Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • GÖNÜLLÜLÜK İLANLARI
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Love Is Strange (2014) 
    Film Önerileri

    Love Is Strange (2014) 

    Merve Çolak
    5 gün önce
    The New Yorker at 100 (2025)
    Belgesel

    The New Yorker at 100 (2025)

    Selin Tanyeri
    2 hafta önce
    The Wandering Earth (2019)
    Bilim Kurgu - Fantastik

    The Wandering Earth (2019)

    Nesrin Karadağ
    3 hafta önce
    Confession (2022)
    Korku - Gerilim

    Confession (2022)

    Rabia Elif Özcan
    4 hafta önce
    Prince of Darkness (1987)
    Film Önerileri

    Prince of Darkness (1987)

    İpek Ömercikli
    2 ay önce
    Decision To Leave (2022)
    Film Önerileri

    Decision To Leave (2022)

    Ayşe Yapışık
    2 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 
    Eleştiri - İzlenim

    Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 

    Merve Çolak
    5 gün önce
    Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler
    Liste

    Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

    Tülay Işık Kalafat
    6 gün önce
    Adalet Sistemi Çöktüğünde Ne Olur?: Locked (2025)
    Eleştiri - İzlenim

    Adalet Sistemi Çöktüğünde Ne Olur?: Locked (2025)

    İrem Yavuzer
    2 hafta önce
  • HABERLER
    The Beatles Sinema Evreni İlk Kez Göründü: Dört Film, Dört Perspektif
    Haberler

    The Beatles Sinema Evreni İlk Kez Göründü: Dört Film, Dört Perspektif

    Tuğba Uluay
    18 saat önce
    Hızlı ve Öfkeli Serisinin Son Filminin İsmi Belli Oldu!
    Haberler

    Hızlı ve Öfkeli Serisinin Son Filminin İsmi Belli Oldu!

    Ahmet Ege Çakırel
    1 gün önce
    Catherine O’Hara’ya Duygusal Veda: “Çağımızın En Büyük Komedi Dehalarından Birini Kaybettik”
    Haberler

    Catherine O’Hara’ya Duygusal Veda: “Çağımızın En Büyük Komedi Dehalarından Birini Kaybettik”

    Ulaş Ceylan
    2 gün önce
  • KISA FİLMLER
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    2 ay önce
    Adisyon (2025)
    Kısa Filmler

    Adisyon (2025)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
    Teamül (2023)
    Kısa Filmler

    Teamül (2023)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • GÖNÜLLÜLÜK İLANLARI
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Love Is Strange (2014) 
    Film Önerileri

    Love Is Strange (2014) 

    Merve Çolak
    5 gün önce
    The New Yorker at 100 (2025)
    Belgesel

    The New Yorker at 100 (2025)

    Selin Tanyeri
    2 hafta önce
    The Wandering Earth (2019)
    Bilim Kurgu - Fantastik

    The Wandering Earth (2019)

    Nesrin Karadağ
    3 hafta önce
    Confession (2022)
    Korku - Gerilim

    Confession (2022)

    Rabia Elif Özcan
    4 hafta önce
    Prince of Darkness (1987)
    Film Önerileri

    Prince of Darkness (1987)

    İpek Ömercikli
    2 ay önce
    Decision To Leave (2022)
    Film Önerileri

    Decision To Leave (2022)

    Ayşe Yapışık
    2 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 
    Eleştiri - İzlenim

    Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 

    Merve Çolak
    5 gün önce
    Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler
    Liste

    Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

    Tülay Işık Kalafat
    6 gün önce
    Adalet Sistemi Çöktüğünde Ne Olur?: Locked (2025)
    Eleştiri - İzlenim

    Adalet Sistemi Çöktüğünde Ne Olur?: Locked (2025)

    İrem Yavuzer
    2 hafta önce
  • HABERLER
    The Beatles Sinema Evreni İlk Kez Göründü: Dört Film, Dört Perspektif
    Haberler

    The Beatles Sinema Evreni İlk Kez Göründü: Dört Film, Dört Perspektif

    Tuğba Uluay
    18 saat önce
    Hızlı ve Öfkeli Serisinin Son Filminin İsmi Belli Oldu!
    Haberler

    Hızlı ve Öfkeli Serisinin Son Filminin İsmi Belli Oldu!

