Modern insanın yalnızlığının ana sebeplerinden biri olarak teknolojik gelişmeler ve modernleşmenin getirdiği bireyselleşme süreci gösterilmektedir. Modern insanının yalnızlığı, günümüzde çokça konuşulan problemler arasında yer almakta olup birçok bilim ve sanat dalının da konusunu oluşturmaktadır. Son dönemlerde yalnızlığı işleyen filmler, giderek daha fazla sayıda üretilmektedir. Pablo Berger tarafından yazılan ve yönetilen, animasyon filmi Robot Dreams (2023) de bunlardan biridir. İspanyol-Fransız ortak yapımı film, 2007’de yayımlanan aynı adlı çizgi romandan uyarlanmıştır. Filmin ana karakteri Dog, her gün aynı şekilde geçen yalnız yaşamından sıkılmaya başlar. Yalnızlığını gidermek için bir gün televizyon reklamlarında gördüğü robotu sipariş eder. O günden sonra Dog, tek başına yaptığı her şeyi artık arkadaşı robotla birlikte yapmaya ve giderek daha sosyal biri hâline gelmeye başlar. Bu andan itibaren Dog’un artık mutlu olmaya; yalnız geçirdiği zamanlarda sürekli asık olan yüzünün artık gülmeye başladığı da görülür. Bu yazıda Robot Dreams filmi çerçevesinde, “modern insanın yalnızlığı” kavramı baz alınarak beraberinde yalnızlığın giderilmesi aracı olabilen ya da olamayan “robot ve teknoloji” kavramlarına da değinilecektir.
Yalnızlık Nedir? Tanımlanabilir Bir Şey midir?
İnsan neden yalnız kalır veya yalnız hisseder? Öyle ki kalabalık şehirlerde, tıklım tıklım dolu sokaklarda bile kendini yalnız hisseden pek çok insan olduğu bilinmektedir. Robot Dreams filmindeki Dog da Amerika’nın en kalabalık şehirlerinden biri olan New York’un merkezinde yaşamaktadır. Burada yalnızlıkla ilgili kastedilen durum, yalnız yaşamak olmayıp yalnız hissedilmesi, yalnız olunduğunun düşünülmesidir. Elbette bilinçli olarak yalnızlığı tercih etmek konumuz dışında kalmaktadır. Yalnız yaşayıp yalnız hissetmeyen insanlar bulunduğu gibi tam tersi kalabalık bir evde yaşayıp yalnız hisseden insanlar da bulunmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri’nden Uzman Psikologlar Letitia Anne Peplau ve Daniel Perlman “Yalnızlık, kişinin arzuladığı ve gerçekleştirdiği sosyal ilişkiler arasında bir uyumsuzluk olarak görülmektedir.”[1] şeklinde tanımlayarak yalnızlık hakkında “Kişinin sosyal ilişkiler ağı niceliksel ya da niteliksel olarak önemli şekilde yetersizse ortaya çıkan nahoş bir deneyimdir.” [2] ifadesini de eklemektedirler. “Peplau ve Perlman’ın bu tanımı, yalnızlık hakkında üç ayırıcı ve önemli noktayı içinde barındırmaktadır: Birincisi: Yalnızlık kişinin sosyal ilişkilerindeki yetersizlikten kaynaklanır; ikinci olarak yalnızlık subjektif bir fenomendir (Her zaman sosyal izolasyonla aynı anlama gelmez; kişi kalabalıkta hatta kalabalık yaşanılan bir evde bile kendini yalnız hissedebilir.) Son nokta olarak da yalnızlık tatsız ve acı verici bir duygudur.” [3]
