Çatalca’nın sinemayla ilişkisi, bu yıl ilk kez düzenlenecek Çatalca Film Festivali’nden çok daha eskiye uzanıyor. Atıf Yılmaz’ın 1955 yılında Dağları Bekleyen Kız için kamerasını İnceğiz’e çevirmesinden Lütfi Akad’ın Ana’sına, Salako’dan Davaro’ya uzanan pek çok yapım, yıllar içinde Çatalca’nın köylerini, mağaralarını ve doğal dokusunu Türkiye Sineması’nın hafızasına taşıdı. Bir dönem yazlık sinemalarıyla da canlı bir seyir kültürüne sahip olan ilçe, şimdi bu geçmişten hareketle kendi film festivalini kurmaya hazırlanıyor. Çatalca Belediyesi tarafından 27–29 Ağustos tarihleri arasında ilk kez gerçekleştirilecek Çatalca Film Festivali, ilçenin sinema belleğini yeniden görünür kılarken yeni üretimlere de alan açmayı hedefliyor.
Geçmişte pek çok filme doğal plato olan Çatalca’nın bu kez filmlerin üretildiği, gösterildiği ve tartışıldığı kalıcı bir sinema alanına dönüşmesi hedefleniyor. İlk yılını gerçekleştirecek bir festival içinse belki en önemli mesele, bu başlangıcın nasıl bir kimlik üzerine kurulacağı ve önümüzdeki yıllarda nasıl bir festival geleneğine dönüşeceği. Çatalca’nın sinema geçmişinden festival fikrinin ortaya çıkışına, kısa filmin neden merkeze alındığından ilk yılın programının nasıl şekillendiğine uzanan bu süreci Çatalca Film Festivali Genel Koordinatörü ve yönetmen Onur Güler’le konuştuk.
Öncelikle festival fikrinin nasıl ortaya çıktığından başlayalım. Çatalca’nın Türkiye sinemasıyla geçmişten bugüne uzanan güçlü bir bağı var. Çatalca, Yeşilçam döneminden itibaren pek çok filme ev sahipliği yapmış. Çatalca Film Festivali fikri de bu sinema mirasından mı doğdu? Festivalin kuruluş hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?
Festival fikrinin ortaya çıkışında öncelikle Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel’in Çatalca’nın kültür ve sanat hayatına dair vizyonunun önemli bir yeri var. Festival Direktörümüz Cengiz Özkarabekir de bu sürecin en başından itibaren fikrin şekillenmesinde, festivalin kimliğinin oluşturulup hayata geçirilmesinde çok önemli bir rol oynadı. Cengizbey’in sinemaya ve festivallere dair deneyimiyle Çatalca’nın sinema geçmişini bir araya getiren bir yapı kurmaya çalıştık. Hepimizin ortak bir noktası vardı: Çatalca’nın sinemayla olan çok güçlü ve biraz da unutulmuş ilişkisini yeniden görünür hâle getirmek.
Çatalca, Türk sinemasında çok özel bir yere sahip. Atıf Yılmaz’ın 1955 yılında Dağları Bekleyen Kız filmiyle başlayan, Lütfi Akad’ın Ana filminden Salako ve Davaro gibi Yeşilçam filmlerine kadar uzanan çok önemli bir sinema geçmişi var. Çatalca yıllarca filmlere plato olmuş hatta bir dönem yazlık sinemalarında bu filmler seyirciyle buluşmuş. Biz de şunu düşündük: Çatalca sadece filmlerin çekildiği bir yer olarak kalmamalı. Aynı zamanda filmlerin üretildiği, gösterildiği, konuşulduğu ve sinemacıların bir araya geldiği bir yer haline gelmeli.
Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel’in desteği ve Cengiz Özkarabekir’in festival direktörlüğündeki çalışmalarıyla bu fikir somut bir festivale dönüştü. Benim için de bu süreçte yer almak ayrıca anlamlı; çünkü bir yönetmen olarak kısa filmin üretim koşullarını ve festivallerin genç sinemacılar açısından ne kadar önemli olduğunu biliyorum.
