Bu yıl 19.’su düzenlenen Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, taze solukların da sinema dünyasına adım attığı renkli sahnelere ev sahipliği yapıyor. Türk yapımı belgesel türünde ana akım gündeminden ziyade ülkenin çeşitli coğrafyalarnın kenarlarında kalmış, hatta unutulmaya yüz tutmuş yahut bugüne değin hiç bilinmemiş iş alanlarını, geçim sıkıntılarını, mahalle aralarını kimi zaman hüzünle, kimi aşina bir dokunuşa rastlamanın keyfiyle izliyoruz. Sizler için yerli yapımlar arasından seçtiklerimiz:

SAKSAK: Bir Tütün Belgeseli (Yön. Turan Kubilay, 2018)

Toprak, kendisine yalnızca bereket bulma ümidiyle uzanan ellere şefkatli bir kucak açarken niyetlere bir de geçim derdi karışırsa “zaman” bir anda düşman kesilir sanki. Nitekim kaderinde bir tek yokluğun izlerini taşıyanları kaleme alan, Çukurova’nın, pamukların, tütün tarlalarının acı ile kavrulmuş hikâyelerinde bulduğumuz, zamanın bu değişkenliğinden başkası değildir. Çapanın dokunduğu her karışta ekmek parasını arayanların günü, burada aydın olamaz bir türlü. Umuda da sirayet eden karanlık, vaktin ağır basan rengidir. Ve bu karanlıkta kimselere görünmeden geçip gider nice çocukluk, gençlik, ihtiyarlık…

“Doğduğumuz günden öldüğümüz güne kadar tütün tarlasındayız.” diyerek kelimelere sığmayacak bir kaderin hikâyesini bir çırpıda anlatıveriyor adam. Topraklara kokusunu, rengini, ağırlığı ile birlikte tüm varlığını sindiren tütün, aynı zamanda bu coğrafyanın her ismine sahip olmuş, yön tayinlerinin merkezine oturmuş. Yiyecek ekmek için herkes tütünün eline bakınca da düğünler, ölümler, yolculuklar, hayaller “tütün parası” ile ölçülmeye başlanmış. Tütün parasının izin verdiği ölçüde uzayıp kısalmış ömürler. Tıpkı belgeselin son sahnesinde kısa ancak çarpıcı şekilde, bir çırpıda anlatıverildiği gibi, tütünden tellerle çizilmiş insanların varlık sınırları. Kimi zaman bu sınırları aşıp büyük şehirlerde başını sokacak bir yer arayanlar olmuş; ancak köylünün hakir görüldüğü bu yabancı sokaklarda kaybolma korkusu, şehre yönelen adımları geri döndürüp tütün tarlasına sürmüş. O zamandan bu yana kaderine razı olmayı öğrenmiş insan, kendinden sonraki günlere de üflemiş tütünün kara dumanını.

Yönetmenliğini Turan Kubliay’ın yaptığı Tütün, toprağın ve yaprağın belgeseli olmaktan çok, insanın acıyı kabullenişini anlatan bir yapım. Koyu renklerin hâkim olduğu filmde gün doğumunun bile karanlık bir tarla siluetiyle bastırıldığı sahne, nitekim dile getirilemeyen acıların yerine konuşuyor.  Bu anlamda adeta karanlıkta susturulan hikâyeleri görüntü ile ortaya çıkaran yönetmen, metin ve görüntü arasındaki dili oldukça başarılı bir şekilde perdeye taşıyor.

Rabia Elif Özcan

Rabia Elif Özcan

1995 yılının temmuz ayında, Konya’da doğdu. Bir elinde kalem, bir elinde kitap; okuyarak ve yazarak büyüdü. Ömrüne kelimelerden bir yol çizmek üzere 2014’te Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne başladı. Yürürken, yerken, yaşarken okudu; kelimeleri nefes gibi tüketti, bir bir içindeki mürekkebe doldurdu. Ve gün geldi, bir film şeridinin üzerinde, mürekkep akmaya başladı.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Önceki yazı

Boğaziçi Film Festivali 2018: Beautiful Boy (2018)

Sonraki yazı

38. İstanbul Film Festivali Başvuruları Başladı!