Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Özel Dosyalar

(Bölüm 2) Sanatın ve Yaşamın Dili: Sinema

Fil'm Hafızası Fil'm Hafızası
6 yıl önce
Özel Dosyalar, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 32 min
0
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Amerikan Sinemasında Bir Ekol: Alfred Hitchcock (1899-1980)

Şişman ve albenisiz bir çocuk olan Hitchcock, çekingen ve obsesifti. Aşırı korumacı annesi, ‘ders vermek’ için polislerle anlaşıp Hitchcock’ı nezarete attıran bir babası ve ödevini yapmadı diye fiziksel şiddet uygulayan bir öğretmeni vardı. Çocukluğunda söz sahibi olamadığı ve kontrol edemediği hayatı yüzünden olsa gerek büyüyünce düzenli ve kontrolcü olmayı obsesyon haline getirdi. Takıntıları ve detaycılığının kariyerine büyük etkisi olacağını henüz bilmiyordu.

Gençlik dönemlerinde sinemaya merak sardı ve yirmili yaşlarında bir stüdyoda çalışmaya başladı. O sıralarda hayatını değiştirecek kadınla, Alma Reville ile tanıştı. Birkaç sene sonra evlendiği Alma ile yönettiği filmlerde beraber çalışıyordu. 1920’lerde çektiği bu ilk filmleri yeterli ilgiyi göremedi. Ancak üçüncü filmiyle yavaş yavaş kendi tarzını yakalamayı başardı ve günümüzde bilinen Hitchcock sinemasının temellerini attı.

Sesli sinemaya geçişle birlikte Hitchcock’ın yönettiği ilk sesli film aynı zamanda İngiltere için de bir ilk olma özelliği taşıyordu. Yavaş yavaş ünlenmeye başlayan başarılı yönetmen, öncüsü olduğu cameo rollerde görünmeye başladı. İkinci Dünya Savaşı’na kadar doğduğu topraklar olan İngiltere’de kalan Hitchcock, savaşın patlak vermesi ile birlikte Amerika’ya, Hollywood’a adımını attı. Yapımcı Selznick ve Bernstein’le yapımlar ortaya çıkaran Hitchcock, 1940’ların sonuna gelindiğinde bağımsız çalışmak istedi ve kendi yapım şirketini kurdu. Artık özgürdü. En kişisel ve en derin filmlerini 1950’li yıllarda çekmiş olan Hitchcock, Rear Window (1954), Vertigo (1958) ve North by Northwest (1959) filmleri ile döneme damgasını vurdu.

Yönetmenin belki de en dikkat çeken filmleri, sıradan insanların kendilerini olağanüstü durumlar içinde buldukları suç ve gerilim filmleriydi. Gerilim ustası olarak ün kazandı. Gerek döneminde gerekse günümüzde sektörden birçok insanı etkileyen filmlerin altına imzasını attı. Kariyerinin başında sessiz filmler de çektiği için görsel hikâye anlatımını her zaman diyaloğa tercih ederdi. Sahneleri o kadar güzel kurguluyordu ki her anıyla izleyiciyi tedirgin bir bekleyişin içine sürüklüyordu. Filmlerinde önemli olan son değil, hikâyenin gidişatıydı. Kamera açıları ve sahne seçimleriyle izleyicide kötü bir şeyler olacağının beklentisini yaratıp, onları tedirginliğin içine sürüklüyordu. İnsanları izledikleriyle iğrendirmekten hoşlanıyordu. Seyirciyi anlık sürprizlerle şaşırtmak yerine onları karakterlerin bilmediği bilgilerle donatarak duygusal olarak hikâyenin içine çekip gerilimi artırıyordu. 

Şahsına münhasır yönetmen, Ingrid Bergman, Grace Kelly, Janet Leigh, Doris Day, Cary Grant, James Stewart gibi birçok yıldızla çalışmasına rağmen yine de oyuncuların yetenekli olup olmamasının filme etki etmediğini savunuyordu. Başrol oyuncusunu filmin ortasında öldürmek de ancak Hitchcock’ın cesaret edebileceği bir şeydi. (Psycho, 1960). 

Sinema endüstrisine büyük katkıları olan yönetmen, 1960’tan sonra filmlerindeki gerilimi korkuya dönüştürdü. Psycho filminde ödipal kompleks ve transseksüelliğe değindi; Freud’a gönderme yaptı ve kişilik bölünmesini işledi. Bu da daha önce Amerikan sinemasında görülmemişti. Felaket filmlerinin başlangıcı sayılan The Birds (1963) ise, insanoğlunun doğal felaketler karşısındaki acizliğini vurguluyordu. Daha sonradan çektiği filmlerde sürpriz elementleri kullanmadan da gerilim yaratabilmeyi, korkuyu komedi havasında vermeyi başardı.

Neyi anlattığından çok nasıl anlattığıyla ön planda olan yönetmen, birbirinden değişik olay örgülerini gerilim yaratarak izleyiciye aktarmayı ve üzerinde yürüdüğü çizgisini kariyerinin sonuna kadar bozmamayı başarabildi. 1980 yılında vefat ettiğinde geride 359 dizi bölümü, 53 film ve sinema endüstrisine getirdiği yeniliklerle günümüze kadar uzanan bir miras bıraktı.

Efsane Karayılanoğlu Toka

Fil'm Hafızası

Sayfa 10 / 12
Önceki1...9101112Sonraki
Etiketler: Alman EkspresyonizmidışavurumculukFransız GerçeküstücülükFransız Şiirsel Gerçekçilik SinemasıFransız Yeni DalgaHindistan SinemasıHollywoodİTALYAN YENİ GERÇEKÇİLİĞİjapon sinemasıSovyet Kurgu Denemeleri
Fil'm Hafızası

Fil'm Hafızası

YazarınDiğer Yazıları

    5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

    5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

    3 Eylül 2026
    29. Uçan Süpürge’de Kaçırılmaması Gereken Filmler

    29. Uçan Süpürge’de Kaçırılmaması Gereken Filmler

    2 Haziran 2026
    45. İstanbul Film Festivali Günlükleri- 10

    45. İstanbul Film Festivali Günlükleri- 10

    18 Nisan 2026
Sonraki Yazı
İkilemlerin Esaretinde: La Arrancada (2019)

İkilemlerin Esaretinde: La Arrancada (2019)

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

MUBI Fest İzlenimleri

MUBI Fest İzlenimleri

Tuba Büdüş
7 Eylül 2026

Başka Türde Sevmek: Hüznün Derisi (2026)

Başka Türde Sevmek: Hüznün Derisi (2026)

Rabia Elif Özcan
5 Eylül 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı!

Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı!

Ekin Taneri
3 Eylül 2026

5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

Fil'm Hafızası
3 Eylül 2026

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Zeynep İlay Erken
16 Ağustos 2026

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In