Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Rental Family (2025)
    Drama

    Rental Family (2025)

    Selin Tanyeri
    3 hafta önce
    Me Before You (2016) 
    Film Önerileri

    Me Before You (2016) 

    Merve Çolak
    3 hafta önce
    Rose (2026)
    Biyografi - Tarih

    Rose (2026)

    Rabia Elif Özcan
    3 hafta önce
    Riefenstahl (2024)
    Belgesel

    Riefenstahl (2024)

    İpek Ömercikli
    3 hafta önce
    Roofman (2025)
    Komedi

    Roofman (2025)

    Yaşar Gülveren
    3 hafta önce
    Weekend (2011)
    Film Önerileri

    Weekend (2011)

    Ayşe Yapışık
    4 hafta önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri
    Liste

    Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

    Zeynep İlay Erken
    12 dakika önce
    32. Sarajevo Film Festival Günlükleri – 1
    Sinema Yazıları

    32. Sarajevo Film Festival Günlükleri – 1

    Tuba Büdüş
    4 saat önce
    Bir Aleksitimi Laboratuvarı: The Banshees of Inisherin (2022)
    Film Analizleri

    Bir Aleksitimi Laboratuvarı: The Banshees of Inisherin (2022)

    Serkan Kalender
    2 gün önce
  • HABERLER
    Fil’m Hafızası Yeni Ekip Arkadaşlarını Arıyor
    Haberler

    Fil’m Hafızası Yeni Ekip Arkadaşlarını Arıyor

    Elif Arı
    17 saat önce
    Pera Film’den Yeni Program Şimdi Uzaklardasın
    Haberler

    Pera Film’den Yeni Program Şimdi Uzaklardasın

    Ekin Taneri
    18 saat önce
    Adana Altın Koza’nın Edebiyat Uyarlaması Senaryo Yarışması Jürisi Belli Oldu
    Haberler

    Adana Altın Koza’nın Edebiyat Uyarlaması Senaryo Yarışması Jürisi Belli Oldu

    Nazlı Esen Albayrak
    2 gün önce
  • KISA FİLMLER
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    4 ay önce
    Etherna (2025)
    Kısa Filmler

    Etherna (2025)

    Yiğit Aksan
    5 ay önce
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    9 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Rental Family (2025)
    Drama

    Rental Family (2025)

    Selin Tanyeri
    3 hafta önce
    Me Before You (2016) 
    Film Önerileri

    Me Before You (2016) 

    Merve Çolak
    3 hafta önce
    Rose (2026)
    Biyografi - Tarih

    Rose (2026)

    Rabia Elif Özcan
    3 hafta önce
    Riefenstahl (2024)
    Belgesel

    Riefenstahl (2024)

    İpek Ömercikli
    3 hafta önce
    Roofman (2025)
    Komedi

    Roofman (2025)

    Yaşar Gülveren
    3 hafta önce
    Weekend (2011)
    Film Önerileri

    Weekend (2011)

    Ayşe Yapışık
    4 hafta önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri
    Liste

    Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

    Zeynep İlay Erken
    12 dakika önce
    32. Sarajevo Film Festival Günlükleri – 1
    Sinema Yazıları

    32. Sarajevo Film Festival Günlükleri – 1

    Tuba Büdüş
    4 saat önce
    Bir Aleksitimi Laboratuvarı: The Banshees of Inisherin (2022)
    Film Analizleri

    Bir Aleksitimi Laboratuvarı: The Banshees of Inisherin (2022)

    Serkan Kalender
    2 gün önce
  • HABERLER
    Fil’m Hafızası Yeni Ekip Arkadaşlarını Arıyor
    Haberler

    Fil’m Hafızası Yeni Ekip Arkadaşlarını Arıyor

    Elif Arı
    17 saat önce
    Pera Film’den Yeni Program Şimdi Uzaklardasın
    Haberler

    Pera Film’den Yeni Program Şimdi Uzaklardasın

    Ekin Taneri
    18 saat önce
    Adana Altın Koza’nın Edebiyat Uyarlaması Senaryo Yarışması Jürisi Belli Oldu
    Haberler

    Adana Altın Koza’nın Edebiyat Uyarlaması Senaryo Yarışması Jürisi Belli Oldu

    Nazlı Esen Albayrak
    2 gün önce
  • KISA FİLMLER
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    4 ay önce
    Etherna (2025)
    Kısa Filmler

    Etherna (2025)

