The Bride filminden ilk fragman paylaşıldı.
Maggie Gyllenhaal’ın yönetmenliğini üstlendiği The Bride, Frankenstein mitolojisinden ilham alıyor. 1930’ların Chicago’sunda geçen filmde, Frankenstein kendisine bir eş yaratması için bilim insanı Dr. Euphronious’a başvurur. Öldürülmüş genç bir kadını yeniden hayata döndüren doktor, Bride’ın doğmasına neden olur. Ancak bu yeniden doğuş, kaosu da beraberinde getirir.
Gyllenhaal’ın hem yazıp hem yönettiği filmde Bride’ı Jessie Buckley, Frankenstein’ı da Christian Bale canlandırıyor. İkiliye Annette Bening, Peter Sarsgaard, Jake Gyllenhaal ve Penélope Cruz eşlik ediyor. Maggie Gyllenhaal, daha önce The Lost Daughter filminde Jessie Buckley ile birlikte çalışmıştı. Filmin yapımcıları arasında Emma Tillinger Koskoff, Talia Kleinhendler ve Osnat Handelsman Keren yer alırken, Warner Bros. Pictures da dağıtımı üstleniyor.
The Bride‘ın 6 Mart‘ta vizyona girmesi planlanıyor.
Maggie Gyllenhaal’dan Punk Bir The Bride Yorumu
Gyllenhaal, Bride of Frankenstein filmindeki hikaye ve filmin adı arasındaki uyumsuzluğun The Bride‘ın çıkış noktalarından biri olmuş. Bride karakteri ise hiçbir noktada Frankenstein’ın yalnızlığına çözüm olarak tasarlanmamış. Yönetmen, karakterin ilk hayatında bastırılmış, susturulmuş, ikinci hayatının da son derece sarsıcı olduğunun altını çiziyor.
Jessie Buckley’nin bu rol için neden vazgeçilmez olduğunu açıklayan Gyllenhaal’a göre Buckley, rolün talep ettiği tüm çelişkileri törpülemeden taşıyabiliyor. O ve Christian Bale’in arasında çok gerçek ve çok derin bir bağın oluştuğunu bunu filme yansıttılarını da dile getiriyor.
Yönetmen Gyllenhaal, filmin ruhunu “punk” olarak tanımlıyor. Ama bunu, bir stil tercihi olarak değil kurallara uymayı reddeden bir enerji olarak yorumluyor: “Punk, kolayca bir kutuya sığmayan şeylerin kutlanmasıysa, evet, film kesinlikle punk.” Ancak tüm şiddet ve kaotik atmosferine rağmen Gyllenhaal, The Bride‘ın en sade haliyle bir aşk hikayesi olduğunu belirtiyor: “Film bir aşk hikayesi. Kusurlu, çatlak bir bağ üzerine kurulu. Aşk çok karmaşık bir şey. Coşku, haz ama aynı zamanda karanlık ve kırık tarafları da var.”
























