Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    April Story (1998)
    Romantik

    April Story (1998)

    Ayşe Yapışık
    1 saat önce
    Lessons of Darkness (1992)
    Film Önerileri

    Lessons of Darkness (1992)

    İpek Ömercikli
    3 gün önce
    Iron Boy (2026)
    Film Önerileri

    Iron Boy (2026)

    Tuba Büdüş
    4 gün önce
    Turna Misali (2021)
    Drama

    Turna Misali (2021)

    Tülay Işık Kalafat
    6 gün önce
    The Settlers (2023) 
    Biyografi - Tarih

    The Settlers (2023) 

    Merve Çolak
    1 hafta önce
    The Testament of Ann Lee (2025)
    Müzik - Müzikal

    The Testament of Ann Lee (2025)

    Yaşar Gülveren
    2 hafta önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • 63. Antalya Altın Portakal
    • 33. Altın Koza
    • Ayvalık Film Festivali 2026
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Birdenbire Kötüleşmek: All of a Sudden (2026)
    Eleştiri - İzlenim

    Birdenbire Kötüleşmek: All of a Sudden (2026)

    Ayşe Yapışık
    1 saat önce
    Antalya Altın Portakal Günlükleri – 3
    63. Antalya Altın Portakal

    Antalya Altın Portakal Günlükleri – 3

    Tuba Büdüş
    11 saat önce
    63. Antalya Altın Portakal Günlükleri – 2
    63. Antalya Altın Portakal

    63. Antalya Altın Portakal Günlükleri – 2

    Tuba Büdüş
    1 gün önce
  • HABERLER
    Altın Portakal Dünyanın Vicdanı Oldu
    Haberler

    Altın Portakal Dünyanın Vicdanı Oldu

    Ayşe Şimal Gürdamar
    6 dakika önce
    Sinema Profesyonelleri Film Forum’da Tecrübelerini Paylaştı
    Haberler

    Sinema Profesyonelleri Film Forum’da Tecrübelerini Paylaştı

    Ayşe Şimal Gürdamar
    34 dakika önce
    Altın Portakal Heyecanında İki Film Daha Seyirciyle Buluştu
    Haberler

    Altın Portakal Heyecanında İki Film Daha Seyirciyle Buluştu

    Ayşe Şimal Gürdamar
    57 dakika önce
  • KISA FİLMLER
    Kötü Bir Gün (2024)
    Kısa Filmler

    Kötü Bir Gün (2024)

    Ayşe Şimal Gürdamar
    5 gün önce
    The Party (2016)
    Kısa Filmler

    The Party (2016)

    Ekin Taneri
    3 hafta önce
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    6 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Erotik
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    April Story (1998)
    Romantik

    April Story (1998)

    Ayşe Yapışık
    1 saat önce
    Lessons of Darkness (1992)
    Film Önerileri

    Lessons of Darkness (1992)

    İpek Ömercikli
    3 gün önce
    Iron Boy (2026)
    Film Önerileri

    Iron Boy (2026)

    Tuba Büdüş
    4 gün önce
    Turna Misali (2021)
    Drama

    Turna Misali (2021)

    Tülay Işık Kalafat
    6 gün önce
    The Settlers (2023) 
    Biyografi - Tarih

    The Settlers (2023) 

    Merve Çolak
    1 hafta önce
    The Testament of Ann Lee (2025)
    Müzik - Müzikal

    The Testament of Ann Lee (2025)

    Yaşar Gülveren
    2 hafta önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • 63. Antalya Altın Portakal
    • 33. Altın Koza
    • Ayvalık Film Festivali 2026
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    Birdenbire Kötüleşmek: All of a Sudden (2026)
    Eleştiri - İzlenim

    Birdenbire Kötüleşmek: All of a Sudden (2026)

    Ayşe Yapışık
    1 saat önce
    Antalya Altın Portakal Günlükleri – 3
    63. Antalya Altın Portakal