Bu bakış açısına göre yalnızlık, sosyal izolasyonla aynı anlama gelmez. Sosyal izolasyon, gerçekleştirilen sosyal temasın nesnel yönüdür ve arzulanan sosyal ilişkileri dikkate almaz. Bir kimsenin yoğun bir iş gününün ardından yalnız kalmaya can atmasında olduğu gibi, sosyal etkileşimin düşük bir seviyesi arzulandığı zaman yalnızlık pozitif bir deneyim olabilir. Yalnızlıkta sosyal izolasyon sadece kişinin sosyal temas için duyduğu arzu yüksekken meydana gelir.[4] Peplau ve Perlman’ın açıklamalarına göre duygusal ve sosyal yalnızlık olmak üzere iki tür yalnızlık mevcuttur. “Duygusal yalnızlık, kişinin diğer insanlarla yakın ilişkiye girememesinden kaynaklanan bir durumdur. Duygusal yalnızlık birçok insanın yaşadığı fakat anlamlandıramadığı bir yalnızlık türüdür. Aslında oldukça yoğun yaşanan bu yalnızlık türü insanların ‘kalabalık içinde yalnız hissetmek’ veya ‘Birçok arkadaşım var ama yalnızım.’ şeklinde ifade ettikleri yalnızlık türüdür. Bu yalnızlık türü aslında boşluk hissi olarak tanımlanabilmektedir.” [5] Bir diğer yalnızlık türü ise sosyal yalnızlıktır. “Sosyal yalnızlık; kişinin kendini herhangi bir topluluğa ait görmemesi, girdiği ortamlardaki ve yaşıtları ile olan ilişkilerindeki yetersizlik, arkadaş sayısındaki yetersizlik ve sosyal ilişkilerinde olan yetersizlikler yüzünden ortaya çıkan duyguya denmektedir. Bu yalnızlık durumu genelde sosyal etkileşim ağının azlığı veya ortak hobi ve etkinliklerin olduğu bir gruba dahil olamamaktan geldiği düşünülmektedir. Bu sebeple tatmin edici benzerlikte olan sosyal ağ ile çözülebilecek bir durumdur. Yine sosyal etkileşim içine girildiğinde bu durumdan uzaklaşılabilmektedir.” [6] Robot Dreams’deki Dog’un yalnızlığı ikinci tür yalnızlığa dahil olmaktadır.
Dog, bir akşam saatlerce televizyon oyunu oynadıktan sonra hem sıkıldığı hem de acıktığı için artık televizyonu kapatır. Yemeğini mikrodalga fırında ısıtıp tekrar yerine, televizyonun karşısına geçtiğinde televizyonun karanlık ekranında kendi yansımasını görür. Dog, kendi hüzünlü ifadesini görünce rahatsız olur ve hemen televizyonu tekrar açar. Muhtemelen gerçek hayatta da bu duyguyu, tedirginliği yaşayan pek çok insan olmuştur. Robot Dreams’da Dog’un yalnızlığını yani sosyal izolasyonu en çok hissettiği sahnelerden birisi de gözünün tesadüfen karşı komşunun dairesine takıldığı sahnedir. Çünkü karşı dairede bir çift birlikte televizyon izlemekte, romantik anlar yaşamaktadırlar. Dahası mutludurlar, ikisinin de yüzünde sıcak bir gülümseme vardır. Oysa Dog yalnızdır ve bu durum onu giderek daha da mutsuz etmektedir. Tam o anda televizyonda “Yalnız mısın?” yazısını görür. Bu bir robot reklamıdır. Ekranda “Amica 2000, şimdi sipariş ver.” yazısını okuyan Dog, robot siparişini verir.
Robotlar: Yalnızlığımıza Bir Çare mi?!
“Eğer tüm araçlar emredildiğinde veya kendi kendine çalışabilselerdi
işçilere ve kölelere ihtiyaç kalmazdı.” (*)
İnsanlık tarihinde robot fikri, çok yeni zannedilse de esasında milattan önceki dönemlere kadar dayanmaktadır. O çağlarda su ve mekanik sistemlerle çalışan otomatların tasarlandığı iddia edilmektedir. Günümüzdeki sibernetik (Güdüm Bilimi) ve robotik alanlarının öncüsünün ise tahmini olarak 13. yüzyılda Diyarbakır civarında yaşadığı varsayılan El-Cezerî olduğu kabul edilmektedir.[7] Fakat sonrasında 20. yüzyıla kadar somut anlamda bir robotik üretim gerçekleşememiştir. Günümüzde ise yapay zekâ ve robotik alanındaki gelişmeler baş döndürücü bir hızla yaşanmaktadır.