    Yiğit Aksan
    5 ay önce
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    9 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Liste

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Zeynep İlay Erken Zeynep İlay Erken
12 dakika önce
Liste, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 11 min
0
0
Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Annelik, kuşkusuz pek çok kültürde insan yaşamının en yoğun, en özel ve hatta kutsal deneyimlerinden biri olarak görülür. Doğumla birlikte dünyaya yeni bir bebek gelirken, annenin yaşamında da hem bedensel hem de ruhsal açıdan büyük bir değişim başlar. Bu nedenle doğum sonrası dönemde yalnızca bebeğin değil, annenin de bakım ve desteğe ihtiyaç duyduğu düşüncesi hem modern tıbbın yaklaşımında hem de yüzyıllardır süregelen gelenek ve göreneklerde kendine yer bulmuştur.

Sinemada ve diğer sanat dallarında anne ruhsallığı, yıllar boyunca kimi zaman dramatik, kimi zaman karanlık ve tekinsiz anlatılar aracılığıyla ele alınmıştır. Buna rağmen, ruh sağlığı profesyonellerinin doğum sonrası dönemde annenin ruhsal iyilik hâline daha fazla önem verilmesi gerektiğine yönelik vurgusu hâlâ yeterince karşılık bulmuş görünmemektedir. Yeni annenin kısa sürede yeni rolüne uyum sağlamasının beklenmesi, doğumun ardından hayatın kaldığı yerden devam ettiği düşüncesi ve bebeğin ihtiyaçlarının doğal olarak ön plana çıkması, annenin kendi ruhsal gereksinimlerinin gözden kaçmasına neden olabilmektedir.

Anneliğin çoğunlukla mutluluk, sevgi ve tamamlanmışlıkla özdeşleştirilmesi ise bu dönemde yaşanabilecek üzüntü, korku, öfke, yabancılaşma ve çaresizlik gibi duyguların dile getirilmesini güçleştirebilir. Annelik deneyiminin bu daha az konuşulan taraflarının görünmez kalması, ruhsal belirtilerin fark edilmesini ve gerektiğinde profesyonel desteğe başvurulmasını da geciktirebilir.

Sanatın açtığı alan burada önem kazanır. Sinema, anneliğe eşlik eden çelişkili duyguları, ruhsal dönüşümleri ve kimi zaman gerçeklikle kurulan ilişkinin sarsıldığı deneyimleri görünür kılarak, hakkında konuşmakta zorlandığımız bu döneme farklı bir pencereden bakmamızı sağlayabilir. Bu liste, doğum sonrası anne ruhsallığının farklı yüzlerini konu alan filmlerden oluşan bir seçkidir.

We Need to Talk About Kevin (Yön. Lynne Ramsay, 2011)

Lynne Ramsay’nin yönettiği We Need to Talk About Kevin(2011), korkunç bir olayın ardından yaşamını sürdürmeye çalışan Eva’nın geçmişiyle hesaplaşmasını anlatmaktadır. Hikâye, Eva’nın anıları arasında gidip gelerek bizi oğlu Kevin’ın doğumuna ve anne-oğul ilişkisinin ilk yıllarına götürür. Eva için annelik en başından itibaren kendiliğinden gelen bir mutluluk ve yakınlık duygusuyla başlamaz. Bebeğiyle bağ kurmakta zorlanır, eski hayatını ve özgürlüğünü özler. Ayrıca zaman zaman öfke ve pişmanlık hisseder. Kevin büyüdükçe aralarındaki ilişki daha da karmaşık bir hâl alır. Baba Franklin’in anne ile oğul arasında yaşananları Eva’dan oldukça farklı algılaması Eva’nın yalnızlığını daha da belirginleştirir. Tilda Swinton’ın mesafeli ve huzursuz performansı sayesinde Eva, kolayca “iyi anne” ya da “kötü anne” olarak sınıflandırılamayan, çocuğuna karşı sevgisiyle öfkesi arasında gidip gelen son derece çelişkili bir karaktere dönüşür.