    Antalya Altın Portakal Günlükleri – 3

    Tuba Büdüş
    11 saat önce
    63. Antalya Altın Portakal Günlükleri – 2
    63. Antalya Altın Portakal

    63. Antalya Altın Portakal Günlükleri – 2

    Tuba Büdüş
    1 gün önce
  • HABERLER
    Altın Portakal Dünyanın Vicdanı Oldu
    Haberler

    Altın Portakal Dünyanın Vicdanı Oldu

    Ayşe Şimal Gürdamar
    6 dakika önce
    Sinema Profesyonelleri Film Forum’da Tecrübelerini Paylaştı
    Haberler

    Sinema Profesyonelleri Film Forum’da Tecrübelerini Paylaştı

    Ayşe Şimal Gürdamar
    34 dakika önce
    Altın Portakal Heyecanında İki Film Daha Seyirciyle Buluştu
    Haberler

    Altın Portakal Heyecanında İki Film Daha Seyirciyle Buluştu

    Ayşe Şimal Gürdamar
    57 dakika önce
  • KISA FİLMLER
    Kötü Bir Gün (2024)
    Kısa Filmler

    Kötü Bir Gün (2024)

    Ayşe Şimal Gürdamar
    5 gün önce
    The Party (2016)
    Kısa Filmler

    The Party (2016)

    Ekin Taneri
    3 hafta önce
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    6 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Eleştiri - İzlenim

Birdenbire Kötüleşmek: All of a Sudden (2026)

Ayşe Yapışık Ayşe Yapışık
1 saat önce
Eleştiri - İzlenim, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 9 min
0
0
Birdenbire Kötüleşmek: All of a Sudden (2026)
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

“Paylaştığımız sözlere ihanet etmeden konuşmak ve yaşamak. İşte bu benim yeminim ve Makiko’ya verdiğim sözü tutma biçimim.”

Antropolog Maho Isono, kaybettiği dostu filozof Makiko Miyano’ya duyduğu minneti bu sözlerle dile getirir. İki kadının dostluğu, 2018 yılında Fukuoka’da bir sempozyumda başlar. Hem düşünsel hem de duygusal anlamda yakınlaşan iki kadın, 2019 yılında mektuplaşmaya başlar. O dönemde ileri evre meme kanseriyle mücadele eden Makiko’nun yaşamının birdenbire son bulma ihtimali, başlangıçta hastalık üzerine kurulmayan bu mektuplaşmanın zamanla merkezine yerleşir. Maho ve Makiko, bir insanın yaşamına ilişkin bilimsel risklerin o insanın hayatını nasıl yaşayacağını ne ölçüde belirleyebileceğini beraberce sorgularlar. Ancak Makiko’nun 22 Temmuz 2019’da hayatını kaybetmesiyle mektuplaşmaları son bulur. Mektuplar, aynı yılın eylül ayında onun ölümünün ardından Birdenbire Kötüleşmek ismiyle yayımlanır.

Yönetmen Ryusuke Hamaguchi, verdiği bir söyleşide iki kadının dostluğundan ve aralarındaki yakınlıktan etkilendiğini dile getirir. Ancak iki insan arasında kurulan böylesine sahici bir ilişkinin yeniden kurgulanması ve perdeye aynı doğallıkla aktarılması kolay değildir. Nitekim Hamaguchi sinemasında uzun diyaloglar, beklenmedik karşılaşmalar ve iki insanın birbirinde bulduğu yakınlık önemli bir yer tutar. Karakterler birbirleriyle konuştukça yalnızca karşılarındakini değil, kendilerini de yeniden tanımaya başlarlar. Bu yakınlığın seyirciye sahici gelmesini sağlayan şey de yalnızca konuşmaların kendisi değil, o konuşmalar sırasında kurulan bağdır.

