül (2023)

    Günsu Akçatepe
    4 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Röportajlar

Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi

Tuba Büdüş Tuba Büdüş
15 saat önce
Röportajlar, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 14 min
0
0
Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Türkiye’de Antalya Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali, Ayvalık Film Festivali, Boğaziçi Film Festivali, İzmir Kısa Film Festivali ve Kısa’dan Hisse gibi film festivallerinde gösterilen, yurt dışında Leiden, Cornwall, Girona, Bogura, Golden Knight Malta, Signes de Nuit ve CinemaZero gibi prestijli festivallerde seyirciyle buluşan Dreamt by Another / Bir Başkasının Rüyası (2025) isimli kısa filmin yönetmeni Gizem Avcıoğlu nam-ı diğer Vikki Bardot ile hem kariyeri hem de filmi hakkında söyleştik.

Avcıoğlu, asla Dreamt by Another ile sınırlandırılamayacak bir kariyere sahip. Kendisi ve eserleriyle ilgili tüm detayları söyleşide bulabilirsiniz.

Vikki Bardot adıyla uluslararası sergiler açan; 2023’te yapay zekâ tabanlı video-art koleksiyonları yayımlayan ve aynı yıl yapay zekâ ve sanat üzerine TEDx konuşması yapan bir sanatçı olarak üretimleriniz New York’tan Seul’e uzanan geniş bir dolaşıma girdi. Son koleksiyonunuz Formless, New York’taki Heft Gallery’de sergilendi. Sinema tarafında ise tamamen yapay zekâ ile üretilmiş ilk uzun metraj belgesel olan Post Truth’un (2025) ortak yapımcısı ve senaristi olarak da varlık gösteriyorsunuz. Bu yolculukta “Gizem Avcıoğlu” ile “Vikki Bardot” persona’sı nasıl ayrışıp birbirini besledi? Kabaca bu yolculuktan bahsedebilir misiniz?

Nasıl oldu da Vikki personasına ulaştım ben bile bilmiyorum ve genellikle çok gülüyorum bu duruma çünkü pek planlı olmadı. Hayatım sinema sektöründe ve yurtdışında film festivallerinde geçti. İzmir’de konservatuvarda okuduğum yıllarda sinema, resim, fotoğraf ve heykel gibi sanatın pek çok dalıyla yakından ilgiliydim. Ama asıl tutkum sinemaydı ve gece gündüz film izlediğimi fark ettiğimden kariyerimin rotasını daha genç yaşta buraya çevirdim. Konservatuvardan mezun olduktan sonra İstanbul’a sinema okumaya geldim ve Türvak’ta sinema yönetmenliği bölümünden birincilikle mezun oldum. Cnbc-e’nin arthouse sinemayla özdeşleştiği dönemde dış alımlarda çalışmaya başladım ve film lisanslama konusunda uzmanlaştım. Ardından film alımcısı olarak iki ayrı şirketin kuruluşunda ve yönetiminde görev aldım. On yıllık bir dönemde pek çoğu ödüllü iki yüze yakın filmin alımında ve sinema dağıtımında rol aldım.

Mesleğim benim için eski heyecanını kaybettiğinde ilgi alanlarım önce bilgisayar oyunları, sonra dijital sanat ve yapay zekâ gibi alanlara kaydı. 2021 yılında daha özgür olabilmek adına Vikki Bardot mahlası altında internette yaptığım sanat çalışmalarını ve denemeleri paylaşıyordum. Fakat yaptıklarım öyle sükse yaptı ki kısa bir süre içerisinde kendimi uluslararası alanda sergilenirken buldum. Mesleğimi bıraktım ve bağımsız bir sanatçı olmaya karar verdim. Ardından da öncü yapay zekâ (AI) sanatçılarından biri olarak çok hızlı yükselen bir sanat kariyerim oldu. Bir yıl içinde hem fotografik hem de AI video sanat çalışmalarının dünyadaki erken dönem örneklerinden bazılarına imza attım. Birkaç yıl içinde on beşin üzerinde ülkede sergilendim. Daha sonradan kısa filmini yaptığım Journey to the End of the Night isimli bir video serim vardı, New York Tribeca’da galerilerden Estonya’da Modern Sanat Müzesi’ne uzanan yerlerde gösterildi. Tüm bunlar yapay zekâ araçlarının insan yüzü bile yaratamadığı bir dönemde oluyordu. Dall-e, Midjourney, Runway, Chatgpt gibi kilometre taşı sayılan pek çok aracı çıktığı ilk günden beri kullanıyorum.