WeNeedto Talk About Kevin, doğum sonrası depresyonu ya da psikozu doğrudan konu alan bir film değil. Bu seçkide yer almasının nedeni, anneliğin konuşulması daha güç olan başka bir tarafına cesurca yaklaşmasıdır. Anne ile çocuk arasındaki bağ her zaman kendiliğinden mi oluşur? Film boyunca Eva, Kevin’ın annesi olmanın yanı sıra onun kim olduğunun ve sonunda yaptıklarının sorumluluğunu da kendi üzerinde taşımaya başlar. Böylece film, annelikteki duygusal ikircikliliğin yanı sıra annelikle birlikte gelen suçluluk duygusunu ve toplumun çocuğun davranışlarını açıklarken anneyi sorgulamaya ne kadar yatkın olduğunu da görünür kılar. Filmin, Kevin’ın davranışlarında doğuştan gelen özelliklerin mi yoksa yetiştirilme biçiminin mi daha belirleyici olduğu sorusuna kesin bir yanıt vermemesi de bu tartışmayı daha güçlü kılar.

Tully (Yön. Jason Reitman, 2018)

Jason Reitman’ın yönetmenlik koltuğunda oturduğu yapım Tully (2018), üçüncü çocuğunu dünyaya getiren Marlo’nun (CharlizeTheron) doğumdan sonraki gündelik hayatını merkezine almaktadır. Marlo, bir yandan yeni doğan bebeğin bitmeyen ihtiyaçlarıyla, bir yandan diğer çocuklarıyla ve evin yüküyle baş etmeye çalışırken giderek tükenir. Uykusuzluk, yalnızlık ve sürekli birilerine yetişme hâli içinde kendine ait alanı neredeyse tamamen kaybeder. Tam bu sırada hayatına, geceleri bebeğin bakımını üstlenmek için gelen genç ve enerjik bir bakıcı olan Tully (Mackenzie Davis) girer. Tully yalnızca bebeğe yardım eden biri olmaktan çıkıp Marlo’nun yeniden kendisi gibi hissetmesini sağlayan, ona annelikten önceki hayatını ve gençliğini hatırlatan bir figüre dönüşür. Film ilerledikçe Marlo’nun yaşadığı tükenmişliğin sandığımızdan daha derin olduğu ve Tully ile kurduğu ilişkinin de göründüğü kadar basit olmadığı anlaşılır.

Marlo’ya açıkça bir tanı konmaz. Film daha çok uykusuzluk, bakım yükü, kimlik kaybı, yalnızlaşma ve annelikle birlikte değişen benlik algısı üzerinden ilerler. Bu nedenle Marlo’nun yaşadıklarını yalnızca doğum sonrası depresyonla açıklamak da filmin anlatısını daraltabilir. Öte yandan onun giderek kendinden uzaklaşması, işlevselliğinin azalması ve gerçeklikle ilişkisinin zaman zaman bulanıklaşması, doğum sonrası dönemde ruhsal belirtilerin ne kadar farklı biçimlerde ortaya çıkabileceğini düşündürür. Tully’yi seçki açısından değerli kılan da bu belirsizliktir. Film, Marlo’nun yaşadıklarını belirli bir tanı üzerinden açıklamak yerine, yeni bir annenin her şeyi idare eden görüntüsünün altında ne kadar ağır bir yük taşıyabileceğini gösterir. Charlize Theron’un Marlo’ya kattığı yorgun, dağınık ve son derece gündelik hâl de bu hissi güçlendirmektedir. Tully ise Marlo’nun kaybettiğini düşündüğü özgürlük, canlılık ve eski benliğiyle arasındaki mesafenin görünür hâle gelmesini sağlar.

A Mouthful of Air( Yön. Amy Koppelman, 2021)

Amy Koppelman’ın kendi romanından sinemaya uyarladığı A Mouthful of Air(2021), doğum sonrası depresyonunu bu kez gerilim ya da fantastik unsurlara başvurmadan oldukça sade ve gerçekçi bir yerden ele almaktadır. Filmin merkezinde, çocukların korkularıyla baş etmelerine yardımcı olan kitaplar yazan Julie (Amanda Seyfried) bulunur. Dışarıdan bakıldığında sevdiği bir eşi, küçük bir çocuğu ve başarılı bir kariyeri olan Julie’nin hayatında eksik olan pek bir şey yok gibi görünmektedir. Oysa anneliğin ardından giderek ağırlaşan depresyonu ve geçmişinden taşıdığı yükler, bu görüntünün arkasında bambaşka bir mücadele yaşandığını gösterir.