Festivalin ilk yılında Altın Erguvan Onur Ödülü, Türkiye sinemasının önemli isimlerinden Hale Soygazi’ye verilecek. Sevgili Hale Soygazi seçimini de konuşmak iyi olur. Ödül töreninin ardından gerçekleşecek film gösteriminden ve bu gecenin programından da biraz bahseder misiniz?
İlk festivalimizin Altın Erguvan Onur Ödülü’nü Hale Soygazi’ye vermek bizim için çok anlamlı. Hale Soygazi, Türk sinemasının hem oyunculuk hem de sinema kültürü açısından çok önemli isimlerinden biri. Yeşilçam’dan bugüne uzanan kariyeriyle, sinemamızda çok özel ve kalıcı bir yere sahip. Aynı zamanda bir kadın oyuncu olarak, Türk sinemasında kadınların temsili ve sinema içindeki güçlü varlığı açısından da çok değerli bir isim. Sadece Yeşilçam’ın önemli bir oyuncusunu değil, aynı zamanda sinemamızın kadın hafızasında çok özel bir yeri olan bir sanatçıyı onurlandırmak istedik. Hale Soygazi’ye vereceğimiz ödülle hem Türk sinemasının geçmişine bir selam göndermek hem de Çatalca’nın sinema hafızasıyla festivalin bugünkü başlangıcı arasında bir bağ kurmayı hedefliyoruz.
Çatalca’nın sinema geçmişini bugüne taşıyan etkinliklerden biri de O’Film Route kapsamında gerçekleştirilecek film rotası. Ali Gençoğlu eşliğinde, Lütfi Akad’ın 1967 yılında Çatalca’da çektiği Ana filminin izini sürmeyi amaçlıyorsunuz. Daha önce Ankara, Eskişehir, İstanbul ve Çalı’da gerçekleştirilen O’Film Route’un Çatalca ayağı nasıl şekillendi? Katılımcıları nasıl bir rota ve deneyim bekliyor?
O’Film Route’un Çatalca ayağını özellikle önemsiyoruz çünkü festivalin yalnızca salonlarda gerçekleşen bir etkinlik olmasını istemedik. Çatalca’nın kendisi zaten başlı başına bir sinema mekânı. Lütfi Akad’ın 1967 yılında Çatalca’da çektiği Ana filmi üzerinden gerçekleştirilecek rota da bu düşüncenin güzel bir karşılığı. Ali Gençoğlu eşliğinde, filmin çekildiği mekânların ve Çatalca’nın sinema geçmişini yeniden hatırlayacağız.
Festivalin adında “kısa film” ibaresi yer almıyor ancak ilk yılın yarışması tamamen kısa filmlerden oluşuyor. Bu, festivalin ilerleyen yıllarda uzun metraj filmlere de alan açabileceğinin bir işareti olarak okunabilir mi? Çatalca Film Festivali’ni uzun vadede nasıl bir yapıya dönüştürmeyi düşünüyorsunuz?
Festivalin isminde kısa film ibaresinin olmaması aslında bilinçli bir tercih. İlk yıl yarışmamızı kısa filmler üzerinden kurduk çünkü kısa film üretiminin çok güçlü ve yaratıcı bir alan olduğunu düşünüyorum. Ama Çatalca Film Festivali’ni yalnızca kısa filmle sınırlamak gibi bir düşüncemiz yok. Festivalin önümüzdeki yıllarda büyümesini ve farklı sinema alanlarına açılmasını istiyoruz. Uzun metraj filmler, özel gösterimler, ustalarla buluşmalar ve farklı program başlıkları zaman içerisinde festivalin yapısına eklenecek. Fakat bunu hızlı bir şekilde yapmak yerine, festivalin kendi kimliğini ve seyircisini oluşturarak adım adım büyümesini istiyoruz. Seyircilerin ve sinemacıların merakı ilgisi hedeflerimizi daha da diri tutacaktır.
Kısa Film Yarışması’nda on finalist yer alıyor. Ben filmlerin neredeyse tamamını daha önce farklı festivallerde izleme fırsatı buldum ve oldukça güçlü bir seçki olduğunu düşünüyorum. Peki, bu on filme ulaşan seçim süreci nasıl ilerledi? Festivale toplam kaç film başvurdu, ön seçici kurul kaç kişiden oluşuyordu ve finalistleri belirlerken hangi ölçütler öne çıktı?