Hâl böyle olunca uluslararası arenada Vikki Bardot olarak tanındığım için sanatçı kimliğime bu isimle devam etmek zorunda kaldım. Plansız, sezgisel ve eğlenceli bir yolculuk.

Post Truth’ta senarist ve ortak yapımcı olarak çok kritik bir rol üstlendiniz. Hemen ardından gelen kısa filminiz Dreamt by Another’da ise bu kez yönetmenlik ve senaristliğin yanı sıra müzik tarafında da imzanız var; Post Truth’un yönetmeni Alkan Avcıoğlu da yapımcı ve müzikte katkısıyla projeye dâhil oldu. Bu iki üretim süreci nasıl kesişti? Post Truth’ta edindiğiniz deneyim, teknik tercihler ya da anlatı vizyonu doğrudan Dreamt by Another’a yansıdı mı? Çekimler ve üretim süreçleri eşzamanlı mı ilerledi, yoksa biri tamamlandıktan sonra diğeri mi başladı? Daha genel olarak, sizce bu iki film birbirini hangi yönleriyle besledi?

Alkan’la çok uzun yıllardır birlikte pek çok yaratıcı projede çalışıyoruz ve filmleri geliştirirken de her zaman çok yakın bir şekilde ilerliyoruz. Senaryoları birlikte yazıyor, geliştirme aşamasında yoğun bir fikir alışverişi içinde oluyoruz. Genellikle aynı anda birden fazla proje üzerinde çalışıyoruz; bu bizim üretim biçimimizin doğal bir parçası. Örneğin 2024 yazından bu yana ilk uzun metraj kurmaca filmim üzerinde çalışıyorum ve bu proje de Post Truth ve Dreamt by Another’la eşzamanlı olarak ilerledi.

Dreamt by Another’da, Post Truth’taki deneyimden ziyade kendi önceki işlerimin izleri daha baskın. Bu benim ikinci kısa filmim ve hem ilk kısa filmimin hem de post-fotografik çalışmalarımın bir uzantısı olarak ortaya çıktı. Estetik tercihler ve bakış açısıyla Post Truth’tan belirgin biçimde farklı bir yerde duruyor. Alkan’ın anlatıları daha dışavurumcu bir çizgiye sahipken, benim işlerim genellikle daha esrarengiz ve empresyonist bir ekolden besleniyor. Dreamt by Another da bu kişisel hattın daha belirgin olduğu bir film oldu.

Mary Shelley’nin Frankenstein or The Modern Prometheus/Frankenstein veya Modern Prometheus (1818) romanındaki Victor Frankenstein ve canavarı, Carlo Collodi’nin Le Avventure di Pinocchio/Pinokyo (1883) eserindeki marangoz Geppetto ve Pinokyo, Margery Williams Bianco’nun The Velveteen Rabbit/Kadife Tavşan (1922) kitabındaki oyuncak tavşan ve Jorge Luis Borges’in Las Ruinas Circulares/Dairesel Harabeler (1940) öyküsündeki yaratıcı karakter, hepsi birer “yaratan” ya da “yaratılan” figürü olarak edebiyat tarihinde yer alıyor. Siz Dreamt by Another’da bu göndermeleri özellikle mi tercih ettiniz? Çünkü özellikle Borges’in eseri neredeyse filmin ana omurgasını oluşturuyor. Yanılıyor muyum? Yapay zekâ ile çalışan bir sanatçı ve yönetmen olarak, kendi üretim pratiğinizde bu “yaratıcı” figürlerle nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Bu göndermeler filmin iskeletini oluşturuyor. Çünkü Frankenstein, Pinokyo ve Kadife Tavşan gibi metinler, insanın cansıza yaşam verme ve onu “gerçek” kılma dürtüsünü merkeze alan klasik anlatılar. Dreamt by Another’da da ilgilendiğim ontolojik çatı tam olarak bu: gerçek olmanın ne anlama geldiği. Bu hattı bilinçli olarak yapay zekâ alanına taşıyorum. Tahta kuklalar, oyuncaklar ve canavarlarla başlayan bu anlatı geleneğini bugün yapay zekâ ile üretilmiş imgeler üzerinden devam ettiriyorum. Film, yapay zekâyı bir kopuş olarak değil, insanlığın gerçeğe benzeyen bir şey yaratma arzusunun en güncel halkası olarak ele alıyor ve çok temel bir soruyu soruyor: Gerçek olmak için ne gerekir?

