Fil Bakışıyla Hitchcock Sineması

Klasik Anlatı Sineması bir öyküyü belirli bir olay örgüsü, zaman ve mekan ilişkisi içinde, neden-sonuç ilkesine bağlı kalarak anlatmayı amaçlar. Öyküler genellikle karakterin gözünden anlatılır, izleyici karakterin yaşadıklarını ve gördüklerini yeniden deneyimlemek durumunda bırakılır. Bu tarz bir sinema dili kullanılarak çekilen filmlere, filmlerinde klasik anlatıyı ustaca kullanan yönetmenlere hemen hepimiz …

DEVAMI →

Rüyalarda Buluşuruz: Inception

(Christopher Nolan’ın ‘Inception’ filmini izlemeden de okuyabilirsiniz belki ama, izleseniz daha iyi olabilir…) “Nihan, şimdi beni çok iyi dinle. Buradan kurtulmamızın tek bir yolu var. Bilgisayarındaki, kasandaki tüm bilgiler ellerinde. Her an nerede olduğunu öğrenebilirler. Bunlar çok güçlü adamlar. Seni her yerde bulurlar. Bulduklarında da öldürürler. Şimdi o sinemaya kadar …

DEVAMI →

Modigliani: “Are you mad?” *

Üniversitede, sinema eğitimimin ilk ya da ikinci yılındaydım. “Genel Sinema Kültürü” adlı bir dersimiz vardı. Bu derste, Türk ve dünya sinemasının önde gelen isimlerinin filmlerini izlerdik. Değerli eğitmenlerimiz alınmasın, ancak, bu ders, genellikle günün ilk dersi olduğu için uykulu olurduk ve ”prensip gereği” film başlayıp bitene kadar ara verilmediği için, …

DEVAMI →

My Blueberry Nights: Aynada Kimse Yokken

Kim olamadığını otuzlarının sonunda anlayıp bu keşfin ağırlığında ezilen dul bir kadın… İstemediği bir hayatı yaşadığını henüz anlamadan geçen yılların acısını sevdiklerinden çıkarmaya çalışan. Anlatmak istediği çok şey varken, anlatmak isteyeceği çok az insan olan… Her gece son içkisini içtiğine inanan alkolik bir polis… Aşkını alkolle hem tetikleyen, hem kontrol …

DEVAMI →

Aşçı, Hırsız, Hırsızın Karısı, Karısının Aşığı, Ben ve Alter Egom Sadberk

Temmuz 2011, İzmir Hava çok sıcak. Sadberk’le dünden beri karşılıklı oturmuş, boş duvarlara bakar gibi birbirimize bakıyoruz. Vakit daha öğlen bile değil… Günü kurtarmak için yapılacak en akıllıca hareketin film izlemek olduğuna karar veriyorum. “Kalk Sadberk, film izleyeceğiz!” “Ne filmi ya, bu sıcakta?” “Greenaway filmi Sadberk’çiğim, haydi…” Sadberk’i ikna etmek …

DEVAMI →

Bir Mulholland Drive Dramı: Silencio!

Lütfen David Lynch’in Mulhollad Dr. adlı filmini izlemeden önce okumayınız… Film Noir akımının önemli temsilcilerinden David Lynch, birçoğumuzun bildiği üzere, karanlık, simgelerle bezeli, Freudyen çözümlemelerle dolu, olay örgüsünün bulunmadığı, kolay kolay anlaşılamayacak, zaman ve mekan kavramlarının birbiri içinde kaybolduğu, ve aslında son derece “kişisel” filmler çeker. Hani öyle bir çeker …

DEVAMI →

Kaybedenler Kulübü: Türk Sineması’nda Orta Yolu Bulma Çabaları

Sinemamızı yatay bir doğru olarak düşündüğümüzde üretilen filmlerin, sanatsal boyutları bakımından pozitif ve negatif uçlarda yoğunlaştığını söylemek zannediyorum ki yanlış olmayacaktır. Bir tarafta Reha Erdem, Nuri B. Ceylan, Semih Kaplanoğlu gibi yönetmenlerin ulusal ve uluslar arası festivallerin gediklisi olan bol ödüllü lakin gişe mağduru filmleri, diğer tarafta ise yerli izleyiciyi …

DEVAMI →

Bana Dokunma!

Yönetmenliğini Eleanore Lindo’nun üstlendiği, senaryosu Murray McRae’ye ait olan Touching Wild Horses (2002) adlı filmde babasını ve kız kardeşini bir trafik kazasında kaybetmiş olan oniki yaşındaki Mark’ın teyzesi Fiona’nın yanında geçirdiği birkaç ayın hikayesini izleriz. Fiona (Jane Seymour), sadece vahşi atların bulunduğu bir adada hükümetten özel izinli olarak yaşamakta olan …

DEVAMI →

Los Olvidados: Neorealizmin Buñuel Rüyaları

Los Olvidados görüntü itibariyle, sürrealist yönetmen Luis Buñuel’in ayrıksı filmlerle dolu filmografisindeki en ”normal” filmdir. Buñuel, sıradan insanların gündelik dertlerine değindiği filminde açlık, yoksulluk, toplumsal yozlaşma gibi temalara eğilerek düz anlamlardan ve gerçeklikten uzak filmlerinin aksine 1944 – 1952 yılları arasında etkisini gösteren İtalyan yeni gerçekçiliğinin izinden giden bir filme …

DEVAMI →

Beş Vakit’li Masal

Reha Erdem’e saygıyla… Benim adım Ömer. Bu köyde yaşıyorum. Bir kardeşim Ali, bir anam, bir de babam var. Babam köyün imamıdır, günde beş vakit ezan okur. Çok hasta olduğu zamanlarda ezanı babamın yerine Zekeriya amca okur: Yakup’un babası. Yakup benim kankardeşim. En çok tepedeki taşlığa çıkıp oturmayı severiz Yakup’la. Bazen …

DEVAMI →