    Ahmet Ege Çakırel
    1 gün önce
    Catherine O’Hara’ya Duygusal Veda: “Çağımızın En Büyük Komedi Dehalarından Birini Kaybettik”
    Haberler

    Catherine O’Hara’ya Duygusal Veda: “Çağımızın En Büyük Komedi Dehalarından Birini Kaybettik”

    Ulaş Ceylan
    2 gün önce
  • KISA FİLMLER
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    2 ay önce
    Adisyon (2025)
    Kısa Filmler

    Adisyon (2025)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
    Teamül (2023)
    Kısa Filmler

    Teamül (2023)

    Günsu Akçatepe
    5 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Eleştiri - İzlenim

40. İstanbul Film Festivali’nden İzlenimler: Herr Bachmann und seine Klasse (2021)

Civan Serhat Çevik Civan Serhat Çevik
5 yıl önce
Eleştiri - İzlenim, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 7 min
0
0
40. İstanbul Film Festivali’nden İzlenimler: Herr Bachmann und seine Klasse (2021)
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Ayman, Cengizhan, Carolin, Ferhan, Hasan, Jamie, İlknur… Eğer filmi izleyip bu yazıyı okumaya koyulduysanız, isimleri okurken hissettiklerinizi ben ve bu serüvene kendini kaptıran herkesin hissettiğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu kişiler karakterleriyle, replikleriyle ve tüm varoluşlarıyla hafızalarımızda daimi yerler edinecek imge-insanlar. Filmi izleyen her insanın ortak arkadaşları bu çocuklar. Hayatlarına dahil olduğumuzu sandığımız fakat onların bizim hayatlarımıza dahil olduğunu fark etiğimiz geleceğin medeniyeti… Ve belki de tüm bu isimlerin tek bir bedene bürünmüş hali Dieter Bachmann.

“Bachmann bu gençlere nasıl becerilerini, güzelliklerini ve onurlarını geliştirme fırsatı veriyorsa ben de onlara iki yüz on yedi dakika boyunca bu filmin yıldızları olma fırsatını veriyorum”. Filmi bu sözlerle tanımlayan yönetmen Maria Speth, Berlin Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülüyle dönen filminde bizlere dokunaklı bir yolculuğun kapısını açıyor. Bu hem tanışmayı, hem bütünleşmeyi, hem de vurucu bir ayrılığı içene alan bir yolculuk. Almanya’nın orta bölgelerinde yer alan Stadtallendorf isimli bir kasabadayız. Yirmi bin nüfuslu olmasına rağmen Nazi kamplarından ağır işçi fabrikalarına tarihinde birçok sömürüye ev sahipliği yapmış “şirin” bir yerleşke burası. Nüfusunun büyük bir çoğunluğunu göçmenlerin oluşturduğu; ırkların, dillerin ve dinlerin birbirine girdiği bir kültür mozaiği… Türk kökenli bir Bulgar’ın dükkânından Brezilyalı bir çocuğun börek aldığı bir gerçeküstü kent. Kameralarımız ise bu kentin göbeğinde yer alan Georg Büchner Okulu’nun 6-B sınıfının içine açılıyor. Öğretmenin Herr. Bachmann olduğu bu sınıf neredeyse Dünya’nın dört bir tarafından öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Türkiye’den Rusya’ya, Kazakistan’dan Brezilya’ya çok geniş bir yelpazede olan bu öğrenci profili kendi ülkelerindeki sorunlar sebebiyle “yüksek medeniyet”e taşınmış göçmenlerin çocukları. Savaştan, ekonomik krizden, sömürüden kaçan ailelerin yaşadığı kimlik sorunlarının tuğlalarını oluşturduğu, dil ve din problemlerinin çimentosu olduğu bu sınıfın duvarları bir taraftan ırkçılığın, homofobinin ve aşırı sağın plasentası. Bu evreni giriş mahiyetinde yad ettikten sonra bu serüvenin bize neleri nasıl anlattığına daha yakından bakalım.

Belgesel sinemada en çok tartışılan konulardan biri kameranın konumu ve gerçeklik arasındaki ilişkidir. Çünkü belgeseli kurmacadan ayıran belki de en önemli faktör, belgeselin tür olarak pür gerçekliği yansıttığını iddia etmesidir. İzleyici ile eser arasında bir gizli sözleşme imzalanır ve izleyici tüm anlatının gerçekliğine inanacağının altına imza atar. Fakat, hâlihazırda gerçekliğin kendisi bir tartışma konusuyken bir de bunu kamera gibi hayatı belirli bir çerçeve içine alan ve araç olarak sübjektifliğe hizmet eden bir unsurla yakalamak söz konusu bile değildir. Bu sebepten belgesel sinema işin özünde altı doldurulamayacak bir iddiada bulunur. Bu iddianın asıl işlevi ise seyirci üzerinde etkiyi artırmak olur. Çünkü gördüğü imajların gerçek hayatta da var olduğunu öğrenen seyirci kurmacadan çıkar ve sanki izlediği şeyleri kamera süzgecinden değil de gerçek hayatta, olayların yaşanıldığı yerde, kendi gözüyle görüyor izlenimine kapılır. Fakat gün sonunda her şey bir aldatmacadan ibarettir.