Borges’in Dairesel Harabeler metni bu hattın merkezinde duruyor. Çünkü yaratıcı figürü de bu sorgulamanın içine dâhil ediyor. Borges’te yaratıcı, en sonunda kendisinin de başkası tarafından düşlenmiş bir varlık olduğunu fark ediyor. Bu, benim her zaman çok önemsediğim, yaşamı rüya içinde rüya şeklinde açıklayan döngüsel bir yapıya işaret ediyor. Film bu nedenle bir teknolojiyi açıklamaya çalışmıyor. Aksine, yaratım fikrinin ne kadar kırılgan, geçici ve tekrar eden bir döngüye bağlı olduğunu hatırlatıyor.

Bu düşsel ve metafizik yapıyı kurarken, biçimin kendisi de mesaja dönüşüyor. Yapay zekâ görüntüleri piksellerden, teknolojisi kodlardan oluşuyor; bizler ise atomlardan, DNA ile düzenlenen bilgilerden ya da belki titreşimlerden. Eğer bir gün yaşamın bir simülasyon ya da bir rüya olduğunu öğrensek, bu onun gerçekliğini ortadan kaldırır mı? Gerçekliği maddi düzlemde değil de niyette ararsak, her şey birbirini düşleyen bir enerji alanına bağlanıyor. Bu yüzden filmin açılışında Tim Buckley’den bir referans kullanıyorum: “Beni düşlediğini mi düşledim?”

19.yüzyılın ilk örneklerinden itibaren erken dönem fotoğrafçılık; düşük ışık duyarlılığı, uzun pozlama süreleri, sınırlı teknik imkânlar ve kimi zaman flu ya da solgun görünümler gibi özellikleriyle tanımlanır. Bu teknik kısıtlar, aslında kendine özgü bir estetik yaratır: durağanlık, donukluk, hatta zamanın yavaş akışını hissettiren bir atmosfer. Siz kariyerinizde sık sık bu erken dönem fotoğraf estetiğini referans alıyorsunuz ve Dreamt by Another’da da bu estetik çok belirgin. Bu görsel dili özellikle tercih etmenizin sebebi nedir? Yapay zekâ ile üretilmiş sahnelerde bu estetik sizin için nasıl bir imkân yarattı?

Fotoğraf ya da sinemanın aksine, yapay zekâ üretimleri yaşanmış zamandan ve kişisel hafızadan doğmaz. Yapay zekâ, hiç sahip olmadığı deneyimlerin görüntüsünü üretir. Bu yüzden ortaya çıkan imgeler, bir tür hayalet gibidir; hiç yaşanmamış deneyimlerin hayaleti. Yapay zekâ nostaljiyi taklit edebilir, ama onu besleyen bir bellek bağlamı yoktur. Unutulmuş dönemlerin ruh hallerini çağırır, fakat hiçbirine gerçekten ait olmaz. Eski filmin yumuşaklığı, dokuları, zamanın yıpranma izleri vardır; ama hepsi yerinden edilmiş haldedir. Kökenini bilmediğimiz, nereden geldiğini hatırlamadığımız kalıntılar gibi dururlar. Bu da belirttiğiniz gibi zamanın yavaş akışını hissettiren bir atmosfer yaratıyor.

