Çizgi romanlardan beyazperdeye taşınan, yediden yetmişe herkesin en sevdiği süper kahraman olan Spiderman nihayet yeni filmiyle döndü. Filmin prömiyerindeki gösterim sonrası eleştirmenlerden gelen yorumlar ise oldukça olumlu.
Spider-Man: Brand New Day, Hollywood’daki Dolby Theatre’da düzenlenen ve ünlü yıldızları bir araya getiren dünya prömiyerinde ilk kez gösterildi. Gösterimin ardından sosyal medyada paylaşılan ilk düşünceler, filmin eleştirmenler tarafından oldukça beğenildiğini gösteriyor.
Yeni film, dünya çapında yaklaşık 2 milyar dolar hasılat elde eden 2021 yapımı Spider-Man: No Way Home’in bıraktığı yerden devam ediyor. Hikaye, Doktor Strange’in büyüsü sonucunda Peter Parker’ın MJ ve Ned dahil herkes tarafından unutulmasından 4 yıl sonra geçiyor, yani filmde yine bir zaman atlaması mevcut.
Kadroya yeni katılan isimlerden Stranger Things yıldızı Sadie Sink, kimliği sır gibi saklanan karanlık ve telepatik bir karaktere hayat veriyor. Yönetmen Cretton, Sink’in karakterinin neden gizli tutulduğunu şu sözlerle açıklıyor:
Filmi izlediğinizde bu gizemin nedenini anlayacaksınız. Bazı şeyleri önceden bilmemek seyir zevkini kat kat artırıyor.
Eleştirmenlerden İlk Yorumlar
Prömiyerin ardından sosyal medyada paylaşılan ilk yorumların büyük bölümü olumluydu. Fandango yazarı Erik Davis,
Film “önceki üçlemeye kıyasla çok daha derin, düşündürücü ve olgun” diye nitelendirerek şöyle devam ediyor: Film, bir yandan polisiye bir hikâye, bir yandan psikolojik gerilim, diğer yandan da harika bir dostluk komedisi. Hayranlara yazılmış gerçek bir aşk mektubu.
Eleştirmen Wendy Lee Szany ise :
Birinci sınıf aksiyon sahnelerini, gözyaşlarına boğan duygusal anlarla buluşturuyor.
Gazeteci ve sunucu Brandon Pope, film için bugüne dek izlediğim en Marvel Marvel filmi değerlendirmesini yaptı:
Destin Daniel Cretton, özellikle Sam Raimi dönemine saygı duruşunda bulunan, hem ruhlu hem de nefes kesici bir film ortaya koymuş. Hulk ve Punisher harika; büyük sürprizler de karşılığını veriyor.
Film eleştirmeni Peter Howell,
Çoklu evren karmaşasını bir kenara bırakıp bizi bildiğimiz ve sevdiğimiz çizgi roman köklerine geri götürüyor. Tom Holland nihayet Stan Lee’nin hayalindeki alaycı, iç dünyası çalkantılı ve aşk acısı çeken Peter Parker’ı tümüyle yakalamış.



