Bu yıl festivale birbirinden değerli 224 kısa film başvuru yaptı. Filmleri büyük bir titizlikle Yönetmen Kerem Yükseloğlu, Yapımcı Gamze Topuz ve Kurgucu İsmet Araç değerlendirdi. Başvuruların değerlendirilmesinde öncelikle filmin kendi dünyasını kurabilmesine, yönetmenin anlatım diline ve filmin seyirciyle kurduğu ilişkiye baktık. Bir filmin söyleyecek bir sözünün, kendine ait bir bakışının ve sinemasal bir karşılığının olması önemliydi. Zor bir seçim süreci sonunda on finalist film seçkimizde yer aldı.
Yarışma kurmaca, belgesel, animasyon ya da deneysel gibi ayrı kategorilere bölünmüyor; buna karşılık finalistler arasında farklı tür ve anlatım biçimlerinden filmler var. Seçkiyi oluştururken bu çeşitlilik özellikle gözettiğiniz bir unsur muydu? Biraz da finalist filmlerden ve bu on filmi bir araya getiren seçki anlayışından söz eder misiniz?
Evet, özellikle böyle olmasını istedik. Kısa filmi yalnızca tek bir türün ya da anlatım biçiminin içerisine sıkıştırmak istemedik. Kurmaca, belgesel, animasyon ya da deneysel gibi kategorilere ayırmadan bütün filmleri aynı yarışma içerisinde değerlendirdik. Çünkü bana göre kısa filmin en güzel taraflarından biri de zaten bu özgürlük. Yurtdışı film festivalleri bu süreçte rehberimiz oldu. Finalist filmlere baktığınızda birbirlerinden oldukça farklı işler olduğunu görüyorsunuz. Farklı deneyimlerden ve farklı sinema anlayışlarından yönetmenlerin filmleri bir arada. Bence bu çeşitlilik festivalin ilk yılı için çok değerli.
Kısa film üretiminin en önemli sorunlarından biri finansman. Bir filmin festival yolculuğunda gördüğü takdir kuşkusuz önemli ancak yönetmenlerin yeni filmlerini üretebilmeleri için maddi desteğin de çok somut bir karşılığı var. Çatalca Film Festivali bu açıdan toplam 250 bin TL’lik bir ödül bütçesi ayırmış. Festivalin ödül yapısını nasıl oluşturdunuz? Verilecek ödüllerden ve bu maddi desteğe neden önem verdiğinizden bahseder misiniz?
Kısa film üretmenin en büyük problemlerinden biri gerçekten finansman. Bir yönetmenin filmiyle bir festivalde ödül alması çok kıymetli ama bunun bir sonraki filmini üretmesine katkı sağlaması da gerekiyor. Hoş yeni film bütçeleriyle bunları yakalamamız bir hayli zor. Ama ilk ve tamamıyla kendi özkaynaklarıyla oluşmuş bir festival için önemli bir ödül bütçesi ayrıldı. Bu konuda Çatalca Belediyesi ve Başkan Erhan Güzel’e ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Ödül yapısını oluştururken yalnızca sembolik ödüller vermek istemedik. Toplam 250 bin TL’lik bir ödül bütçesi oluşturduk ve bunu dört farklı ödülle destekledik. Ben bir yönetmen olarak da bunun ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bir sonraki filmi yapabilmek, bazen küçük görünen bir maddi desteğe bile bağlı olabiliyor. Dolayısıyla ödülün sadece “ödül” olarak kalmasını değil, yeni filmlerin ortaya çıkmasına veya yaratıcı ekibin yeni projelerine ilk adım olarak katkı sağlamasını istiyoruz.
Festival programı yarışma filmlerinin gösterimleriyle sınırlı değil. Film rotasının yanı sıra söyleşiler, atölyeler, sergi ve farklı gösterimler de üç güne yayılan programın parçaları. İlk yılın programını oluştururken nasıl bir festival deneyimi tasarlamak istediniz? Biraz da festival boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerden ve konuklardan söz eder misiniz?