Robotların yaratılma amaçlarının dayandığı tarihsel gerçeklerden birisinin ne yazık ki insanların işlerini bir başkasına yaptırma isteği olduğu iddia edilmektedir. Bunun için toplumların var olmaya başladığı antik çağlarda köleler; sanayileşme döneminden sonra ise robotlar -ilk olarak fabrikalardaki işçilerin yerine- kullanılmıştır.[8] Bütün bunlar, bugünün “insansı robot” sevdasını bir derece de olsa açıklayabilmekte, ayrıca insanın kölelerin efendisi olma arzusunun, günümüzde bile maalesef pek de yok olmadığının göstermektedir. Fakat bu kadar karamsar olmak yerine teknoloji ve robotların insan hayatını kolaylaştıracağı umudunun çoğaltılması yerinde olacaktır. Bir yandan da özellikle vicdan ve duygular açısından robotların, insanların yerini alamayacağının unutulmaması gerekmektedir. Fakat bu filmdeki robotlar, her ne kadar mekanik ve metal yaratıklar olsalar da insani duygulara sahip birer karakter gibi inşa edilmiştir. Çünkü film boyunca yönetmenin, robotlar üzerinden “Günlük yaşam her ne kadar giderek mekanikleşip otomatikleşse de arkadaşlıklar, mekanik ve otomatik değil duygusal olmalıdır.” mesajını iletme amacını güttüğü gözlemlenebilmektedir.
Bizi Teknoloji mi Yalnızlaştırdı?
Teknoloji, daima fayda sağlayacak şekilde insanların hizmetine sunulan bir araç olmamıştır. Çünkü çoğunlukla savaşlar için kullanılması düşünülmüş ve ne yazık ki gerçekte de büyük oranda savaşlarda kullanılmış ve bu amaçla da geliştirilmeye devam etmektedir. Ayrıca şu da bir gerçektir ki teknoloji geliştikçe insanlar daha da yalnızlaşmıştır. Ya da tam tersi de söylenebilmektedir: Teknoloji sebebiyle giderek yalnız kalan insanların yalnızlığının ve yalnızlığın sebep olduğu olumsuz ruh hâlleri ve can sıkıntısının giderilmesi amacıyla yine teknolojiye başvurulmaktadır. Çünkü kapitalizme müşteri ve çalışan konumunda sağlıklı insanlar da gerekmektedir. Yani teknoloji, her zaman sistemin çarkını çevirmeye hizmet etmektedir. Örneğin televizyon ilk icat edildiğinde elbette çok heyecan duyulmuş ve insanlar televizyona kendini bir hayli kaptırmıştır. Fakat ilk heyecan biraz sönünce televizyonun insan hayatında kapladığı alan aslında bugünkü kadar olmamıştır. Ülkemizde daha 1990’ların sonlarına kadar komşu ziyaretlerine gidildiğinde televizyon kapatılır, sohbete odaklanılırdı. Fakat sonrasında zamanının çoğunda giderek daha fazla yalnız kalan insanlar can sıkıntısını gidermek, evde bir insan sesi ve görüntüsü olması için televizyonu daha çok kullanır olmuştur.[9] Çünkü insan, sosyal bir varlıktır ve onun bu özelliği kolay kolay -en azından şimdilik- değiştirilememektedir. Bu yüzdendir ki insanlık, giderek daha fazla insana benzeyen daha fazla insansı özellikler taşıyan robotlar yapılmasını arzulamaktadır. Yani teknoloji, gelecekte giderek yalnızlaşacak olan insanların derdine çare olmayı amaçlıyor gibi görünmekte fakat elbette bunu yine kendi hayrı için istememektedir. Bir yandan da giderek oyun makinesi, cep telefonu, sosyal medya ya da robotlar gibi teknolojik aletlere daha çok vakit ayrılmakta ve aslında yine yalnız kalınmaktadır. Düşünüldüğünde ne yazık ki oldukça ironik bir durum olduğu ve insanlığın kısır bir döngü içine çekildiği gerçeği sert bir şekilde yüzümüze çarpılmaktadır.