Nihayetinde iki kadının insanın içini ısıtan dostluğunun hikayesi, Hamaguchi sinemasında başka bir biçimekavuşur ve All of a Sudden (2026) filmine dönüşür. Hikâye, ağırlıklı olarak demans hastalarının yaşadığı Özgürlük Bahçesi adlı özel bir bakım merkezinde başlar. Merkezin müdürü Marie-Lou Fontaine, Humanitude isimli, bakım alan kişilerin insanlık onurunu esas alan bir yaklaşımı uygulamaya çalışırken kurum içerisinde çeşitli çatışmalar yaşanır. Bir gün Tomoki isimli otizmli bir gençle karşılaşması üzerine Japon tiyatro yönetmeni Mari ile de tanışmış olur. Böylece iki kadın arasında, tüm güzellikleri ve eksiklikleriyle birdenbire gelişen bir dostluk başlar. Bu yakınlık adeta her şeyin tek düzeleştiği günümüzde gerçek duygulara dair bir umut, bir ihtimal taşır.

Uzun yürüyüşlerin, derinlikli konuşmaların, yaşama ve ölüme dair paylaşımların merkezinde gelişen bu dostluk, artık kendisini ölüme hazırlayan Mari’nin yaşamına beklenmedik bir anlam katar. Ve biz birbirinden kilometrelerce uzakta doğup büyüyen iki farklı kadının dostluğunda kendi yaşamlarımıza dair izler buluruz.

Başrol oyuncuları Virginie Efira ve Tao Okamoto’ya 79. Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getiren All of a Sudden, bizlere giderek uzaklaştığımız mucizevi karşılaşmaların ihtimalini hatırlatır.

Birdenbire Ağırlaşan

All of a Sudden. Bana kalırsa filmin ismi oldukça yerinde bir seçim. Çünkü hikâyede pek çok şey birdenbire gerçekleşir. Mari ve Marie-Lou’nun karşılaşması, aralarında hızla gelişen dostluk, Mari’nin hastalığının ağırlaşması ve karakterlerin hayatlarında başlayan dönüşüm. Fakat bütün bu aniliğin içinde tuhaf bir yavaşlık, giderek hissedilen bir ağırlık vardır. Karakterler sanki kendilerini neyin beklediğini bilir ama bunun ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bilmezler. Bu belirsizlik, her birinin kendi hayatında taşıdığı ağırlıkları daha da belirginleştirir.

Birbirlerinden oldukça farklı ama aynı zamanda benzerlikler taşıyan bu iki kadın, kendi yaşamlarında farklı biçimlerde hissettikleri ağırlıkları, yargılanma kaygısı duymadan birbirlerine açarlar. Aralarında birdenbire gelişen yakınlık onları şaşırtmaz. Sanki hayatın beklenmedik gelişmelerine alışmış, onları olduğu gibi kucaklamayı öğrenmiş iki insanla karşı karşıyayızdır. Belki de filmin büyüsünü oluşturan şey tam olarak budur. Çünkü henüz birbirini tanıyan iki insanın böylesine hızlı yakınlaşması hem son derece gerçek hem de neredeyse gerçek dışı hissettirir. Zamanla birbirlerine yaralarını gösterirler, farklı hayatlarda benzer yaralardan sızan dertlerini birlikte yaşamaya başlarlar.

Humanitude ve Bakım Etiği

Hikâyenin anlatımında önemli bir yer tutan Humanitude, bakıma ihtiyaç duyan kişinin iradesini ve ihtiyaçlarını göz ardı etmeden, insana insanca yaklaşmayı savunan gerçek bir bakım yöntemidir. Bakmak, konuşmak, dokunmak ve kişinin mümkün olduğunca dik durmasını desteklemek gibi temel ilkelere dayanır. Marie-Lou, bakım merkezindeki hastaların yalnızca tıbbi müdahalelerin nesnesi olmaması gerektiğini savunurken hemşire Sophie, bu yaklaşımın mevcut çalışma koşullarında uygulanabilirliğini sorgular. Bu çatışma yalnızca bakım merkezindeki farklı düşünceleri değil, karakterlerin kendi geçmişleri ve vicdanlarıyla kurdukları bağı da görünür kılar. İnançları, bir noktada kendi hayatlarında taşıdıkları vicdan azaplarıyla mücadele etme biçimine dönüşür. Ancak Humanitude yaklaşımı, yalnızca bakıma ihtiyaç duyan insanların değil, sağlıklı bedenlere sahip olanların da yaşamlarını ve insan ilişkilerini sorgulamamıza olanak tanır. Giderek gelişen ve değişen hayatlarımızda zayıflayan iletişim becerilerimizi, birbirimize temas etmeyi, gerçekten bakmayı ve dinlemeyi ne ölçüde unuttuğumuzu düşündürür. Böylece bakım, yalnızca hastalıkla ilişkilendirilen bir ihtiyaç olmaktan çıkarak insan olmanın en temel gereksinimlerinden birine dönüşür.