A Mouthful of Air’ı özellikle önemli kılan doğum sonrası depresyonu anneliğe duyulan sevginin eksikliğiyle açıklamamasıdır. Julie çocuğunu sever, onun için kaygılanır ve iyi bir anne olmak ister. Tam da bu nedenle yaşadığı karanlıkla anneliği arasındaki çelişki daha görünür hâle gelir. Film, doğumdan sonra depresyon yaşayan bir kadının mutlaka bebeğini istemeyen, onunla bağ kuramayan ya da dışarıdan açıkça hasta görünen biri olması gerekmediğini hatırlatır. Julie’nin renkli çocuk kitapları, sıcak aile görüntüleri ve dışarıdan düzenli görünen yaşamı ile iç dünyasında yaşadığı çaresizlik arasındaki mesafe, filmin en çarpıcı taraflarından biri olarak görünür. Bu nedenle A Mouthful of Air, anneliğin mutlulukla özdeşleştirilmesinin ruhsal acıyı nasıl görünmez kılabileceğini ve yardım istemenin önündeki suçluluk ve utancı anlatması bakımından seçkinin belki de en doğrudan yapımlarından biridir.

Baby Ruby ( Yön.Bess Wohl, 2022)

Baby Ruby (2022) ile yönetmen Bess Wohl, ilk çocuğunu bekleyen Jo’nun, doğumla birlikte kusursuz görünen hayatının giderek çözülmesini konu alır. Sosyal medyada yaşamını paylaşan, çevresindeki her şeyi kontrol altında tutmaya alışkın olan Jo, bebeği Ruby’nin doğumundan önce anneliğe de aynı hazırlık ve özgüvenle yaklaşır. Ancak Ruby eve geldikten sonra hiçbir şey beklediği gibi ilerlemez. Uykusuzluk, yalnızlık ve bebeğin bitmek bilmeyen ihtiyaçları arasında Jo, hem kendisine hem de çevresindekilere duyduğu güveni yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Bebeğinin kendisine karşı farklı davrandığını düşünmesi ve çevresindeki diğer annelerin niyetlerinden kuşkulanmaya başlamasıyla birlikte izleyici için de neyin gerçek, neyin Jo’nun giderek değişen algısının bir parçası olduğunu ayırt etmek zorlaşır.

Film, yeni anneliğe sıklıkla eşlik eden “her şey yolunda olmalı” beklentisini karanlık bir psikolojik gerilimin içine yerleştirir. Jo’yu canlandıran Noémie Merlant, karakterin kontrolünü kaybetme korkusunu ve giderek artan kuşkularını filmin merkezine taşır. Spencer rolünde ise Kit Harington, eşindeki değişimi fark eden fakat ne yaşandığını ve nasıl yardım edebileceğini anlamakta zorlanan eşi olarak ona eşlik eder. Baby Ruby böylece yalnızca doğum sonrası yaşanan ağır ruhsal değişimleri değil, yeni annelerin çevresinden gelen ‘bunların hepsinin normal olduğu’ gibi telkinlerin bazen gerçek bir yardım ihtiyacının görülmesini nasıl zorlaştırabileceğini de anlatır. Annelik deneyimi ile ruhsal hastalık arasındaki sınırı bilinçli olarak bulanıklaştıran film, izleyiciyi Jo’nun gözünden bakmaya ve onunla birlikte gerçeklikten kuşku duymaya davet eder.

Die My Love( Yön.Lynne Ramsay,2025)

Lynne Ramsay’nin yönetmenliğini üstlendiği Die My Love(2025), bebeğinin doğumunun ardından ruhsal dünyası giderek değişen Grace’in hikâyesini merkezine alır. Eşi Jackson ile şehir hayatından uzaklaşıp kırsal bir eve yerleşen Grace için başlangıçta yeni bir hayatın habercisi gibi görünen bu dönem, zamanla yalnızlığın, öfkenin ve kendine yabancılaşmanın ağır bastığı bir sürece dönüşür. Film, Grace’in yaşadıklarını doğrudan bir tanıyla açıklamak yerine onun zihninin içine girmeyi tercih eder. Annelik, arzu, öfke ve gerçeklik arasındaki sınırlar giderek birbirine karışır. Böylece film, doğum sonrası ruhsal sorunları alışıldık bir hastalık anlatısının ötesine taşıyarak anne olmanın her kadın için kendiliğinden mutluluk ve tamamlanmışlık getirmeyebileceğini oldukça çarpıcı bir dille hatırlatır. Film, Arjantinli yazar Ariana Harwicz’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Grace’i canlandıran Jennifer Lawrence, filmin neredeyse tamamına hâkim olan yoğun ve fiziksel performansıyla karakterin öfkesini, yalnızlığını, arzusunu ve giderek değişen gerçeklik algısını izleyiciye taşır. Grace’in yaşadıklarını uzaktan izlemekten çok onun huzursuzluğunun içine çekildiğimiz filmde, Lawrence’ın performansı anlatının en güçlü parçalarından birine dönüşür. Robert Pattinson ise Jackson rolünde, eşinin yaşadığı değişimi anlamlandırmaya çalışan ancak ona nasıl ulaşacağını giderek daha az bilen bir eş portresi çizer. Grace ve Jackson arasındaki ilişki, filmin anneliği yalnızca bireysel bir deneyim olarak değil, eş ilişkisi, yalnızlık, bakım verme ve anlaşılma ihtiyacı üzerinden de tartışabilmesine alan açar.