Şimdi tüm bunları Herr Bachmann und seine Klasse’ye bağlamak gerekirse filmin başından itibaren sınıfa yerleştirilmiş kameralarla bu dünyaya içine doğuyoruz. Üç saat otuz yedi dakika boyunca da bu insanların yaşamlarını adeta “röntgenliyoruz”. Fakat gündelik hayatlarını yaşamaktan hiçbir şekilde taviz vermediklerini anladığımız bu insanlar onları çeken bir kamera yokmuş gibi var olanı, gündelik olanı sürdürüyorlar. Burada akıllara gelen soru da tabi ki filmin nasıl çekildiğinden öte bir şey olmuyor. Hiçbirinin profesyonel bir tarafa oyuncu olmadığı, tek görevleri kendi hayatlarını oynamak olduğu bir grup çocuk ve orta yaş üstü bir bireye kamera nasıl unutturuldu? Muhtemelen çekildiği esnada sınıfın çeyreğini kaplayacak büyüklükte ekipmanlar nasıl oldu da günlük hayatın akışına etki etmedi? Ya da ettiyse ne kadar etti? Tüm bu soru işaretleri ışığında filme bakmak filmin her anına dair başka bir taraftan da düşündürürken sinema tarihi boyunca tartışılan bir konunun 2021 yılındaki karşılığına dair yeni alanlar açıyor. Filmin çekim sürecine dair tüm bu soru işaretleri bir tarafa, kamerayı hem seyirciye hem de karakterlere unutturma açısından elimizde bir yönetmenlik gösterisi var.

Herr. Bachmann kariyerinin son yıllarını yaşayan bir öğretmendir. Film boyunca hayatına dair ufak ufak bilgilerin verildiği bu renkli karakter yaşına rağmen kendisinin de dillendirdiği gibi çocuklarla yaşamaya, onların dünyalarında kaybolmaya gönül vermiş bir halk kahramanıdır adeta. Her öğrencisine farklı yaklaşan, her birinin bir birey olarak ele alan Bachmann ile öğrencileri arasında seyircilerin güçlükle fark edeceği köprüler oluşmuştur. Bu anlamda bu eğitim emekçisinin öğrencilerine karşı takındığı tavırlar yer yer bizlere pedagojik açıdan pek doğru gelmese de, tıpkı yönetmen Maria Speth’in dediği gibi “yalnızca bilgi aktarmakla kalmayan, tüm zayıflıkları ve güçlü yanlarıyla benliğini işe katan; tabuları olmayan ve öğrencilerini önyargısızca harekete geçiren; insanın kendine verdiği değeri artırmanın Pisagor teoreminden daha önemli olduğunu bilen” biridir Bay Bachmann. Onun amacı öğrencilerine eğitim sisteminin gerekli gördüğü şeyleri değil, insan olmanın gereklerini öğretmektir. İnsan haklarının bilincinde olan bir öğrenci onun için matematik sorusu çözebilen bir öğrenciden daha büyük bir kazanımdır. Her biri aile, çevre ve kimlik üçgeninde büyük sorunlarla boğuşan bu çocukların sorunlarını çözme yolunda ellerinden tutar ve onların kendilerini gerçekleştirme sürecinde el feneri görevi görür Bachmann.

Bachman’a dair bu çıkarımlar filmin merkezinde o varmış gibi bir yanılsamaya sebep olabilir. Fakat filmi izleyen herkesin hemfikir olabileceği gibi durum pek de öyle değildir. Aksine, karakterine dair en az çıkarım yapabildiğimiz karakter belki de odur. O, seyircinin çocuklarına ulaşması için bir araç, bir dönüştürücü kablo görevi görür. Çocukların dünyasını biz yetişkinlere aktaran bir kablo… Tıpkı filmin açılış sekansı gibidir tüm film. Bu sekans boyunca Bachmann’ı görmeyiz. Kadraj dışından öğrencilerle konuşur. Fakat kamera sırayla bütün öğrencileri tarar. Hatta film çocukların evrenine dahil olmamızı, onlarla özdeşlik kurmamızı öylesine ister ki yakın planlarla onların en ufak mimik değişimini dahi yakalamamızı sağlar. Bu anlamda, dakikalarca Bachmann’ın sadece sesini duymamız film boyunca onun gerçek konumuna dair ipucu verir. Bunun yanında, onun hayat hikâyesine dair birtakım detayları da öğrendikçe aslında öğrencilerle arasında adı konulmamış bir bağının olduğun keşfediyoruz. Onun da göçmen bir aileden gelmesi, tüm bu göçmen çocuklarıyla kurduğu ilişki de bir katman daha yaratıyor. II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın kalkınmasında belki de en büyük paylardan birine sahip olan bu göçmen ailelerin, hiçbir yere ait hissetmeme durumlarının nasıl çocuklarına kalıtımsal olarak aktarıldığını görmek için de son derece yalın bir anlatı sunuyor bu film. Günümüz Avrupa’sının ve Avrupalılaşmanın bir anatomisi olmasının yanı sıra geleceğe dair de akıl yürüten film, bu yaşta yaşanılan sorunların, yalnızlaşmanın, öteki hissetmenin gelecekte doğuracağı aşırı sağ fikirlere, ırkçılığa ve filmde de bir sahneyle altı çizildiği üzere homofobiye nasıl kapı açtığını da tüm çıplaklığıyla sunuyor.