Hamaguchi sinemasından aşina olduğumuz katmanlı karakterleri ve onların dönüşümlerini All of a Sudden‘da da görmek mümkündür. Hatta karakterleri öylesine yakından tanıyormuşuz gibi hissederiz ki onları yargılamak ya da yaşadıkları çatışmalara bir çözüm bulmak yerine, nedenlerini anlamaya çalışırız. Hamaguchi’nin Humanitude yaklaşımını kusursuz bir çözüm olarak sunmaması da bu anlayışın bir parçasıdır. Çünkü Marie-Lou, hastaların ihtiyaçlarını ve bireyselliklerini gözetmek için mücadele ederken hem kendi ihtiyaçlarını hem de birlikte çalıştığı insanların ihtiyaçlarını görmezden gelir. Böylece filmin en önemli çelişkilerinden biri ortaya çıkar: Kendi bakım ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan insanlar, başkalarına nasıl en insani şekilde bakım verebilir?

Oldukça bireysel bir bakım yaklaşımını savunan Marie-Lou, çalışanlardan kolektif bir çaba bekler. Ancak bu çabanın da başlı başına bir bakım gerektirdiğini başlangıçta fark edemez. Bana kalırsa filmin bakım etiğine ilişkin en güçlü tartışması da burada ortaya çıkar. Çünkü bakım, yalnızca hastaların çerçevesinde gelişen bir ihtiyaç olmaktan çıkar. Her insanın, hayatının farklı dönemlerinde farklı biçimlerde bakıma ihtiyaç duyduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Belki de Marie-Lou’nun bu yaklaşımı ısrarla savunmasının nedeni budur. Hafızalarını, öz kontrollerini ve kendilerini tanımlama becerilerini giderek kaybeden insanlar bile aslında doğdukları andan beri ihtiyaç duydukları bir şeyleri aramaktadır: Bakımı, görülmeyi ve anlaşılmayı.

Bakımın karşılıklı bir ilişkiye dönüşmesini ise en belirgin biçimde Mari ve Marie-Lou’nun dostluğunda görürüz. Marie-Lou, Mari’nin bedensel ihtiyaçlarına karşılık verirken Mari de onun duygusal yüklerini hafifletir. Böylece bakım verenle bakım alan arasındaki keskin sınırlar giderek silikleşir. İki kadın birbirlerini iyileştirmekten çok, birbirlerinin yaralarını görmeyi ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenir.

İmkânsızı Mümkün Kılmak

Mari ve Marie-Lou’nun yakınlaşmalarında önemli bir yere sahip olan Yakından Bakıldığında Kimse Normal Değildir oyunu, aynı zamanda filmin düşünsel omurgasını oluşturan anlatılardan biridir. İtalyan psikiyatrist Franco Basaglia’nın düşüncelerini ve psikiyatri alanındaki mücadelesini ele alan oyun, kimin sağlıklı, kimin hasta ve kimin normal kabul edildiğini sorgular. Mari ise sahnede savunduğu düşüncelerin gerçek hayatta karşılık bulmasını ister. Gerçekleşmesinin neredeyse imkânsız olduğunu bildiği bu ideale inanır. Kendi hayatı ve hastalığıyla da bağdaştırdığı bu düşünce, hikâyenin taşıyıcı meselelerinden birine dönüşür. Seyirci, imkânsızı mümkün kılmanın ve kılamamanın çatışmasını Mari üzerinden deneyimler.

