Geçmişten Bugüne Filmekimi’nde Gösterilmiş 14 Önemli Film

2002’de İstanbul Film Festivali’nin küçük kardeşi olarak 15 filmlik bir seçkiyle doğan Filmekimi, artık sonbaharın vazgeçilmezlerinden biri. Havanın soğuması ve yağmurların başlamasıyla beraber, yeni Filmekimi programının açıklanması da beklenmeye başlanıyor. Her yıl daha da artan film sayısı ve ilgiyle ekimin bu on günü, artık buram buram sinema kokuyor. Böylece sezona …

DEVAMI →

Filmekimi 2016 Film Önerileri

Sonbaharın renkleriyle Ekim’e konuk olan bir etkinlik: Filmekimi. Bu sene 7 ile 16 Ekim tarihleri arasında düzenleneceği duyurulan Filmekimi’nin programı açıklanınca, Fil’m Hafızası ekibi olarak olmazsa olmazlarımızı listeledik, “Bu filmleri neden izlemeliyiz?” sorusunun peşine düştük. Kendimizi bulmak, çok sevdiğimiz yönetmenlerle beyazperdede göz göze gelmek, aradığımız duyguların özlemini gidermek, sinemayı çok …

DEVAMI →

‘A’ De Bakayım, Şimdi Bir de B-Movie

Sinema terminolojisine ‘Double Bill’ – tek seferde gösterilen iki film/iki film birden – olarak giren B-Movie (B-Film), başlı başına ayrı hayal dünyalarına açılan bir kapı. Çok limitli imkânlarla çekilen B tipi filmlerin resmedilebileceği veya herhangi bir tanımlamaya sokulabileceği keskin çizgileri ise bulunmamakta. Fakat aklınıza hemen ‘Grindhouse’ tanımlı, izbe salonlarda gösterilen …

DEVAMI →

Bir Sahne: Peşinde Koşulan Amy’ler

Çoğu kişiye garip gelse de hayatta herkesin karşısına en az bir tane önemli fırsatın çıktığına inanan biriyim. Tabii bu fırsatı yakalamak için önce görebilmek, sonra da değerlendirebilmek gerek ki bu iki unsur da başlı başına önemlidir. Çünkü birey, o fırsatı aramıyorsa veya nasıl göreceğini bilmiyorsa fark edemez. Benzer şekilde yakaladıysa …

DEVAMI →

Winter Is Coming: İskandinav Sineması

  Sert iklim koşullarının etkisiyle bir nevi karanlık dehlizlere hapsolan, doğayla etkileşim hâlinde kalıp gelgitler yaşayan ve ruhları bu yönde şekillenen karakterleriyle meşhur İskandinav Sineması, henüz keşfetmemiş olanlar için engin bir deniz. Minimal, yalın, varoluşçu yaklaşımıyla birçok ülke sinemasından ayrılan ve Victor Sjöström, Mauritz Stiller, Ingmar Bergman, Carl Theodor Dreyer …

DEVAMI →

Onun Adı Bourne, Jason Bourne

Bourne’u sevme nedenlerimiz oldukça fazla. Sonuçta 2000’lerin aksiyon sinemasını, zamanına uygun olarak yeniden tanımlayan bir seriden bahsediyoruz. Kısaca özetlemek gerekirse; bir hafıza kaybı sonucu geçmişiyle bağlantısı kopan ama bir süper asker olarak yetiştirildiği her hamlesinden belli olan bir ajan, Jason Bourne. Onun Bond veya Hunt gibi meslektaşlarından çok önemli bir …

DEVAMI →

Dört Dörtlük Bir Modern Fabl: Zootopia

Son zamanlarda yurt içinde ve dışında gerçekleşen olaylar, beni beynimin dipsiz kuyularında uzun yolculuklara çıkartıyor. Tarih, felsefe, politika, teoloji, antropoloji… Bunları aynı potada eriterek düşünmeye çalışıyorum “İnsanlık nereye gidiyor?” diye. Kısıtlı bilgi birikimim insan aklımla birleşince bir yerde tıkanıyorum. Böyle zamanlarda değişik bir bakış açısı, bir nebze olsun ferahlatıyor zihnimi; …

DEVAMI →

İnsanlığın En Büyük Utancı: Shame

Kaybedilen kişi size ne kadar yakınsa o kadar hayatınızı etkilediğini hiç fark ettiniz mi? Bir arkadaşınızın dedesi ölse yine üzülürsünüz ama bu üzüntü birkaç dakikayı geçmez. Ya kendi dedeniz ölse? Bir hafta mı, yoksa daha uzun mu? Ya babanız, anneniz, kardeşiniz, can arkadaşınız, eşiniz, çocuğunuz? İnsanı diğer canlılardan ayıran en …

DEVAMI →

Bir Sahne: Uçup Giden Fanteziler

Gerçekler ve hayaller…Hemen herkesin içinde bulunduğu büyük ikilem. Üstelik gün geçtikçe içinden çıkılması daha da zorlaşıyor. Dijital hayatın şiddeti giderek artan imaj bombardımanı altında, her tarafımız hayallerle çevrili. Diziler, filmler, kitaplar, şarkılar, dergiler, billboardlar, internet siteleri, mobil uygulamalar… Hepsi bize kendi hayallerini satmaya çalışıyor. Oysaki hepsinin karşısında birbirinden son derece …

DEVAMI →

Bir Bireyin Sessiz Çığlığı: Hedi

Hedi ile bir kız isteme merasiminde tanışırız. Damat adayı olarak annesinin yanına kurulmuş, sessizce konuşulanları dinlemektedir. Ziyaret boyunca hiç sesini çıkarmayan Hedi, eve gelince annesine çıkışır: “Neden resim yaptığımı söyledin? Ben portre çalışmıyorum ki!” Annesi de “Ne var ki çiziversen.” deyiverir. Bu küçük sahne, bu yıl Berlin’den Gümüş Ayı ve …

DEVAMI →