Nightborn (Yön. Hanna Bergholm, 2026)

Nightborn(2026), Saga ve İngiliz eşi Jon’un Londra’daki hayatlarını geride bırakıp Saga’nın çocukluğunun geçtiği, Finlandiya ormanlarının içindeki eski aile evine yerleşmeleriyle başlar. Çift burada bir aile kurmayı hayal ederken, çevrelerindeki orman Saga’nın geçmişinden gelen yasaklar ve eski inanışlarla daha en başından tekinsiz bir anlam kazanır. Bebekleri Kuura’nın doğumuyla birlikte bu huzursuzluk daha somut bir hâl alır. Kuura yalnızca Saga’nın gözünde farklı değildir. Bedensel görünümünde ve davranışlarında diğer insanların dikkatini çeken, açıklanması güç özellikler vardır. Emzirme sırasında annesini yaralaması, ışığa karşı gösterdiği hassasiyet ve alışılmadık beslenme isteği, Saga’nın bebeğinde bir şeylerin yolunda olmadığına giderek daha fazla inanmasına neden olur. Bebeğine karşı beklediği yakınlığı hissedemeyen Saga’nın korkusu arttıkça Jon ile arasındaki mesafe de büyümeye başlar.

Nightborn’u doğum sonrası anne ruhsallığını ele alan filmler arasında özellikle ilginç kılan, izleyiciye kolay bir açıklama sunmamasıdır. Saga’nın bebeğine yabancılaşması, onunla bağ kurmakta zorlanması ve çevresindekilerin göremediği bir tehlikeyi gördüğüne inanması, doğum sonrası ağır ruhsal bozuklukların belirtilerini çağrıştırırken, film aynı zamanda bunların karşısına Finlandiya ormanlarını, eski inanışları ve gerçekten tuhaf özellikler gösteren bir bebeği koyar. Böylece bir süre sonra Saga’nın yaşadıklarının ruhsal bir hastalığın parçası mı yoksa gerçekten yalnızca onun fark ettiği bir şey mi olduğu sorusu kesin bir yanıt bulmaz. Seidi Haarla’nın Saga’sı ile Rupert Grint’in Jon’u arasındaki giderek açılan mesafe de bu belirsizliği güçlendirir. Yönetmen Hanna Bergholm’un annelikle birlikte ortaya çıkabilen zor ve konuşulması güç duygulardan yola çıkarak kurduğu film, korku sinemasının ve Finlandiya folklorunun olanaklarını kullanarak anne ile bebek arasındaki bağı oldukça rahatsız edici bir yerden sorgular.

Witches (Yön. Elizabeth Sankey, 2024)

Son olarak seçkimizde belgesel ile sinema denemesinin sınırlarında dolaşan bir yapımolan Witches(2024), doğum sonrası ruhsal sorunları kişisel bir deneyimden yola çıkarak aktarmaya çalışmaktadır. Yönetmen Elizabeth Sankey, oğlunun doğumundan sonra ağır depresyon ve anksiyete yaşadığı, kendisine ve bebeğine zarar vermekten korktuğu ve sonunda bir psikiyatri kliniğine yattığı dönemi bütün açıklığıyla anlatır. Ancak belgesel yalnızca onun hikâyesiyle sınırlı değildir. Doğum sonrası depresyon ve psikoz yaşamış başka kadınların deneyimleri, ruh sağlığı profesyonellerinin görüşleri ve sinema tarihinden görüntüler bir araya gelerek kişisel bir hikâyeyi daha geniş bir kadınlık ve annelik anlatısına dönüştürür. Sankey’nin çocukluğundan beri ilgisini çeken cadılar ise bütün bu parçaları birbirine bağlayan beklenmedik bir simge hâline gelir.

