Dört filmlik dev yapım The Beatles — A Four Film Cinematic Event’ten ilk kareler paylaşıldı.
Müzik tarihinin en etkili gruplarından The Beatles, sinema perdesine alışılmışın çok ötesinde bir projeyle geliyor. “The Beatles — A Four Film Cinematic Event” başlıklı dört filmlik dev yapıma ait ilk bakış görselleri nihayet paylaşıldı. Paul Mescal’ın Paul McCartney, Harris Dickinson’ın John Lennon, Joseph Quinn’in George Harrison ve Barry Keoghan’ın Ringo Starr olarak karşımıza çıktığı bu ilk kareler, yalnızca bir oyuncu kadrosu tanıtımı değil; sinema ile müzik tarihinin kesiştiği iddialı bir anlatı vaadi olarak okunuyor.
Görseller, klasik bir basın bülteniyle değil; Beatles mitolojisine yakışır bir jestle ortaya çıktı. İlk olarak Liverpool Institute for Performing Arts’ta — McCartney’nin kurucuları arasında yer aldığı okulda — dağıtılan kartpostallar üzerinden paylaşılan fotoğraflar, ardından grubun hafızasında yer eden mekanlara yayıldı. Liverpool’da John Lennon’ın çocukluk evi; Hamburg’da The Beatles Anıtı, Cavern Club, Kaiserkeller ve Star-Club; New York’ta Central Park’taki Strawberry Field, NYU ve Columbia University çevresi ile plakçılar; Tokyo’da ise Abbey Road Live, Shibuya’daki Tower Records ve Tsutaya gibi noktalar bu görsel avın durakları oldu. Son olarak Sony Pictures, görselleri resmi olarak kamuoyuyla paylaştı.

Dört Film, Dört Bakış Açısı
Bu projeyi benzer biyografik filmlerden ayıran en önemli unsur, her bir filmin farklı bir Beatles üyesinin perspektifinden anlatılacak olması. Tüm filmler, Oscar ödüllü yönetmen Sam Mendes imzasını taşıyor. Mendes, daha önce açıklandığı üzere, bu yapı ile sinemaya gitme deneyiminin ne olduğuna dair yerleşik algıyı zorlamayı hedefliyor. Dört filmin tamamı, Nisan 2028’de vizyona girecek ve izleyiciye aynı dönemi dört ayrı bakıştan izleme şansı sunacak.
Bu yaklaşım, yalnızca anlatısal bir yenilik değil; aynı zamanda Beatles’ın kolektif hafızadaki “tekil efsane” imgesini parçalayarak, her üyenin bireysel iç dünyasına ve grubun iç dinamiklerine odaklanan bir yapı kuruyor. Lennon’ın politik ve sanatsal radikalizmi, McCartney’nin melodik dehası ve üretkenliği, Harrison’ın içe dönük ruhsal arayışı ve Starr’ın grubun ritmik omurgası oluşu; bu dört filmin temel dramatik eksenleri olarak öne çıkıyor.
Projede dikkat çeken bir diğer kritik nokta ise Beatles üyeleri ve mirasçılarının ilk kez müzik ve yaşam haklarını sinema için vermiş olması. Bu karar, anlatının yalnızca “esinlenmiş” bir biyografi değil, doğrudan ve yetkili bir hikaye olacağının da işareti. Dolayısıyla filmde kullanılacak müzikler, karakterlerin özel hayatları ve grubun iç çatışmaları, daha önce görülmemiş bir açıklık ve derinlikle ele alınabilecek.
Oyuncu kadrosu da bu iddiayı destekler nitelikte. Linda McCartney, Brian Epstein, Yoko Ono, George Martin ve Neil Aspinall gibi Beatles evreninin kilit figürlerini canlandıracak isimler, projenin yalnızca “Fab Four”a değil, onları çevreleyen yaratıcı ve endüstriyel ekosisteme de odaklanacağını gösteriyor. Bu da filmleri, klasik bir müzisyen biyografisinin ötesine taşıyarak bir dönem panoramasına dönüştürüyor.
Sonuç olarak The Beatles — A Four Film Cinematic Event, daha şimdiden sinema dünyasında benzersiz bir konuma yerleşmiş durumda. İlk bakış görselleri, hem oyuncu seçimlerinin cesaretini hem de anlatının ciddiyetini ortaya koyuyor. 2028 hala uzak bir tarih gibi görünse de, bu proje şimdiden müzik ve sinema meraklıları için takvimlere işaretlenen nadir etkinliklerden biri olmayı başardı. Beatles efsanesinin bu kez dört ayrı pencereden anlatılacak olması, yalnızca nostaljiye yaslanan bir hatırlama değil; kolektif hafızayla yüzleşen, katmanlı ve iddialı bir sinema deneyimi vaat ediyor.























