Happy Together: Yeniden Başlayalım Mı?

Yaşanan bazı tatsız olayların ardından gelen pişmanlığı yenmek, bazen gürültülü hesaplaşmalara ya da yoğun dramatik anlara gereksinim duymayabilir. Yaramazlık yapan bir çocuğun af dilemesi, kavga etmiş arkadaşların aniden hiçbir şey olmamış gibi davranmaları ya da sürekli ayrılıp barışan bir çiftin “yeniden başlayalım” demesi. Böylesi anlar, sorun ne denli büyük olursa …

DEVAMI →

Vesikalı Yarim: Yeşilçam Melodramlarının Alametifarikası

Belli başlı oyuncuların yer aldığı belli başlı hikayelerde, aynı karakterler aynı cümleleri aynı seslerden yüzlerce kez dile getirmiştir Yeşilçam melodramlarında. İnsanlarımız bu seslere kulaklarını hiçbir zaman kapamamış, salonlara koşup aynı aşklara, aynı acılara ortak olmuş, üzülmüş, ağlamış ve tüm bu cefanın bir mükafatıymışçasına, her seferinde, hikayenin sonunda birbirine kavuşan çiftlerin …

DEVAMI →

Herkesin Sıkıntısı Kendine: Mayıs Sıkıntısı

Koza isimli kısa filmiyle sinema dünyasına giren Nuri Bilge Ceylan bu ilk filminde, fotoğrafçılıkla edindiği teknik kabiliyetini ve hassas gözünü sinema için konuşturmuş, imgelere yükledikleriyle birlikte kasabasında geçen hoş bir anlatı yaratmıştı. İlk uzun metrajı olan Kasaba ile birlikte dert edindiği şeyleri ortaya dökmeye başlayan Ceylan, minik bir ekiple yola …

DEVAMI →

Sokurov’un İki Kişilik Aileleri: Father and Son

Beni kurtardın, beni yine kurtardın. Kurtarmasaydın onlar öldürecekti, beni öldüreceklerdi. Günümüz sinemasının kuşkusuz en özgün ve saygıdeğer isimlerinden biri Aleksandr Sokurov. Andrei Tarkovsky”nin son röportajlarından birinde geleceğin sinema dehası olacağını müjdelediği Sokurov, ilerleyen yıllarda bu tespitin ne denli isabetli olduğunu on altı sinema filmi ve kırk kadar belgeselden oluşan devasa …

DEVAMI →

The Graduate: Kurallar Ne İçindi?

Zorlu bir kolej eğitimini geride bıraktıktan sonra geleceğini nasıl yapılandıracağına karar vermek üzere ailesinin yaşadığı Los Angeles’a dönen Benjamin, hayatıyla ilgili asıl zorlukların daha yeni başlıyor olduğundan habersizdir. O yalnızca karar verme sorumluluğundan uzak kalmanın, aklını kurcalayan gelecekle ilgili bütün sorulardan bir süreliğine kurtulmanın planlarını yaparken, almak zorunda olduğu kararlar …

DEVAMI →

Kurgu Nedir?: The Heart is Deceitful Above All Things

“The heart is deceitful above all things, and desperately wicked: who can know it?” Jeremiah 17:9 1996 yılında JT Leroy adlı 16 yaşındaki genç, kendi çocukluğuna ait kötü tecrübelerini anlattığı kitaplarıyla edebiyat tarihinde hiç de küçümsenmeyecek bir çıkış yakaladı. Eleştirmenler kitapları hakkında olağanüstü yorumlar yaptılar. İnsanlar şaşkınlık ve dehşet duyguları …

DEVAMI →

Nuovo Cinema Paradiso: Günlerin Getirdiğini Günler Götürür

Sonsuz Akdeniz görüntülerinden limon sepetinin olduğu bir masaya çekilir kamera. Yıllardır görmediği oğlunu arayıp Alfredo isimli eski bir dostun ölüm haberini vermek isteyen yaşlı bir kadın oturmaktadır bu masada. Telefonla ulaşmayı başaramasa da söyleyecekleri genç bir kadının dilinden ulaşacaktır artık ünlü bir yönetmen olan oğluna: – Annen aradı. Uzun uzun …

DEVAMI →

Casablanca

“Güçlü konusu, egzotik atmosferi, alıntı yapılabilecek kadar etkileyici diyalogları, muhteşem oyuncu kadrosunun başarılı performansı ve Max Steiner’in bestelediği duygu yüklü müziği ile Casablanca, 1940’ların Hollywood’unun ideal romansı*” mıdır? O değilse nedir? “İkinci Dünya Savaşı’nın yaklaşmasıyla tutsak Avrupa’daki gözler, umutla veya umutsuzlukla Amerika kıtasındaki özgürlüklere çevrilmişti. Lizbon, Amerika’ya gitmek için bir …

DEVAMI →

Bir Mulholland Drive Dramı: Silencio!

Lütfen David Lynch’in Mulhollad Dr. adlı filmini izlemeden önce okumayınız… Film Noir akımının önemli temsilcilerinden David Lynch, birçoğumuzun bildiği üzere, karanlık, simgelerle bezeli, Freudyen çözümlemelerle dolu, olay örgüsünün bulunmadığı, kolay kolay anlaşılamayacak, zaman ve mekan kavramlarının birbiri içinde kaybolduğu, ve aslında son derece “kişisel” filmler çeker. Hani öyle bir çeker …

DEVAMI →

Los Olvidados: Neorealizmin Buñuel Rüyaları

Los Olvidados görüntü itibariyle, sürrealist yönetmen Luis Buñuel’in ayrıksı filmlerle dolu filmografisindeki en ”normal” filmdir. Buñuel, sıradan insanların gündelik dertlerine değindiği filminde açlık, yoksulluk, toplumsal yozlaşma gibi temalara eğilerek düz anlamlardan ve gerçeklikten uzak filmlerinin aksine 1944 – 1952 yılları arasında etkisini gösteren İtalyan yeni gerçekçiliğinin izinden giden bir filme …

DEVAMI →