Çünkü eskimişlik ve zamanın izleri gerçek fotoğrafta yaşanmışlığa işaret ederken, yapay görüntülerde bambaşka bir etki yaratır: Onu düşselleştirir ve başka bir dünyaya ait bir hâle getirir. Tanıdık bir his vardır ama onu yerleştirebileceğimiz bir zaman yoktur.

Benim ilgilendiğim şey tam olarak bu duygudur: Geçmiş, şimdi ve hayal edilen geleceğin aynı anda var olduğu ama hepsinin bir şekilde kayıp hissedildiği bir zaman duygusu. Bu estetik denemeler eserlerimde benimle özdeşleşen bir tarz yarattı. Dört yıldır yapay zekâ üretimlerimi sanatsal olarak eski fotografik dokulara yaklaştıran bir görsel dil kullanıyorum. Çünkü bu estetik tanıdık ama erişilemeyen bir zaman hissi yaratırken görüntülere şiirsel ve yitik bir duygusal yoğunluk kazandırıyor. Nitekim bana göre yapay zekâ ile fütüristik görüntüler yaratınca bilimkurgu olmuyor, pop klişesi oluyor. Aksine, eski polaroidlerde, erken dönem fotoğrafların düşük ışık duyarlılığında, silikleşen renk paletlerinde çok daha güçlü bir başka dünya duygusu var. Evde sık sık Tarkovsky’nin polaroidlerine bakarım; pek çok çağdaş bilimkurgudan daha fazla bilimkurgu hissi verir bana. Çünkü bambaşka bir dünyaya işaret eder.

Dreamt by Another’ın görsel dokusunda Aleksandr Sokurov, Carlos Reygadas, Andrei Tarkovski ve Terrence Malick gibi yönetmenlerin izleri dikkat çekiyor. Bu isimler gerçekten sizin sinema dilinizde en çok etkilendiğiniz yönetmenler mi? Başka isimler de ekleyebilir miyiz? Bu yönetmenlerin hangi filmlerinden beslendiniz ya da hangi sahneler size doğrudan ilham verdi? Ayrıca bu yönetmenleri seçmenizin sizin kendi görsel yaklaşımınız açısından özel bir anlamı var mı?

Bu film özelinde evet; Dreamt by Another’ın görsel dokusunda bu ustaların sinematografik dünyalarından ilhamlar var. Sokurov’un görüntüyü bilinçli olarak çarpıtmaktan çekinmeyen görsel deneyleri ve düşsel renk paletleri, Reygadas’ın cesur deformasyonları, Malick’in lirik ve sezgisel kadrajları ve Tarkovsky’nin ağır kamera hareketleriyle zamanı ele alış biçimi bu filmde özellikle belirleyici oldu. Çünkü dokuyu, rengi ve ışığı yalnızca estetik unsurlar olarak değil, anlatının aktif bileşenleri olarak düşünüyorum. Çalışmalarımın çoğunda, biçim içeriğin kendisinden bile daha fazla anlamı şekillendiren bir unsur.

Ancak ilham kaynaklarım projeden projeye değişiyor. Oldukça obur bir sinefilim ve sevdiğim yönetmenleri saymakla bitiremem. Werner Herzog, Alfred Hitchcock, Jean-Luc Godard, Ingmar Bergman, Federico Fellini, Mike Nichols, Alain Resnais, Maya Deren, Joseph Losey ve Peter Weir sinemaya bakışımı şekillendiren isimler arasında. Daha yakın dönemden ise Jane Campion, Gus Van Sant, Mia Hansen-Løve, Andrea Arnold, Richard Linklater, Bong Joon-ho, Kelly Reichardt ve Apichatpong Weerasethakul benim için çok önemli. Dreamt by Another’da ise özellikle zaman, rüya ve maddesellik algısını dönüştüren yönetmenlerin dünyalarıyla daha yakın bir akrabalık kurdum; bazen bilinçli tercihlerle, ama çoğunlukla sezgisel olarak.