Oyunun ilk sahnelemesinde inanılan ideal, bir mucizeye yakın dururken filmin finalinde Gorō aynı oyunu bakım merkezinin bahçesinde sergilediğinde imkânsızın tanımı silikleşir ve bir ihtimale dönüşür. Sahnedeki düşünce, gerçek yaşamda karşılığını bulur. İnsanlar arasında var olan keskin kategoriler belirsizleşir. Bakım verenle bakım alanın, oyuncuyla seyircinin arasındaki sınırlar ortadan kalkmaya başlar. Herkes aynı bütünün bir parçasına dönüşür. Bence filmin görsel ve anlatısal açıdan doruk noktasına ulaştığı yer de burasıdır. Çünkü Hamaguchi, uzun uzun tartışılan bir düşünceyi bu kez kelimelerle değil, insanların birbirleriyle kurdukları ilişki üzerinden görünür kılar. İmkânsızın mümkün hâle gelmesi, tek bir kişinin yarattığı mucizeden ziyade kolektif bir deneyime dönüşür.

Yaşananlar karşısında Mari duygularını gizleyemez. Kendisinin mümkün kılmaya çalıştığı o imkânsızlık, gözlerinin önünde mümkün olmuştur. Fakat belki de asıl mucize, Mari’nin kendi içinde gerçekleşendir. O ana kadar ölümünü kabullenmiş görünen Mari, Marie-Lou’ya dönerek yaşamak istediğini dile getirir.

O anda hikâye sanki tersten akmaya başlar. Seyirci olarak Mari’ye dair içimizde bir umut doğar. Sanki onun yaşamak istemesi, yaşaması için yeterli olabilecekmiş gibi hissederiz. Oysa Mari, hastalığının kaçınılmaz sonunu bilmektedir. Buna rağmen içinde yeniden yaşama arzusu belirir. Bence burada önemli olan, yaşamak istemenin ölmek istememekten çok farklı olmasıdır. Mari’nin haykırışında yalnızca ölüm korkusu değil, yaşamın kendisine duyulan bir özlem vardır. Bu yüzden o an hem büyük bir mutluluk hem de derin bir hüzün taşır.

Belki de filmin en büyük mucizesi, ölümü engelleyemese de yaşamı yeniden arzulamayı mümkün kılmasıdır.

Yaşamın ve Ölümün Kıyısında

Ve sonunda Mari’yi kaçınılmaz sona uğurlarız. Hikâyeye sessizce giren Mari, yine sessizce çıkar hayatımızdan. Ne bir cenaze töreni ne de gözyaşları eşlik eder gidişine. Mari’nin gidişi yalnızca bedenseldir. Bakım merkezinin bahçesinde hastaların kendi bedenleriyle yeniden bağ kurmaları için gösterdiği egzersizler, ondan sonra da devam eder. Marie-Lou’nun kendisiyle kurduğu bağ güçlenmiş, bakım merkezinde savunduğu yaklaşım artık daha fazla kabul görmeye başlamıştır. Mari, adeta gerçekleştiremediği kendi imkânsızını başka bir imkânda var etmeyi başarmıştır.

Mari, Marie-Lou’ya kendi hayatını ve dönüşümünü anlattığı, belki de çocukluğuna dair en berrak anılarını taşıyan o yerde huzura kavuşur. Bir zamanlar aynı tepede, dağların ardına bakarken Marie-Lou’ya eski bir arkadaşından söz etmiştir. Birbirine oldukça yakın olan iki insanın, zamanla yaşamın savurganlığı karşısında nasıl bambaşka yollara savrulduğunu anlatır. Mari’ye en yakın hissettiğim an da budur. Çünkü belki de hayatında hiç kimseye tam anlamıyla sahip olamamış, ölüme yaklaştığı bir anda bulduğu dostluğun da kısa süre sonra sona ereceğini bilen bir insan görürüz karşımızda. Ve o anda Mari, yıllar önceki dostuna döner. Onun tutkularına anlam veremese de yalnızca Mari’ye duyduğu sevgiden dolayı yanında olan o arkadaşına…

