Bergman ve Trier- Klasik Batı Müziği Üzerinden Ölüme Bakış

Klasik müzik, sinemanın ortaya çıkışından itibaren karakterlerin duygularını resmetmede, izleyicinin aklında istenilen imgeleri yaratmada ve filmin sürerliğini sağlamada önemli bir tamamlayıcı unsur olmuştur. Müzik o denli güçlü bir araçtır ki insanlığın yüzyıllar boyu yaşanmış duygularını kendi içine hapsedebilir ve film seyircisinin zihnine -fark edilerek ya da edilmeyerek- sahip olduğu tüm …

DEVAMI →

Barry Lyndon: “Barry, Yüksekten Uçuyorsun”

Dönem filmleriyle birlikte sinemanın, tarih ve nispeten edebiyatla olan münasebeti yoğunluk kazanır. En kaba biçimde dönem filmi, herhangi bir tarihi olayın/şahsiyetin/dönemin, kısmen tarihsel gerçeklere sadık kalarak kısmen de onu kurgulayarak anlatan filmdir. Bunun yanında, dönem filmi edebiyat uyarlaması da olabilir ki, Barry Lyndon bunun güzel bir örneğidir. Bir dönem filmi …

DEVAMI →

Weerasethakul’dan Primitive Project: Boonmee Amca’nın Hayatlarından Tayland’ın Karanlıklarına

Günümüzün en özgün yönetmenlerinden Tayland”lı Apichatpong Weerasethakul”un Primitive Project isimli çalışması, reenkarnasyon, ölüm, doğa, anılar ve ülke tarihinin kanlı izleri üzerinden kurgulanmış, birkaç farklı işten oluşan bir projedir. Müzelerde sunulacak şekilde tasarlanmış enstalasyonlardan kitap çalışmalarına, kısa filmlerden uzun metraj filme değin farklı alanlarda düzenlenmiş değerli bir çalışma olan Primitive Project, …

DEVAMI →

Cut: Sanatın Şiddetle İmtihanı

2011 yılında “The Artist” ve “Hugo” filmleriyle öne çıkan “sinema sevgisi” temasının yeni bir ürünü olan Cut, 31. İstanbul Film Festivali”nin en çok merak edilen filmlerinden biriydi. The Artist “sessiz sinemaya””, Hugo ise “George Melies”e”” saygı duruşunda bulunurken Cut ise sinema tarihinin birçok değerli filmine ve yönetmenine selam durarak daha …

DEVAMI →

Devrimci İçerik Üst Düzey Estetikle Buluşunca: También La Lluvia

Yağmuru Bile/También La Lluvia (2010) özellikle Gözlerimi de Al/Te Doy Mis Ojos (2003) adlı başarılı filmiyle bilinen İspanyol yönetmen Iciar Bollain’in beşinci uzun filmi. Konusunu Bolivya’nın Cochabamba şehrinde 2000’li yıllarda yaşanmış olan ve yerli halk ile uluslararası tekellerin arasında geçen “su savaşları”ndan almakta. İdealist yönetmen Sebastian, yeni dünyaya ayak basan …

DEVAMI →

Bitimsiz ve Kanlı Bir Balo: The Shining

Sinema eleştirmenlerinin hakkında kalem oynatmaktan en çok hoşlandıkları filmlerin başında Stanley Kubrick”in The Shining (1980) adlı filmi gelir. Stephen King”in romanından uyarlanan film, Torrance ailesinin Rocky Dağları”nın karlı eteğindeki ıssız Overlook Hotel”ine bekçilik yapmak üzere gitmelerini ve baba Jack Torrance”in ”cabin fever / kulübe çılgınlığı” adı verilen bir bunalıma girerek …

DEVAMI →

Ölüm Geçirmez Bir Tutku

Bir bilete iki film 2006 senesinde Quentin Tarantino ve Robert Rodriguez, geçmişin tozlarına gömülmüş Grindhouse filmlerini yeniden gündeme getirmek üzere kolları sıvar. Grindhouse adını taşıyan proje, tıpkı gerçekleri gibi bir bilet fiyatına iki film sunmasının yanı sıra sahte fragmanlarla da Grindhouse ruhunu yansıtmayı hedefler. Rodriguez’in Planet Terror (2007) adlı filmi …

DEVAMI →

Deli Deli Tepeli, Kulakları Küpeli: Running With Scissors

Yetmişli yıllar Amerika’sında, on beş yaşında erkek bir ergen olduğunuzu düşünün. Takıntılı ve tuhaf anneniz yüzünden, bir o kadar alkolik babanızın evi terk ettiğini… Annenizin terapisti olan bir adamın evinde, köpek maması yiyen karısı, kedisinin kendisiyle konuştuğunu iddia eden büyük kızı ve can sıkıntısından kurtulmak için elektroşok aletini oyuncak gibi …

DEVAMI →

Tecrit, Reddediş ve Saklama Üzerine: Caché

Michael Haneke, gerçekçi, rahatsız edici ve sarsıcı olarak nitelenen filmleriyle günümüz Avrupa sinemasının en dikkat çeken ve özgün yönetmenlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Filmlerinde genel anlamda Avrupalı modern toplum hayatının buhranlarına, tüketim toplumu insanlarının kaçınılmaz iletişimsizliğine ve yabancılaşmasına, yozlaşan değerler eşliğinde çökmekte olan burjuva ideolojisinin eleştirisine, medyanın toplumsal hayat üzerindeki …

DEVAMI →

A Ay: Sıkışmışlığın Tezahürleri

Reha Erdem‘in ilk uzun metrajlı filmi olan A Ay, üzerinden geçen 23 yıla rağmen sahip olduğu tazeliği korumayı başarabilmiş, kolay kolay rastlanılamayacak filmlerden. Kişisel olarak en çok sevdiğim ve defalarca izlediğim film olan A Ay, beş yıl önceki ilk izleyişimdendir çokça kez yüreğimi yoklayıp durur. Sözcükleri ve sahneleriyle ferahlatan ve …

DEVAMI →