Dreamt by Another’da yer alan diyaloglarda, varoluşun kaynağı ya da bir yaratıcı figürün varlığı ikinci planda kalıyor; “gerçek olmak” meselesi daha çok sevilmekle ilişkilendiriliyor. Bu düşünceyi The Velveteen Rabbit’teki (Kadife Tavşan) “ne kadar sevilirsen o kadar gerçek olursun” anlayışının bir yansıması olarak da görmek mümkün. Siz sanatınızda “gerçek olmak” fikrini nasıl tanımlıyorsunuz? Sizin için bu, yaratıcı–yaratılan ilişkisi üzerinden mi, yoksa sevgi ve ilişki aracılığıyla varlık kazanmak üzerinden mi anlam buluyor?

Filmde varoluşun kaynağında bir yaratıcı var ama döngüsel bir şekilde o da başka bir yaratıcının yaratımı. Gerçek olmak fikrini materyalist bir felsefeyle maddesel olarak ele almıyorum, kendi hayatımda da varoluşu materyalin ötesinde görürüm.  Kadife Tavşan’daki gerçek olmayı sevilmek üzerinden anlatan yaklaşımı bu yüzden önemsiyorum. Filmde karakterleri kamerayla doğrudan göz göze getiren yakın planları çok sık tercih ettim. Çünkü yitik bir melankoliyi çağrıştıran bu bakışlar bir tür onay arayışı; “gerçek miyim?” sorusunun sessizce izleyiciye yöneltilmesi. Bu figürler ne kendilerinden ne de varlıklarından eminler, bir arafta asılı duruyorlar. Tam da bu yüzden bakışları yoğun ama kararsız, derin ama belirsizlikle yüklü. Ortaya çıkan melankoli de buradan doğuyor. Gerçeklik burada maddesel bir durum olarak değil, sevgi, tanınma ve düşlenme ihtimaliyle anlam kazanıyor. Kamera ile kurulan bu göz göze geliş, yaratılan varlığın kendini dünyaya sabitlemeye çalıştığı o kırılgan anı temsil ediyor.

Dreamt by Another’da yangın, su ve yıkım imgeleriyle neredeyse kıyametvari bir atmosfer kuruluyor. Yaratılışın ardından yeniden yok oluşa, sonra da sürekli bir devri daime işaret ediliyor. Filmde geçen “Çok geçmeden gelenin ölüm olduğunu anladı. Ölüm, yaşlılığını taçlandıracak ve onu görevlerinden azat edecekti.” cümlesi ise bu döngüyü varoluşla ilişkilendiriyor. Siz bu sahneyle ve bu sözlerle ölüm kavramını nasıl ele aldınız? Ölümü bir son olarak değil de yaşlanmanın tacı, sorumluluklardan kurtuluş ve yeniden dönüşün başlangıcı olarak yorumlamanız, sizin yaratılış ve yok oluş anlayışınızda nasıl bir yere oturuyor?

Filmde hissedilen döngüsellik, bir şeylerin “olup bitmesi”nden değil, her şeyin zaten sürekli yer değiştirmesinden geliyor. Bu yüzden yaratılış, yok oluş, yaşlanma ya da çözülme ayrı ayrı kavramlar gibi durmuyor; hepsi aynı hareketin farklı yoğunlukları gibi akıyor. Her şey arasında bir iç içelik var. “Zaman beni sürükleyen bir nehir, ama nehir benim; beni parçalayan bir kaplan, ama kaplan benim. Beni tüketen bir ateş, ama ateş benim.” derdi Borges. Benim filmim de özneyi başına gelen şeylerden ayırmıyor. Bu özne gerek filmdeki fantastik karakterler olsun gerek laptop başında bu imgeleri yaratan benim karakterimin temsili olsun, hepsi birbiriyle bütünleşik, birbirinden ayrılamıyorlar. Metinlerarasılığı bu kadar ısrarla öne çıkarmamın nedeni de bu: Farklı anlatıları yan yana getirip tek bir çatı altında eritmek, aralarındaki akışı görünür kılmak.

