Yapay zekanın sanat ve yaratıcılık alanındaki hızlı yükselişi, beraberinde ciddi bir etik ve hukuki tartışmayı da gündeme getiriyor.

Sinema, müzik, edebiyat ve dijital medya gibi yaratıcı sektörlerde çalışan yüzlerce isim, teknoloji şirketlerinin telifli eserleri izinsiz şekilde kullanmasına karşı sesini yükseltiyor. Aralarında Scarlett Johansson, Cate Blanchett ve Joseph Gordon-Levitt’in de bulunduğu 700’den fazla sanatçı, yazar ve yaratıcı, yeni bir anti-AI kampanyası etrafında birleşerek net bir mesaj veriyor: “Emeğimizi çalmak inovasyon değildir. Bu ilerleme değil, düpedüz hırsızlıktır.”
Kampanyanın yayımladığı ortak bildiri, yapay zeka şirketlerinin telifli içerikleri çoğu zaman izin almadan, ödeme yapmadan ve şeffaflık sağlamadan veri setlerine dahil ettiğini vurguluyor. Bu durumun yalnızca bireysel sanatçıları değil, ABD’nin ve küresel ölçekte yaratıcı endüstrilerin tamamını tehdit ettiğine dikkat çekiliyor. Açıklamada, filmden televizyona, müzikten yayıncılığa uzanan yaratıcı ekosistemin milyonlarca kişiye istihdam sağladığı, ekonomik büyümeyi beslediği ve kültürel etki ürettiği hatırlatılıyor.
Yaratıcı Ekosistem Tehlike Altında
Bildiride yer alan ifadeler, meseleyi bireysel hak ihlallerinin ötesine taşıyor. Kampanyaya göre, Amerikan yaratıcı sektörü uzun yıllardır dünyaya kültürel anlamda yön veren bir güç konumunda. Ancak bu güç, telif hukukunu hiçe sayan veri toplama pratikleri nedeniyle ciddi biçimde zedeleniyor. Açıklamada, “Dünyanın gıpta ettiği yaratıcı topluluğu korumak yerine, bazı büyük teknoloji şirketleri –üstelik çoğu özel sermaye fonları tarafından desteklenirken– bu emeği izinsiz şekilde yapay zekâ platformları inşa etmek için kullanıyor” deniliyor.
Sanatçılar, teknolojinin gelişimine karşı olmadıklarını özellikle vurguluyor. Sorunun, yapay zekanın varlığından değil, nasıl ve hangi bedelle geliştirildiğinden kaynaklandığını ifade ediyorlar. Kampanya, sorumlu lisanslama anlaşmaları ve iş birlikleriyle hem teknolojik ilerlemenin hem de sanatçı haklarının birlikte var olabileceğini savunuyor.
![]()
Scarlett Johansson’un Uzun Süredir Devam Eden Mücadelesi
Kampanyanın en dikkat çekici isimlerinden biri olan Scarlett Johansson, yapay zekaya karşı verdiği mücadeleyle zaten gündemdeydi. Oyuncu, özellikle kendi sesi ve görüntüsünün izinsiz biçimde taklit edilmesine karşı sert bir duruş sergiliyor. Şubat 2024’te, kendisinin ve başka ünlü isimlerin yapay zeka tarafından üretilmiş versiyonlarının, Kanye West’in antisemitik paylaşımlarını protesto ediyormuş gibi gösterildiği viral bir videoya sert tepki göstermişti.
Johansson ayrıca Kasım 2023’te, adını ve benzerliğini izinsiz kullanan bir yapay zeka uygulamasına karşı hukuki süreç başlatmış; Mayıs 2024’te ise OpenAI’yi, Spike Jonze’un 2013 yapımı Her filmindeki performansından esinlenildiği belirtilen bir chatbot sesi nedeniyle kamuoyu önünde eleştirmişti. Johansson’a göre bu tür örnekler, sanatçıların dijital kimliklerinin nasıl savunmasız bırakıldığını açıkça gösteriyor.

Cate Blanchett: “İnovasyon Hayal Gücü Olmadan Tehlikelidir”
Cate Blanchett da yapay zeka konusunda temkinli yaklaşan isimlerden biri. Oyuncu, 2024 yılında Toronto’da düzenlenen bir etkinlikte, Toronto International Film Festival CEO’su Cameron Bailey ile yaptığı söyleşide yeni teknolojilerin mutlaka tartışılması gerektiğini vurgulamıştı. Blanchett, “İnovasyon hayal gücü olmadan son derece tehlikelidir” diyerek, teknolojik ilerlemenin etik bir çerçeveye oturtulması gerektiğinin altını çizmişti.
Blanchett ve Gordon-Levitt, geçtiğimiz yıl da yüzlerce Hollywoodlu sanatçıyla birlikte ABD yönetimine açık bir mektup imzalayarak, yapay zekâ şirketlerinin baskısıyla telif korumalarının gevşetilmemesi çağrısında bulunmuştu.
“Daha İyi Bir Yol Mümkün”
Kampanyanın temel iddiası net: Yapay zeka gelişebilir, ancak bu gelişim sanatçıların emeğini yok sayarak gerçekleşmemeli. Bildiride, bazı şirketlerin lisans anlaşmaları ve şeffaf ortaklık modelleriyle daha sorumlu bir yol izlediği hatırlatılıyor. “Daha iyi bir yol mümkün” diyen sanatçılar, hem hızlı gelişen yapay zeka teknolojilerinin hem de yaratıcı haklarının aynı anda korunabileceğini savunuyor.
Bu çağrı, yalnızca bugünün değil, geleceğin kültürel üretim biçimleri açısından da kritik bir eşikte durulduğunu gösteriyor. Yapay zekanın sanatı nasıl dönüştüreceği sorusu kadar, bu dönüşümün kimlerin bedel ödeyerek gerçekleşeceği sorusu da artık yüksek sesle soruluyor.