İlk festivalimizi yalnızca yarışma filmlerinin gösterildiği üç günlük bir etkinlik olarak düşünmedik. Çatalca’nın tamamının festivalin bir parçası olmasını istedik. Aslında temel amacımız sinemayı yalnızca sinemacılar arasında konuşulan bir alan olmaktan çıkarmak. Çatalca’da yaşayan insanların, gençlerin, çocukların ve sinemaya ilgi duyan herkesin festivalin içerisinde kendisine bir yer bulmasını istiyoruz. Bu nedenle film gösterimlerinin yanında, oyuncu İlyas Salman ile Türk sinemasında Çatalca’yı konuşacağımız söyleşilerimiz, değerli senarist Burak Göral’ın düzenleyeceği senaryo atölyesi, çocuklara özel atölyeler, sergiler ve film rotasıyla beraber dolu dolu bir program planladık. İlk yıl için bizim açımızdan en önemli şeylerden biri de festivalin keyifli, erişilebilir ve seyirci ile sinemacıların beraber olduğu yaşayan bir yapıya sahip olması.
On finalist arasından ödül sahiplerini belirleyecek ana jüri de Yüksel Aksu, Dilan Çiçek Deniz ve Bülent Emrah Parlak’tan oluşuyor. İlk yılın jürisini oluştururken nasıl bir yaklaşım benimsediniz? Bu üç ismi bir araya getiren düşünce neydi?
Jürimizi oluştururken farklı sinema ve sanat deneyimlerinin bir araya gelmesine önem verdik. Yüksel Aksu, yönetmen ve senarist kimliğiyle sinemayı çok iyi bilen, özellikle Anadolu ve yerel kültürle kurduğu ilişki açısından bizim için çok değerli bir isim. Dilan Çiçek Deniz oyunculuk tarafında farklı kuşak ve izleyici kitlelerine ulaşabilen bir isim. Ayrıca geçen sene Dilan Hakkında Konuşmalıyız (2024) adlı kısa filmin yapımcılarından biriydi kendisi. Bülent Emrah Parlak ise oyunculuğunun yanında mizah ve sahne deneyimiyle farklı bir bakış açısı getiriyor. Dolayısıyla bu üç ismin aynı masada olması bize göre jüriyi tek bir bakış açısına sıkıştırmıyor.
İlk kez düzenlenen festivallerde belki de en heyecan verici taraf, henüz önlerinde şekillendirebilecekleri uzun bir yol olması. Çatalca Film Festivali için önümüzdeki yıllara baktığınızda nasıl bir festival hayal ediyorsunuz? Festivalin büyümesini, dönüşmesini ya da programına yeni alanlar eklenmesini istediğiniz noktalar neler?
Biz Çatalca Film Festivali’nin birkaç yıl içerisinde yalnızca Çatalca’nın değil, İstanbul’un önemli film festivallerinden biri haline gelmesini istiyoruz. Ama bunu sadece büyümek olarak görmüyorum. Öncelikle kendi kimliğini oluşturması gerekiyor. Sinemacılara ve ürettikleri filmlere değer veren seyirciyi ise festivalin merkezine koyan uluslararası düzeyde bir kimlik. Çatalca’nın sinema geçmişi bizim en büyük avantajımız. Bu geçmişi koruyarak çağdaş sinemayla bir araya getirmek istiyoruz. İlerleyen yıllarda uzun metraj gösterimleri, daha geniş ulusal ve uluslararası programlar, sinema atölyeleri, ustalık sınıfları ve yeni üretim destekleri festivalin içerisinde daha fazla yer alacak. Ama en büyük hayalimiz şu: Çatalca’nın insanların sadece film izlemeye geldiği değil, sinema üretmek, sinema konuşmak ve yeni insanlarla tanışmak için geldiği bir sinema buluşma noktasına dönüşmesi. İlk festival bizim için bir başlangıç. Asıl önemli olan, bu başlangıcın önümüzdeki yıllarda nasıl güçlü ve sürdürülebilir bir festival geleneğine dönüşeceği.






