Su imgesi bu döngüselliğin temel taşı. Biyolojik olarak sudan geliyoruz; yaşamın evrimsel başlangıcı suda, bireysel varoluşun ilk hali anne karnında yine suda. Ama su benim için yalnızca yaşamın kaynağı değil, bilinç öncesi bir alan: rüyaların, düşlerin ve zaman dışılığın mekânı. Bu yüzden filmde suyu sistematik olarak kullanıyorum. Yaratılış ve yok oluş ardışık olaylar değil; aynı döngünün farklı yüzleri olarak var oluyor.

Dreamt by Another’da müziklerde Alkan Avcıoğlu ile birlikte çalışıyorsunuz. Yapay zekâ destekli besteleme süreci sizin için nasıl bir deneyimdi? Daha önce müzikle ilgili kişisel bir geçmişiniz veya eğitiminiz var mıydı, yoksa bu filmle birlikte yeni bir alana mı adım attınız?

Müzik hayatımda sinema kadar öncelikli bir yerde duruyor. Lise ve üniversiteyi İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda flüt eğitimi alarak geçirdim ve konserlerde yer aldım. Dolayısıyla klasik müzik zaten hayatımda özel bir yere oturuyor. Bunun dışında rock’n’roll ve indie müzikle geçti hayatım. Alkan’la tanışıklığımız bile onun çıkardığı müzik dergisi Lull’a yazı yazmamla başladı. Pek çok enstrüman çaldım ve yapay zekâdan önce de Alkan’la beraber dijital olarak müzik yapmakla uğraşıyordum. Evde yaptığımız kayıtlar için Tokyo Drifters isminde bir grup kurmayı bile düşünüyorduk.

Yapay zekâ araçları ise kafamdakileri üretebilmem için bana hız ve imkân sağladı. Çünkü üretimi kolaylaştırıyor ve benim gibi pek çok tür arasında gezinen, farklı şeyler denemek isteyen insanlara alan açıyor. Bu filmden önce de bu alanda ciddi tecrübem vardı. Zaten yıllardır video çalışmalarımın müziklerini üretiyordum. İki yıl önce Kimberley Taylor isminde bir 1980’ler pop personası yarattım. Bir önceki kısa filmimin müziklerini de ben yapmıştım. Dolayısıyla kısa sürede epey bir deneyim birikmişti.

Dreamt by Another için de müziklere çok önem verdim ve Alkan’la birlikte çalıştık. Çok farklı türlerde denemeler yaptık. Filmin sonik evrenini istediğim melankoliye çekecek, zamanın akışını yavaşlatacak parçalara odaklandık. Filmin müziklerinin istediğim atmosferi yaratmakta başrolde olduğunu düşünüyorum. Zaten izleyen hemen hemen herkes filmin müziklerini soruyor.

Film boyunca eşlik eden üst sesi nasıl konumlandırıyorsunuz; bu ses sizin iç muhasebeniz mi, bağımsız bir anlatıcı mı, yoksa “yaratılan” varlığın kendi sesi mi?

Hepsi birden. Filmde tek bir anlatıcı konumu kurmak istemedim. Farklı metinlerden pasajlar kullandığım için anlatı tonu zaten sürekli değişiyor; ses bazen içeriden gelen bir iç ses gibi çalışıyor, bazen daha bağımsız bir anlatıcıya dönüşüyor. Bu geçişkenlik filmin doğasına da uyuyor.

Filmlerimde kendi sesimin yapay zekâ klonunu kullanmam da bu yüzden önemli. Ses ne tamamen bana ait ne de benden kopuk; arada bir yerde duruyor. Bu da hikâyeyle beni doğal olarak daha iç içe geçiriyor. Filmdeki imgeler, karakterler ve meseleler tek tek beni temsil etmiyor ama hepsi benim bakış açımdan süzülen ortak bir duygu alanında buluşuyor. Üst ses de bu yüzden net bir anlatıcıdan çok, filmle birlikte dolaşan düşsel bir varlık gibi çalışıyor.

Peki, şimdi sırada ne var?

