Timothée Chalamet ve Matthew McConaughey, değişen izleme alışkanlıklarının senaryo yapısını nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. İkilinin gündeminde kısalan birinci perdeler ve öne çekilen aksiyon sahneleri vardı.
CNN ve Variety iş birliğiyle gerçekleşen “A CNN & Variety Town Hall Event: Timothée Chalamet and Matthew McConaughey” etkinliğinin bonus görüntülerinde iki oyuncu, Timothée Chalamet ve Matthew McConaughey, günümüz izleme alışkanlıklarının senaryo yapısını nasıl dönüştürdüğünü tartıştı. Özellikle film ve dizilerin, izlerken telefon kullanan seyirciye göre yeniden şekillendiği yönündeki gözlemleri dikkat çekici.
Matthew McConaughey, klasik dramatik yapının ilk bölümü olan “birinci perde”nin giderek kısaltıldığını savundu: “Dikkat sürelerinin kısaldığı ve dikey 12 saniyelik spotların olduğu bu çağda, birinci perdeye karşı sabrımızı mı kaybediyoruz? Çünkü ilk kesilen şey o oluyor. Bir stüdyonun ilk vazgeçmek istediği şey o. İkinci perdenin giderek daha sık şekilde senaryonun 12. sayfasında başladığını görüyorum. 10 bölümlük diziler görüyorum ve bam! Açılış bölümünün 32. dakikasında birinci perde bitmiş oluyor ve hemen çatışmaya geçiliyor. Bana kısaltılmış gibi geliyor.”
Timothée Chalamet ise sektörde konuşulan bir yapım yaklaşımına dikkat çekti: “Bir Netflix yapım rehberi hakkında bir makale gördüm – tüm filmler için değil, yanlış anlaşılmak istemem ama – en büyük aksiyon sahnelerini en başa koymak istediklerini söylüyordu. Eskiden mantık şuydu: En büyük aksiyon sahneni filmin sonuna sakla. Havai fişekleri finale saklarsın. Ama şimdi filmin başında bir şeyler istiyorlar.”
“Daha İçine Çeken Filmler Arzulanıyor”
Ancak Chalamet’e göre tablo tek yönlü değil. İnsanların daha sabırlı, içine çeken işler arzuladıklarını ifade eden Chalamet, Z Kuşağı’nın milenyallerden daha büyük bir sinema izleyici kitlesi olduğunu söyleyen bir makale gördüğünü ifade ediyor ve şöyle açıklıyor: “‘Frankenstein’ bu yıl çok popüler bir filmdi; temposunun olağanüstü hızlı olduğunu düşünmüyorum ama insanları içine çekti.”
Chalamet sözlerini şöyle tamamladı: “Bazı insanlar hızlıca eğlenmek istiyor. Ben tam ortadayım; çünkü ‘Sinema salonlarını yaşatmalıyız, bu türü ayakta tutmalıyız’ diyenlere hayranım. Ama bir yanım da şunu düşünüyor: İnsanlar ‘Barbie’ ya da ‘Oppenheimer’ gibi filmler görmek isterse gider izler ve bunu yüksek sesle, gururla sahiplenir.”
