Sosyal Etkinlikler, Kurslar, Robotlar Yalnızlığımızı Giderir mi?
Modern çağın icatlarından birisi de sosyal etkinliklerin, kursların, çeşitli kulüplerin çoğalması olmuştur. Yeni bir arkadaşla tanışmak isteyen bazı insanlar bu tür aktivitelere katılmayı tercih edebilmektedir. Robot Dreams filminde de öyle olur; robot arkadaşını kaybeden Dog, gazetede gördüğü bir kayak grubunun gezisine katılır. Fakat ne yazık ki oradaki çoğu kişi ya bir arkadaşı ile ya da dahil olduğu bir grupla geziye katılmıştır. Zaten gezideki bazı bireylerle hiçbir şekilde kafa yapısı uymaz ve anlaşamazlar. Filmdeki bir diğer sahnede ise bir kış günü sokaktaki kardan adamın canlandığını ve yürüdüğünü gören Dog, kardan adamın peşine düşüp onunla tanışır. Kardan adam onu bir bowling salonuna götürür. Orada da ne yazık ki tam istediği gibi bir arkadaşlık kuramaz.
Filmde bu anlamda gözlemlenebilen bir başka önemli mevzu da bazı insanların, etrafındakilerin hep kendi kafasındaki kriterlere uygun olması, arkadaşlıklarda her zaman kendi sözünün geçmesi ve ona her istediğini yaptırabilme arzusuna sahip olmasıdır. Dog, bu arzusunu robot arkadaşını her alanda yönlendirerek yerine getirmektedir. Örneğin her zaman Dog’un istediği yerlere gidilir, onun istediği şeyler yenilir, içilir ve sadece onun istediği oyunlar oynanır. Robot’un hiçbir fikri ve itirazı olmaz. Öyle ya, zaten robot dediğin nedir ki? Duyguları olmayan bir varlık değil midir? Üzülmez, sevinmez, canı yanmaz, kalbi acımaz. Fakat eğer sahibi isterse ve gerekirse öyleymiş gibi de yapabilir. Peki robotun arkadaşlığı, gerçek bir insanın arkadaşlığının yerini alabilir mi? Orası pek bilinmez ve muhtemelen insandan insana değişiklik gösterebilir. Belki de tahmin ettiğimizden daha yakın bir gelecekte robotlar bir hayli geliştirilecek ve daha çok sayıda üretilecek ve böylece biz insanlar da bu sorunun cevabını gözlemleyebileceğiz.
Sonuç olarak; teknoloji ve diğer her alanda yaşanacak tüm gelişmelerin, insanlığın faydasına olacak şekilde gerçekleşmesini temenni etmek, bunu sıkça dile getirmek, ve talep etmek gerekmektedir. Şimdilik tıpkı Robot Dreams filmindeki Dog’un yaptığı gibi robotların tamamen saf ve iyi niyetle kullanılacak olmasını dileyerek yazımızı bitirelim.
Kaynakça:
[1,2] PEPLAU, Letitia Anne; PERLMAN, Daniel; Loneliness: A Sourcebook of Current Theory, Research and Therapy; New York; 1982, S. 32, 53 [3,4,9] ÇAKIR Vesile, ÇAKIR Vedat; Dergipark; “Yalnızlık ve Televizyon Kullanımı” Makalesi; S.2, 137,138 [5,6] ÇANKAYA, Tilbe; Klinik Psikolog; https://www.hiwellapp.com/blog/yalnizlik-epidemisi [7] www.cezerimuzesi.com/cezeri-kimdir [8] LAFCI, Hasan; Yıldız Teknik Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi; Hareket Eldesi İçin Kullanılan Lamine Kirişlerin Mekanik Tasarım ve Analizi; S. 12,13; İstanbul, 2018(*) ARİSTOTELES; Politika, 1. Kitap 4. Bölüm, S. 18, Say Yayınları, 2013

























