Trump’ın Müdahalesiyle Yeniden Gündeme Gelen Seri: Paramount ve Ratner Harekete Geçti
Paramount Pictures, yıllardır beklenen Rush Hour 4 için resmi olarak çalışmalara başladı ve bu geri dönüşün perde arkasında oldukça dikkat çeken bir isim bulunuyor: ABD Başkanı Donald Trump. Semafor’un haberine göre Trump, stüdyodan seriyi yeniden hayata geçirmesini bizzat talep ederek projeyi doğrudan hızlandırdı. Bu siyasi dokunuş, hem Hollywood kulislerinde hem de kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Bu beklenmedik hareketin ardından stüdyo, serinin ilk üç filmini yöneten Brett Ratner ile yeniden anlaştı. Ratner’ın kariyeri, 2017’de kendisine yöneltilen #MeToo iddiaları nedeniyle büyük ölçüde sekteye uğramıştı. Yönetmen, o günden bu yana herhangi bir uzun metraj filmde görev almamıştı. Ancak Ratner’ın Trump ailesiyle kurduğu yakın bağlar —özellikle Amazon’un 40 milyon dolara satın aldığı Melania belgeseli sürecinde— geri dönüşünün önünü açmış görünüyor.
Rush Hour 4 ile birlikte Ratner’ın 2014 tarihli Hercules’ten bu yana ilk kez kamera arkasına geçeceği de netleşmiş oldu. Yönetmenin dönüşü hâlâ tartışmalı bir konu olsa da Paramount bu projeyi hem ticari hem stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyor. Nitekim stüdyo, film için yalnızca sabit bir dağıtım ücreti alacak; pazarlama veya finansman yükümlülükleri üstlenmeyecek. Bu düşük riskli model, Paramount açısından oldukça avantajlı bir işleyiş sunuyor.
Serinin Yükselişi, Belirsiz Geleceği ve Paramount’un Yeni Dönem Stratejisi
Rush Hour serisi, 1998’de başlayan yolculuğunda dünya çapında dev gişe başarılarına imza atmıştı. İlk film, Çinli bir diplomatın kaçırılan kızını kurtarmaya çalışan iki zıt karakterli polisin macerasını anlatıyor ve dünya genelinde 244 milyon dolar kazandırıyordu. Ardından gelen Rush Hour 2 ve Rush Hour 3, sırasıyla 347 milyon ve 258 milyon dolarlık gişe gelirleriyle seriyi bir fenomen hâline getirdi. Serinin popülerleşmesinde Jackie Chan’in fiziksel komedisi ve dövüş koreografileri ile Chris Tucker’ın enerjik performansı kilit bir rol oynadı.
Ancak günümüz sinema koşulları serinin ilk döneminden oldukça farklı. Komedi türü artık eski parlak günlerinde değil ve seyirciler giderek streaming platformlarına yöneliyor. Ayrıca zaman faktörü de göz ardı edilemiyor: Jackie Chan artık 71 yaşında ve Chris Tucker, Rush Hour 3’ten beri hiçbir filmde başrol üstlenmedi. Bu nedenle yeni filmin çekim ve vizyon takvimi şimdilik belirsizliğini koruyor.
Bununla birlikte Paramount’un bu projeye sarılmasının ardında önemli stratejik nedenler var. Stüdyo, kısa süre önce Skydance tarafından satın alındı ve yeni CEO David Ellison, yıllık film sayısını artırmayı hedefleyen agresif bir plan yürütüyor. Ellison’ın 2026’da 15, 2027’de 17 ve 2028’de 18 sinema filmi vizyona sokma hedefleri bulunuyor. Ayrıca Ellison’ın babası Larry Ellison, Trump’ın en önde gelen finansal destekçilerinden biri olarak biliniyor. Trump’ın Paramount’un yeni yönetimini kamuoyunda övmesi de bu bağı oldukça görünür kılıyor.
Özetle Rush Hour 4, yalnızca bir devam filmi projesi değil; Hollywood’un politik bağları, stüdyo stratejileri ve nostaljik bir seriyi yeniden canlandırma çabasının kesiştiği bir yapım hâline gelmiş durumda. Serinin hayranları ise merakla şu soruyu bekliyor: Chan ve Tucker, yıllar sonra yeniden aynı uyumu yakalayıp modern izleyiciyi sinema salonlarına çekmeyi başarabilecek mi?

