Üç saat otuz yedi dakikalık süresinin yarım saat gibi hissedildiği bu “epik” serüven sonunda size birçok arkadaş kazandıran ve duygusal olarak kendi içinizde de birçok kapı açan türden bir yapıt. Her tarafından inanılmaz bir incelik fışkıran ve bu inceliğini hiçbir noktada göze sokmaması ise en büyük başarılarından biri. Kendinizi bir Tsai Ming-liang filmi izler gibi kaptırdığınız anlardan oluşan bu anlatı belgeselcilik adına çok konuşulacak dokunuşlar barındırırken sizleri de bu dokunuşlarla kurduğu atmosfere davet ediyor. Her yönüyle dört başı mamur bu belgeselin belki de tek olumsuz tarafı film bittikten sonra sırtımıza yüklediği duygular ve Herr. Bachmann ile 6-B sınıfını film bittikten sonra sürekli özlüyor ve onları tekrar görmek için can atıyor olmamız. Umarız ki bu kasabaya yolumuz düşer ve artık çok iyi bildiğimiz bu sınıfın duvarındaki gitarları çalar, bateri çalan Hasan’a eşlik eder, umutsuzca mutfakta bir şeylerle uğraşan Ferhan’ı izleyip Jamie ile dans edebiliriz. Filmin ruhunu bozmamak adına karakterlerin derinliklerine dalmaktan çekinilen bu izlenim yazısını filmde sık sık duyduğumuz ve bir ortaokul öğrencisinin ağzından dökülebilecek en güzel aşk mektubuyla tamamlayalım. “Seni çok seviyoruz Herr. Bachmann.”

Civan Serhat Çevik

2001 Nisan doğumlu. ODTÜ'de Elektronik Mühendisliği'ni okumakta. Yeni form arayışlarına heyecanlanır, buna rağmen büyük bir Martin Scorsese hayranıdır. Sinemanın en önemsiz şeyler arasında en önemlilerinden biri olduğunu düşünür.

Etiketler: 40. İstanbul Film FestivaliHerr BachmannHerr Bachmann und seine Klasse
Civan Serhat Çevik

Civan Serhat Çevik

2001 Nisan doğumlu. ODTÜ'de Elektronik Mühendisliği'ni okumakta. Yeni form arayışlarına heyecanlanır, buna rağmen büyük bir Martin Scorsese hayranıdır. Sinemanın en önemsiz şeyler arasında en önemlilerinden biri olduğunu düşünür.

YazarınDiğer Yazıları

    59. Altın Portakal’dan #5: LCV ve Karanlık Gece

    59. Altın Portakal’dan #5: LCV ve Karanlık Gece

    7 Ekim 2022
    59. Altın Portakal’dan #4: İguana Tokyo ve Kar ve Ayı

    59. Altın Portakal’dan #4: İguana Tokyo ve Kar ve Ayı

    6 Ekim 2022
    59. Altın Portakal’dan #3: Kurak Günler ve Bomboş

    59. Altın Portakal’dan #3: Kurak Günler ve Bomboş

    5 Ekim 2022
Sonraki Yazı
Yaz Esintisine İhtiyacım Var! : Yazlık Filmler

Yaz Esintisine İhtiyacım Var! : Yazlık Filmler

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 

Hayat Bir Gün: Eternity And A Day (1998) 

Merve Çolak
28 Ocak 2026

Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

Kadın Şair ve Yazarları İşleyen Filmler

Tülay Işık Kalafat
27 Ocak 2026

Pusudaki Kötülük: Nuremberg (2025)

Pusudaki Kötülük: Nuremberg (2025)

Yaşar Gülveren
13 Ocak 2026

Görüntünün Yokluğunda Tanıklık: Sorry Baby (2025)

Görüntünün Yokluğunda Tanıklık: Sorry Baby (2025)

Tuba Büdüş
13 Aralık 2025

The Ugly Stepsister (2025) Üzerine Psikanalitik Bir Okuma

The Ugly Stepsister (2025) Üzerine Psikanalitik Bir Okuma

Serkan Kalender
10 Eylül 2025

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • Gönüllülük İlanları
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • LGBTİ
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • Ayvalık Film Festivali 2025
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In