Mari, o an adeta geçmişle şimdi arasında bir köprü kurar ve o köprüde yavaş yavaş yürür. Ağzından dökülen kelimeler, içinde taşıdığı duygulardan çok farklı gibidir. Ama belki de bazı şeylerin söylenmesinin artık bir önemi kalmamıştır. Sadece oradadırlar. Ve konuşulmasalar da güzeldirler.

KAYNAKÇA:

Maho Isona, All of a Sudden: Twenty Letters Between a Philosopher Living with Terminal Cancer and a Medical Anthropologist.

https://mahoisono.com/en/publications/when-life-suddenly-takes-a-turn/?utm_

Prakash. Inneey. Ryusuke Hamaguchi on All of a Sudden. 2026.

https://www.filmcomment.com/article/interview-ryusuke-hamaguchi-on-all-of-a-sudden/?utm_

DementiaHub. Understanding the Four Pillars of Humanition.

https://www.dementiahub.sg/living-well-with-dementia/understanding-the-four-pillars-of-humanitude/

Ayşe Yapışık

2002 yazının kavurucu bir gününde Mardin’de doğdu. Yaşamının çoğunluğu kendisini anlatmakla geçti. Şu aralar kendini dinlemeye yöneldi. Bahçeşehir Üniversitesi Reklamcılık bölümünde halen öğrenci. Yaşamın gerçekliğinin ağır geldiği noktalarda sanata sığınıyor. Wong Kar-Wai sineması hayranı. Kedilere, müziğe ve İstanbul Boğazı’na aşık.

Etiketler: 79.Cannes Film FestivaliBirdenbireBirdenbire KötüleşmekFranco BasagliaHumanitude Bakım EtiğiKyozo NagatsukaMaho IsonoMakiko MiyanoRyûsuke HamaguchiSoudainSoudain All of a SuddenTao OkamotoVirginie EfiraYakından Bakıldığında Kimse Normal Değildir
Ayşe Yapışık

Ayşe Yapışık

2002 yazının kavurucu bir gününde Mardin’de doğdu. Yaşamının çoğunluğu kendisini anlatmakla geçti. Şu aralar kendini dinlemeye yöneldi. Bahçeşehir Üniversitesi Reklamcılık bölümünde halen öğrenci. Yaşamın gerçekliğinin ağır geldiği noktalarda sanata sığınıyor. Wong Kar-Wai sineması hayranı. Kedilere, müziğe ve İstanbul Boğazı’na aşık.

YazarınDiğer Yazıları

    April Story (1998)

    April Story (1998)

    28 Ekim 2026
    Yalçın Çiftçi ile Pirlerin Düğünü (2025) Üzerine Söyleşi

    Yalçın Çiftçi ile Pirlerin Düğünü (2025) Üzerine Söyleşi

    26 Eylül 2026
    Kalan Yas: On The Beach At Night Alone (2017)

    Kalan Yas: On The Beach At Night Alone (2017)

    13 Ağustos 2026
Sonraki Yazı
April Story (1998)

April Story (1998)

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

1. Çatalca Film Festivali Günlükleri – 2

Adana Altın Koza Ulusal Kısa Film İzlenimleri

Tuba Büdüş
4 Ekim 2026

Filmekimi’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

Filmekimi’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

Fil'm Hafızası
22 Eylül 2026

MUBI Fest İzlenimleri

MUBI Fest İzlenimleri

Tuba Büdüş
7 Eylül 2026

5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

Fil'm Hafızası
3 Eylül 2026

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Zeynep İlay Erken
16 Ağustos 2026

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • İlanlar
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • 63. Antalya Altın Portakal
    • 33. Altın Koza
    • Ayvalık Film Festivali 2026
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • 32. Altın Koza
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In