Ankara’da bu yıl 14’üncüsü düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali, yalnızca bir sinema etkinliği olmanın ötesine geçerek, kültürel katılımın herkes için mümkün olduğu bir alan yaratma iddiasını bir kez daha güçlü biçimde ortaya koydu.

Festival kapsamında gerçekleştirilen Uluslararası Kısa Film Yarışması’nın ödül töreni, sanatın birleştirici gücünü ve erişilebilirliğin dönüştürücü etkisini gözler önüne seren anlamlı bir geceye dönüştü.
Goethe-Institut’te düzenlenen törene yerli ve yabancı sinemacılar, yapımcılar ve çok sayıda sanatsever katıldı. Her ayrıntısı erişilebilirlik gözetilerek tasarlanan organizasyon; işaret dili tercümesi, sesli betimleme ve çok dilli çeviri olanaklarıyla farklı ihtiyaçlara sahip izleyicileri aynı çatı altında buluşturdu. Festivalin temel mottosu olan “Bir arada film izlemek mümkün” ifadesi, bu özel gecede somut bir karşılık buldu.
Seçici kurulda sinema araştırmacısı Theresa Heath, yönetmen Emre Yalgın ve Linda Rödel Çiftçi’nin yer aldığı yarışmada, farklı coğrafyalardan gelen yapımlar ödüller için yarıştı. Jürinin değerlendirmesi sonucunda ödüller dört ana kategoride sahiplerini buldu. “Seyirci Özel Ödülü”, İranlı yönetmen Ronak Jafari’nin yönettiği Anka Tüyü filmine verilirken, “En İyi Senaryo Ödülü” Lübnanlı yönetmen Samir Syrani’nin imzasını taşıyan Ya Bu Gece Burayı Bombalarlarsa? adlı yapımın oldu. “En İyi Yönetmen Ödülü” İranlı yönetmen Mehdi Mirbagheri’nin Mış Gibi filmiyle kazanılırken, gecenin en prestijli ödülü olan “En İyi Film Ödülü” ise Sırp yönetmen Ana Vucicevic’in Çukur Havuz adlı filmine takdim edildi.
Festival yönetmeni Kıvanç Yalçıner, törende yaptığı konuşmada yalnızca sinemanın değil, toplumsal yaşamın da daha kapsayıcı bir anlayışla yeniden düşünülmesi gerektiğine dikkat çekti. Yalçıner’in sözleri, festivalin temel yaklaşımını özetler nitelikteydi: Farklılıkların birer engel değil, birlikte üretmenin ve çoğalmanın imkânı olarak görülmesi gerektiği fikri, gecenin ruhunu belirleyen ana eksen oldu. Yalçıner, tek sesliliğin değil çoğulluğun beslenmesi gerektiğini vurgulayarak, daha adil ve zengin bir ortak yaşamın ancak bu perspektifle kurulabileceğini ifade etti.
Festivalin hayata geçirilmesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Goethe-Institut gibi önemli kurumların desteği dikkat çekerken, organizasyonun sürdürülebilirliği de bu çok paydaşlı yapının gücünü ortaya koydu. Katkı sunan kurumlara ve festival ekibine teşekkür eden Yalçıner, 14 yıldır kesintisiz devam eden bu yolculuğun kolektif bir emeğin ürünü olduğunu dile getirdi.

Kapsayıcılığın Sahnede Somutlaştığı Bir Festival
Törende söz alan Goethe-Institut Ankara Direktörü Petra Köppel-Meyer, Engelsiz Filmler Festivali’nin Türkiye’de bu alanda benzersiz bir örnek oluşturduğunu belirtti. Erişilebilir sinema üretiminin yalnızca teknik bir mesele olmadığını, aynı zamanda güçlü bir inanç ve kararlılık gerektirdiğini vurgulayan Meyer, festivalin 14 yıl boyunca devam edebilmiş olmasının arkasında bu iradenin bulunduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas ise kültürel alanların hâlâ pek çok engel barındırdığına dikkat çekerek, festivalin bu engelleri görünür kılma ve aşma konusunda önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Vilcinskas’a göre Engelsiz Filmler Festivali, yalnızca bir etkinlik değil; aynı zamanda kapsayıcı bir kültür politikası anlayışının sahadaki en güçlü örneklerinden biri.
Festival boyunca gösterilen filmler, yalnızca estetik başarılarıyla değil, aynı zamanda taşıdıkları hikâyeler ve perspektiflerle de öne çıktı. Farklı ülkelerden gelen yönetmenlerin anlatıları, izleyicilere hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yeni düşünme alanları açtı. Özellikle ödül kazanan yapımlar, sinemanın evrensel dilini kullanarak sınırları aşan güçlü anlatılar sundu.
Engelsiz Filmler Festivali, bu yılki organizasyonuyla bir kez daha şunu hatırlattı: Sanat, doğru koşullar sağlandığında herkes için erişilebilir ve dönüştürücü bir deneyime dönüşebilir. Festivalin yarattığı bu ortak alan, yalnızca sinema dünyası için değil, daha kapsayıcı bir toplum hayali kuran herkes için ilham verici bir örnek olmaya devam ediyor.