Belgeselin en çarpıcı yanı, doğum sonrası ruhsal hastalıklarla yüzyıllardır anlatılan “cadı kadın” arasında kurduğu bağdır. Kontrolünü kaybeden, tuhaf şeyler gören ya da duyan, öfkelenen veya kendisinden beklenen kadınlık ve annelik rollerinin dışına çıkan kadınların geçmişte nasıl delilik, kötülük ya da doğaüstü güçlerle ilişkilendirildiğini sorgular. Rosemary’s Baby(1968) ve Witchcraft Through the Ages or The Witches (1922) gibi çok farklı dönemlerden filmlerin görüntülerini gerçek kadınların anlatılarıyla yan yana getirirken, bugün doğum sonrası psikoz olarak tanıyabileceğimiz bazı deneyimlerin başka çağlarda nasıl anlamlandırılmış olabileceği üzerine de düşündürmektedir. Bu nedenle Witches’ta, diğer filmlerde kurmaca karakterlerin gözünden izlediğimiz korku, yabancılaşma ve gerçeklikten kopuşu bu kez bunları gerçekten yaşamış kadınların sesinden dinleriz. Böylece “cadı”, korkulacak bir figür olmaktan çıkıp uzun yıllar boyunca anlaşılmayan, susturulan ya da yaşadıklarına başka anlamlar yüklenen kadınları düşünmenin bir yoluna dönüşür.

 

 

Zeynep İlay Erken

1995 yılında Bursa'da doğdu. Tıp Fakültesi'nde okurken psikanalize merak salarak psikiyatrist olmaya karar verdi. Halen psikiyatrist olarak çalışıyor ve psikanalizle ilgileniyor. Pek parlak olmasa da resimle ve fotoğrafçılıkla da ilgileniyor.

Etiketler: a mouthful of airamanda seyfriedamy irvingAmy KoppelmanAshley Gerasimovichbaby rubybess wohlcadılarcharlize theronDie My LoveElizabeth Sankeyezra millerFinn Wittrockgeber aşkımHanna Bergholmjason reitmanJasper NewellJayne AtkinsonJennifer Carpenterjennifer lawrencejohn c. reillykaranlıktan gelenKevin Hakkında Konuşmalıyızkit haringtonLakeith Stanfieldlynne ramsayMackenzie Davismark duplassMeredith Hagnernick nolteNightbornNoémie Merlantpamela tolapaul giamattiPirkko SaisioRebecca LaceyReed Birneyrobert pattinsonRon LivingstonRupert GrintSeidi Haarlasissy spacekSophia Di Martinotilda swintontullywe need to talk about kevinWitchesYön Lapsi
Zeynep İlay Erken

Zeynep İlay Erken

1995 yılında Bursa'da doğdu. Tıp Fakültesi'nde okurken psikanalize merak salarak psikiyatrist olmaya karar verdi. Halen psikiyatrist olarak çalışıyor ve psikanalizle ilgileniyor. Pek parlak olmasa da resimle ve fotoğrafçılıkla da ilgileniyor.

YazarınDiğer Yazıları

    Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street (2007)

    12 Temmuz 2026
    Tanıdık Bir Kâbusu Takip Etmek: Backrooms (2026)

    Tanıdık Bir Kâbusu Takip Etmek: Backrooms (2026)

    29 Haziran 2026
    Birlikte Kalmanın Ağırlığı: Evliliğin Çatışmalarını Konu Alan Filmler

    Birlikte Kalmanın Ağırlığı: Evliliğin Çatışmalarını Konu Alan Filmler

    21 Nisan 2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Sinemada İklim Krizi: Umut Dolu Yarınlara

Sinemada İklim Krizi: Umut Dolu Yarınlara

Selin Tanyeri
29 Temmuz 2026

Rose (2026)

Rose (2026)

Rabia Elif Özcan
27 Temmuz 2026

Duvara Açılan Kapılar: The Invite (2026)

Duvara Açılan Kapılar: The Invite (2026)

İpek Ömercikli
26 Temmuz 2026

Zaman, Kibir ve Yabancılaşma: The Odyssey (2026)

Zaman, Kibir ve Yabancılaşma: The Odyssey (2026)

Yaşar Gülveren
23 Temmuz 2026

Zamansız, Yersiz, Ama Bize Dair: David Lynch’in Ardından

Zamansız, Yersiz, Ama Bize Dair: David Lynch’in Ardından

Fil'm Hafızası
2 Nisan 2025

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • İlanlar
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In