İnsan doğadan koparılınca kendi doğallığından da koparılmış olmaz mı? İffet Eren Danışman Boz’un yönettiği Turna Misali (2021) tam da bu can alıcı noktaya parmak basar. Köy hayatını, kırsal bölge konularını işleyen bazı yerli yapımı köy filmlerimiz ya biraz fazlaca dramatik ya da sadece imkânsız aşk hikâyeleri barındıran eserler olmuştur. Fakat Turna Misali, gerçekçi, çarpıcı bir göç filmi olarak farklı bir yerde konumlanır. Film, çevresindeki herkesin yaylalara çıkmaktan vazgeçtiği Toroslarda yaşayan son göçerler Sarıkeçililer’den olan Gülsüm’ün, ne yapıp edip o yıl da yaylaya çıkmayı kafasına koymasını işler.
Gülsüm’ü canlandıran Sennur Nogaylar’ın oyunculuğunda sanki bir rol değil de yıllardır o dağlarda ve yaylalarda yaşamış bir kadın izlenir. Gülsüm, öyle sıradan bir göçer değildir; zeki, inatçı, açık sözlü ve mücadelecidir. Film, yer yer nüktedan ve mizahi yönleriyle izleyiciye nefes aldırır. Fakat işlediği ekonomik, sosyal problemlerle izleyeni düşündürmekten de geri durmaz. Turna Misali; olanca doğallığıyla çocukların, hayvanların, tabiatın atmosferine dalma imkânı vererek “Ben de orada olabilseydim.” hissiyatını yaşatır. Bir yandan da “Keşke insanlık, doğadan bu kadar uzaklaştırılmasaydı.” diye iç geçirten özelliktedir.
























