Companion (2025) ilk bakışta, romantik bir hafta sonu kaçamağını konu alan sıradan bir gerilim filmi gibi görünebilir. Genç bir çift, arkadaş grubuyla birlikte şehirden uzak, lüks bir göl evinde birkaç gün geçirmek için yola çıkar. Ama daha ilk geceden itibaren işler beklenmedik bir yöne evrilir ve filmin gerçek meselesi yavaş yavaş kendini belli eder. Burada durmakta fayda var; Companion, ne kadar az şey bilirseniz o kadar çok karşılık veren filmlerden.
Drew Hancock’un ilk uzun metraj filmi, bilim kurgu ile gerilimi ustalıkla bir araya getiriyor. Ama onu benzerlerinden ayıran şey, teknolojiyi bir gösteri malzemesi olarak kullanmaması. Yapay zekâ fikrini, ilişkiler, güç dengeleri ve insanın kontrol arzusu üzerine düşünmek için bir araç hâline getiriyor.
Film, sürekli yeni bir katman açıyor ama bunu “şaşırtmak” için yapmıyor. Hikâye ilerledikçe hem karakterlere hem de yaşananlara farklı gözle bakmaya başlıyorsunuz. Eğlenceli, tempolu, yer yer kara mizaha göz kırpan ama aynı zamanda insan ilişkilerine dair dikenler bırakan bir film.
Özellikle tek bir türe sığmayan, izlerken yön değiştiren filmleri seviyorsanız, 2025’in hoş sürprizlerinden biriyle karşılaşabilirsiniz.
