Dreamt by Another’ın festival yolculuğu devam ediyor. Film üç ay içinde 17 festivale ulaştı ve hâlâ yeni davetler almaya devam ediyor. Ardından 2026 yılı içerisinde MUBI’de izleyiciyle buluşacak. Bir yandan yönetmenliğini üstlendiğim ilk uzun metrajlı filmim de yavaş yavaş tamamlanıyor. 2024’ten beri Georges Perec’in bir romanından ilham alarak geliştirdiğim özgün bir film projesi üzerinde çalışıyorum. Kendi görsel dilimle özdeşleşen bir yapı kurmak istediğim için acele etmeyen, sabırlı bir üretim süreci izliyorum. Filmin senaryo ve yapımını da yine Alkan’la birlikte, Spongeworthy adlı prodüksiyon şirketimiz altında üstleniyoruz.

Tuba Büdüş

1985 yılında dünyaya geldi. Henüz ilkokul yıllarında yazmaya ve sinemaya olan ilgisini keşfetti. Bir süre sonra yazmak da sinema da onun için bir tutku haline geldi. Marmara Üniversitesi'nde Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim dalı Sinema dalında yüksek lisansını tamamladı. 2015 yılında sinema hakkında yazmaya başladı. 2025 yılında SİYAD'a (Sinema Yazarları Derneği) kabul edildi. Her geçen gün sinema dünyasında yeni şeyler keşfederek hayata tutunuyor. İzliyor, yazıyor, okuyor ve dünyayı geziyor. Ve bir vegan olarak hayvan haklarını savunuyor.

Etiketler: AİBir Başkasının RüyasıDreamt by Anothereditorun-sectikleriGerçek ÖtesiGizem AvcıoğluPost TruthVikki Bardotyapay zeka
Tuba Büdüş

Tuba Büdüş

1985 yılında dünyaya geldi. Henüz ilkokul yıllarında yazmaya ve sinemaya olan ilgisini keşfetti. Bir süre sonra yazmak da sinema da onun için bir tutku haline geldi. Marmara Üniversitesi'nde Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim dalı Sinema dalında yüksek lisansını tamamladı. 2015 yılında sinema hakkında yazmaya başladı. 2025 yılında SİYAD'a (Sinema Yazarları Derneği) kabul edildi. Her geçen gün sinema dünyasında yeni şeyler keşfederek hayata tutunuyor. İzliyor, yazıyor, okuyor ve dünyayı geziyor. Ve bir vegan olarak hayvan haklarını savunuyor.

YazarınDiğer Yazıları

    Altın Lale’nin Peşinde: 44. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi

    2025 Yılının Öne Çıkan Yerli Filmleri

    4 Ocak 2026
    Görüntünün Yokluğunda Tanıklık: Sorry Baby (2025)

    Görüntünün Yokluğunda Tanıklık: Sorry Baby (2025)

    13 Aralık 2025
    Alkan Avcıoğlu ile Post Truth (2025) Hakkında Söyleşi

    Alkan Avcıoğlu ile Post Truth (2025) Hakkında Söyleşi

    4 Aralık 2025
Sonraki Yazı
Altın Lale’nin Peşinde: 44. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi

2025 Yılının Öne Çıkan Yerli Filmleri

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Altın Lale’nin Peşinde: 44. İstanbul Film Festivali Yarışma Seçkisi

2025 Yılının Öne Çıkan Yerli Filmleri

Tuba Büdüş
4 Ocak 2026

Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi

Vikki Bardot ile Dreamt by Another (2025) Üzerine Söyleşi

Tuba Büdüş
4 Ocak 2026

Mutlu Son Bekleyen Bir Masal Avatar: Fire and Ash (2025)

Mutlu Son Bekleyen Bir Masal Avatar: Fire and Ash (2025)

İrem Yavuzer
22 Aralık 2025

2025’te Aklımızda Kalan Filmler

2025’te Aklımızda Kalan Filmler

Fil'm Hafızası
22 Aralık 2025

The Things You Kill (2025)

The Things You Kill (2025)

Rabia Elif Özcan
22 Eylül 2025

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • Gönüllülük İlanları
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In